Kaydet
a- | +A

İstanbul Zeytinburnu''ndan yazan okuyucumuz, ilköğretim okuluna giden kızının bağırsaklarında kurt bulunduğunu, düşürmek için çeşitli ilaçlar kullandıklarını, ancak bir türlü rahatsızlığı kökünden halledemediklerini belirtiyor. Vereceğimiz formüllerle kendilerine yardımcı olmamızı istiyor. Parazitler, insan vücuduna muhtelif yollarla girer: Ağızdan, deriden, solunum yollarından, ürogenital yollardan... Ağızdan giren parazitler, ülkemizde en fazla görülen parazitlerdir. Parazitler sindirim sistemine girdikten (türüne göre) bir süre sonra çeşitli hastalıklara sebep olurlar ve tahribat yaparlar. Örneğin; bağırsak solucanları yumak yaparak bağırsak tıkanmalarına sebep olurlar ve dizanteri, karaciğer hastalıklarına yol açarlar. Bazı parazitler ise; yerleştikleri bölgenin besin maddelerini kullandıkları gibi kanı da emerler. Hemen hemen bütün parazitler kişide anemiye (kansızlık) sebep olurlar. Bağırsaklardaki parazitler 5 ana grupta toplanabilir:

* Kıl kurtları: 1 santimetre kadar uzunlukta, kısa iplik parçaları şeklinde kurtlardır. Anüs çevresinde kaşıntılara sebep olurlar. Çoğunlukla çocuklarda bulunurlar.

* Kamçı kurtları: 5 santimetre kadar uzunlukta, kamçı şeklinde kurtlardır. Kansızlığa sebep olabilirler.

* Kancalı kurtlar: Genellikle, sıcak iklimlerde yaşayanlarda görülen kurtlardır. Dışkıda, kendilerinden ziyade yumurtaları görülür. Deride kaşıntı, dışkıda kan, kansızlık ve ishale sebep olabilirler.

* Yuvarlak kurt solucanlar: 20-25 santimetre uzunluğunda, iki ucu sivri, sarımtırak renkte kurtlardır. Sinirlilik, öksürük ve hazımsızlığa sebep olabilirler.

* Şerit: 5 metre kadar uzunlukta, yassı şerit şeklinde kurtlardır. Dışkı ile, parça parça çıkarlar. Kilo kaybı ve iştah artmasına sebep olabilirler.

* 1 kahve kaşığı anason, iyice dövülür ve 2 adet kuru veya yaş incirle yenir. Üzerine 1 bardak su içilir.

* 1 su bardağı kaynamış süte; çorba kaşığı bal konur. İyice karıştırılır ve bir kerede içilir.

* Yarım litre suya 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp, süzülür. Sabah, aç karına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.

* 10 çorba kaşığı (100 gram) soyulmuş kabak çekirdeği, 5 çorba kaşığı (50 gram) kakao ile karıştırılır. Üzerine azar azar soğuk su dökülerek, macun hâline gelinceye kadar karıştırılır. Macun hâline geldikten sonra, 20 eşit parçaya bölünür. Her bir parça, pudra şekerine bulanarak hap yapılır. Bir gün önce, hiçbir şey yenmez. Ertesi sabah, aç karına 2 tatlı kaşığı Hintyağı içilir. Sonra onar dakika ara ile haplar yutulur. Çok etkili bir terkiptir. Hamilelerin, kesinlikle kullanmaması gerekir.

* Büyükler için; 6 çorba kaşığı soyulmuş kabak çekirdeği; küçükler için; 3 çorba kaşığı soyulmuş kabak çekirdeği, kendisinin bir misli süzme bal ile karıştırılır ve aç karına bir kerede yenir.

* Sabah aç karına, 1 çorba kaşığı süzme bal içilir. 2 saat süreyle hiçbir şey yenmez. Sonra 1 çorba kaşığı daha süzme bal içilir. Yine 2 saat süreyle bir şey yenmez. Sonra 1 kahve fincanı Hintyağı içilir. 2 saat sonra, hafif bir şeyler yenir.

* Bir kaba; 1 litre süt konur. Üzerine, 1 baş doğranmış sarımsak ilâve edilir. Bu kap, kendisinden daha geniş bir kabın içine konur ve dıştaki kaba su doldurulur. Sonra, ateşin üzerine konur ve süt kaynayıncya kadar ısıtılır. Süt kaynadıktan sonra, 10 dakika daha aynı işleme devam edilir. Bu şekilde hazırlanan karışım, 3 eşit parçaya bölünür. Sabah, öğle ve akşam aç karına, birer parçası içilir. Üzerine, bir şey yenmez.

* Yarım litre sirkeye 250 gram nohut konur. Bir gün beklenir. Sonra sirke süzülerek nohutlar serin bir yerde saklanır. Her sabah aç karına 5-10 tane yenir.

Kalbin ve sindirim sisteminin dostu Nar Sonbaharın habercisi olarak kabul edilen nar; kalp, mide ve sindirim sistemimizin dostu olan harika bir meyvedir. Anavatanının Kuzey Afrika ve Akdeniz ülkeleri olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bugün Amerika''dan Japonya''ya kadar her tarafta yetiştirilmektedir. Tarihi kaynaklarda Fenikeliler ve Mısırlılar tarafından büyülü ve kutsal olarak kabul edilen narın ayinlerde kullanıldığı yazılmaktadır. Osmanlı dönemine ait "Tababet" kitaplarında da nar, endişe ve huzursuzluğun en önemli ilaçlarından biri olarak yer almaktadır. Ve yine o dönemlerde, ziyafet sofralarının sonunda, hazmı kolaylaştırsın diye nar suyu ikram edilirmiş... Aynı zamanda bir şifa kaynağı olan nar; vücudu, özellikle kalbi güçlendirir. Mide ve bağırsak bozukluklarında çok faydalıdır. Kabukları kaynatılarak içildiğinde bağırsak kurtlarını düşürür. İshali keser. Nar, vücudu zayıf olanlara da direnç verir. Ayrıca bir çay bardağı suya 2 kaşık nar ekşisi koyup içildiğinde mide ağrılarına ve bağırsak bozukluklarına çok iyi gelmektedir. Nar ekşisini bilmeyen okuyucularımız için kısaca bilgi verelim: Ülkemizde narın yarısının yetiştiği Akdeniz bölgesinde kabukları patlayan meyvelerden nar ekşisi yapılıyor. Bir dizi zahmetli işlemden geçen narlar, kaynatıldıktan sonra koyu kıvamlı nar ekşisi elde ediliyor. Özellikle bu bölgede birçok yemeğe nar ekşisi de katılıyor. Bazı balık yemeklerinde de limon yerine nar ekşisi tercih ediliyor.

Biliyorsunuz; başta aşure olmak üzere birçok tatlının üzerine serpiştirilen nar, hem görüntü hem de lezzet açısından nefis olmaktadır. Narın besin değerine gelince: Yağ ve proteinin hemen hemen hiç bulunmadığı nar, tam bir potasyum deposudur. 100 gram narda, 250-300 mg. potasyum bulunmaktadır. Aynı miktarda narın kalori değeri ise 63 mg''dır. 4 miligram da C vitamini bulunmaktadır. Narın en bol olduğu günlerin içindeyiz. Bu sebeple size, kahvaltı sofralarınız için güzel ve farklı bir alternatif oluşturacak nar reçeli yapmanızı öneriyoruz. Belki bugüne kadar hiç denemediniz. Ama endişe etmeyin... Çok kolay. Bir kilo nara bir kilo şeker, bir su bardağı su, bir çay bardağına yakın limon ilave edin ve bir süre kaynatın... Nar reçeliniz hazır...

Mutfaktaki güzellik Mutfağınızda, her an elinizin altında bulabileceğiniz malzemelerle sağlıklı bir cilde, bakımlı ellere ve capcanlı saçlara sahip olabilirsiniz. Her hafta bu köşede vereceğimiz ipuçları ile mutfağınız artık sizin için küçük bir güzellik salonu haline gelecek.

Dökülen saçlara pazı bal ve soğan Eğer saçlarınız dökülüyorsa, pazı, balı ve soğanlala hazırlayacağınız karışım imdadınıza yetişecektir. Önce birkaç adet pazıyı iyice ezip sıkarak suyunu çıkarın. Bir su bardağı balın içine boşaltın. Sonra bir kahve fincanı yeni sıkılmış kuru soğan suyunu ilave edin. İyice karıştirdıktan sonra saçlarınızın dibine yedirerek başınıza sürün. 6 saat bekledikten sonra, bol su ve katranlı sabunla yıkanır.

Zeytinyağı dudakları koruyor Güneş, rüzgar ve soğuk; dudaklarınızı kurutur ve çatlatır. Dudaklarınızı korumak için zeytin yağı hemen elinizin altında. Yapacağınız tek şey zeytin yağını dudaklarınıza sürüp bir süre çekmesini beklemek.

Değişken kilo kadında kalp riskini artırıyor Sürekli kilo alıp veren ve aşırı kilolu kadınlarda iyi kolesterol oranı düşüyor. Amerikalı araştırmacılara göre, iyi kolesterol oranının sık sık değişmesi, kalp hastalıkları riskini tırmandırıyor. Pittsburgh Üniversitesi araştırmacılarından Dr. Marian Olson, düşük HDL oranının, kalp hastalıklarında en büyük nedeni oluşturduğunu, şişman kadınların kilo verdiklerinde, kaybettikleri kiloları tekrar geri almamak için özen göstermeleri gerektiğini açıkladı.

Hastalıklar ve çareleri

Benlerde renk değişikliği Vücudumuzun ya da yüzümüzün bazı bölgelerinde bulunan benler, estetik bir görüntü sergiler. Ama bütün benler güzel değildir. Kimileri göze batacak şekilde kabarıkken, kimilerinin üzerinde koyu renk tüyler bulunur.

Genellikle kahverengi olan benler, farklı büyüklük ve şekillere sahip olabilir. Benlerin ortalama ömrü 50 yıl olup, her birinin kendine has bir büyüme seyri vardır.

Önce yassı, kahverengi veya siyah renkte, çil görüntüsünde olan benler, zamanla genişleyebilir ve bazılarının üzerinde tüyler çıkabilir. Bazı benler hiç değişme göstermezken, bazıları zaman içerisinde kabarıklaşabilir ve rengi açılabilir. Birçoğu ise tamamen yok olur.

Benler güneşte fazla kalma ve bazı ilaçların kullanımı sonucunda koyulaşabilir. Ergenlik ve hamilelik döneminde ise koyulaşmanın yanı sıra büyüyebilirler ve sayıları artabilir.

Bazı ben tipleri normalin üzerinde kansere yakalanma riski taşır ve "malin melanom" diye adlandırılan kanser türüne dönüşebilir.. Doğuştan var olan benlere 100 insandan birinde rastlanır. "Cognutal nevi" olarak adlandırılan bu benlerin, melanoma dönüşme ihtimali, doğum sonrası oluşan benlere oranla daha fazladır "atipikal ben" olarak adlandırılan hastalık riski taşıyan benlerin büyüklüğü normalin üzerindedir, şekilleri düzensizdir, renk dağılımları eşit değildir, ortaları koyu tondadır, kenarları daha açık renkte ve pürüzlüdür.

Bu tip benleri olan insanlarda "malin melanom" görülme ihtimali mevcuttur. Benlerde cilt kanserine yol açacak bir değişimin olup olmadığının tesbit edilebilmesi için yakından izlenmesi gerekmektedir. Uzmanlar, benlerdeki tehlike sinyallerini şöyle sıralıyorlar

1- Asimetri: Benin bir yarısıyla diğer yarısının eş olmaması. 2- Kenarlar: Benin kenarlarının düzensiz ve yayılmış biçimde olması. 3- Renk: Benin renk dağılımının eşit olmaması veya ten rengi, kahverengi, siyah, kırmızı, beyaz ya da mavi gölgelerinin olması.

4- Çap: Benin çapının kalem ucunda bulunan silgi çapından daha büyük olması. Eğer bir bende bu belirtilerin herhangi biri görülürse, derhal bir cildiye uzmanına kontrol ettirilmelidir. Ayrıca aşağıdaki reçeteyi uygulamak da faydalı olacaktır. * Yarım litre saf sirkeye 2 adet bayır turpu rendelenerek konur. Karışım, 2 saat süreyle güneşte bekletilir. Sonra serin bir yerde saklanır. Kullanılacağı zaman iyice çalkalanır. Günde 3 kere, avuca bir parça dökülüp benin üzeri ovulur.