Yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde yetişen, ancak Malatya ve civarında yoğun olarak üretimi yapılan kayısı, şu günlerde evlerimizin ve sofralarımızın en önemli çeşnilerinden biri oldu. Güzel görüntüsü ve nefis lezzetinin yanı sıra kayısı; kansızlık, sinir zaafiyeti ve zihinsel yorgunluklara karşı da tam bir şifa kaynağıdır. Kayısı ve şeftalinin portakalımsı rengi A vitaminin göstergesidir. Kayısı en önemli antioksidanlardan beta-karoten içerir. Kan basıncını düzenler, eriyebilen lif ve demir açısından çok zengindir. Potasyum ihtiyacını karşılamanın en kolay yolu kurutulmuş kayısı yemektir. Taze veya kurutulmuş kayısı istendiği kadar yenebilir. Bir avuç kurutulmuş kayısı, yetişkinlerin günlük potasyum ihtiyacının %20''sini karşılar. Kayısı, yetişkin kadınların demir ihtiyacının %10''unu, erkeklerin demir ihtiyacının % 20''sini karşılar. Kurutulmuş kayısı, C vitamini içeren başka besinlerle birlikte tüketilirse, kayısıdaki demirin vücutta tutulması sağlanır.
Haşlanmış veya pişirilmiş kayısı, beta-karoten içeriğini korur. Parlak sarı veya turuncu renkteki kuru kayısılar yüksek miktarda sülfürdioksit taşıdıkları için astım şikayeti olanlara tavsiye edilmez. Kuru kayısı alırken koyu renkli ve şekilsiz olanlar, koruyucu madde içermeyenler tercih edilmelidir.
Diğer faydaları: Şekerpare, İmrahor, Hacıkız, Darende, Muhittinbey gibi çeşitleri olan kayısının diğer faydaları da şunlar: Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Beyin yorgunluğunu geçirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Fazla yenirse bağırsakları yumuşatır, kabızlığı giderir. Nekahet devresini kısaltır. Raşitizmde faydalıdır. Kansızlığı tedavi eder. Yüz ve boyunlara tazelik canlılık verir.
Cilt, sağlığın aynasıdır Vücudu dış etkenlere karşı koruma altına alan bariyer durumundaki cildin, aynı zamanda genel sağlığın da bir göstergesi olduğunu biliyor musunuz? Uzmanlar bunu "Cilt, hastalıkları gösteren bir ayna gibidir" diye tanımlıyor. Bakteri, virüs, kimyasal maddeler, alerjenler ve dış etkenlere karşı organizmayı koruma altına alan deride meydana gelen değişiklikler, diğer hastalıkların da ipuçlarını vermektedir. Uzmanlar, "Cilt, sağlığımızın göstergesidir. Dengesiz beslenme ve stres altında olmanın ilk belirtileri ciltte ortaya çıkar. Birçok iç organ rahatsızlıklarının ilk bulguları da yine deride kendini gösterir.
Nemlendirici kullanımı Bu denli önemli olmasına rağmen, nedense hiçbirimiz cilt salığını fazla önemsemiyoruz. Cildimizi kuruluktan korumak için gerekli olan nemlendirici kullanma alışkanlığımız hemen hemen hiç yok. Derinin normal dengesini yitirmesine yol açan kimyasal temizleyicileri, deterjanları, kolonya ve benzeri maddeleri hiç çekinmeden bolca kullanıyoruz. Özellikle yaz aylarında, bronzlaşmak uğruna günün en sıcak saatlerini güneş altında geçirmemize ve ultraviyolenin cilt kanserine yol açtığını bilmemize rağmen, güneşten koruyucu kullanmayı lüks sayıyoruz" diyor. Ciltte ortaya çıkan değişiklikler ihmal edilmemeli ve mutlaka uzman bir dermatolog hekime başvurulmalıdır. Güneşin zararlı ışınlarından etkilenmemek için uzmanların bazı tavsiyeleri var. İlk bakışta basit ve sıradan tavsiyeler gibi görünen bu önerilerin, aslında sadece cilt sağlığınız açısından değil, genel sağlığınız açısından da ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.
Bunları biliyor muydunuz? * Güneş ışınları saat 11:00-15:00 arası her zaman kuvvetlidir. Açık renk ciltliler ve çocuklar bu saatlerde güneş altında durmaktan kaçınmalıdır. * Deniz, kum ve beyaz binalar cildin aldığı UV ışınlarını artırır. Eğer teknedeyseniz aşırı yanabileceğinizi unutmayın. * Bulutlu bir havada bile UV ışınlarının etkisini gösterdiğini ve gölgede bile yanabileceğinizi hatırlayın. * 1-2 günde yanmak yerine yavaş yavaş bronzlaşmaya özen gösterin. * Güneş gözlüğüne ihtiyaç duyuyorsanız, cildiniz de korumaya ihtiyaç duyuyor demektir. * Gün içinde güneş ürünlerini vücudunuza birkaç kez uygulayın. * Dudaklarda melanin oranı düşük olduğundan güneşe çıkarken etkili bir koruyucu ürün veya koyu renk ruj sürün. * Melanin cilt hücrelerinde bulunan, cildin renk değiştirmesini sağlayan ve güneşin zararlı ışınlarının etkisini alan bir pigmenttir. * Cilt yaşlandıkça hassaslaşır, daha kolay yanar ve daha yavaş bronzlaşır. * Bronzlaştırıcı kremler güneşten koruma sağlamazlar.
Güneş çarpmasına dikkat Kusma, baygınlık ve aşırı terleme ile başlayan güneş çarpmasında yapılacak ilk iş, hastanın elbiselerini çıkarıp vücudunu soğuk suyla ıslatmaktır Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar, kusma ve baygınlık görülürse güneş çarpmasından şüphe etmek gerekir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddî ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür. Bu arada aşağıdaki reçeteler uygulanır: * 2 bardak suya, 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Karıştırılıp, içirilir. * Büyükçe bir kabın yarısına kadar soğuk su konur. Üstü de sirke ile doldurulur. Sonra buna batırılan büyükçe bir bez, vücudun her yerine sarılır. Yine bu suda ıslatılan küçük bir bez de enseye konur. Bezler, kurudukça değiştirilir. * 1 kilogram yoğurt, ince bir tülbentten sıkılarak süzülür. Suyuna; 1 tatlı kaşığı sofra tuzu ve 4 diş dövülmüş sarmısak konur. İyice karıştırılıp vücudun her yerine sürülür. * 1 kahve fincanı sirke içirilir. Vücudunun her yerine de sirke sürülür.
Deride yara oluşursa... Vücudun Güneş''te kalan kısımlarında; bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar. Güneş yanığını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır: * Önce, vücuda soğuk su dökülerek serinletilir. Sonra, çiğ yumurtanın sarısı sürülür. 15 dakika beklendikten sonra, sabunlu suyla ovmadan yıkanır. * Vücudun yanan yerlerine; ovmadan vazelin sürülür. Yarım sat sonra sabunlu su ile ovmadan yıkanır.
Hastalıklar ve çareleri
Dil şişmesi Kayseri''den telefonla arayan okuyucumuzun sorusunun cevabı: Kısa süreli dil büyümelerinde aşağıdaki reçeteler kullanılır. 2-3 günde geçmeyen dil büyümesinde, doktora başvurmak gerekir. * 4 bardak suya; 2 tutam mersin yaprağı, 2 tutam gül kurusu, 2 tutam sinirli yaprak konur. 20 dakika kaynatılıp, süzülür. Suyuna, 1 su bardağı dut şurubu konur. Günde 3 kere, gargara yapılır. * 4 bardak suya; 1 avuç kuru üzüm ve bir çorba kaşığı rezene tohumu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna; 1 su bardağı süzme bal ilâve edilip, iyice karıştırılır. Günde 2 kere gargara yapılır. * 4 bardak suya; 1 avuç nar kabuğu konur. 15 dakika kaynatılıp, süzülür. Suyuna; 3 su bardağı şeftali suyu ilâve edilip, gargara yapılır. * 4 su bardağı süte; 5 tane kuru incir, 1 çorba kaşığı dövülmüş meyan kökü ve 1 çorba kaşığı çemen konur. Kaynatılıp, süzülür. Gargara yapılır. * 4 bardak suya; 1 tutam böğürtlen filizi, 1 tutam sinirli yaprak, 1 avuç gül kurusu ve 1 çorba kaşığı sumak konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna; 1 su bardağı ekşi nar suyu ilâve edilip, gargara yapılır. Dilde meydana gelen iltihaplanmalara karşı da şu formüller kullanılabilir. Ancak dil iltihaplarını, özellikle iyileşmeyen dil iltihaplarını ihmal etmemek gerekir. Çünkü "Dil kanseri" veyâ "Dil ülseri" belirtisi de olabilir. Mutlaka, doktora başvurmak gerekir. * 4 bardak suya; 1 avuç mersin yaprağı konur. 20 dakika kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere, gargara yapılır. * 5 tane pırasa yaprağı ile 10 tane ödağacı havanda iyice dövülür. Her gün aynı şekilde hazırlanacak bu karışımla, dil iyice ovulur. * 1 su bardağı sıcak suya, 1 tutam tereotu konur. 30 dakika bekletilip, süzülür. Gargara yapılır. * 4 bardak suya; 1 çorba kaşığı (20 gram) adaçayı ve 1 çorba kaşığı (15 gram) menekşe kökü konur. Kaynatılıp, süzülür. Sonra 2 su bardağı suya; süzülen sudan 1 çorba kaşığı konup, 10 dakika kaynatılır. Ilıdıktan sonra gargara yapılır. * 4 bardak suya; 1 çay bardağı dolusu ahûdudu çiçeği konur. Kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere, gargara yapılır. * 1 adet olmamış turunç, 2 adet lahana yaprağı ve 1 baş soğanın suyu çıkarılır. Birbirine karıştırılıp, gargara yapılır. AYRICA; limon yemek de çok faydalıdır.

