Yüzyıllardır Çin''de, pirinçten sonra en fazla tüketilen gıda maddesi olan soya fasulyesinin kökeni de Kuzey Çin''dir. Bu harika bitki, sadece gıda maddesi değil, aynı zamanda mükemmel bir şifa kaynağıdır. Kalp hastalığı riskini azaltması; göğüs, yumurtalık ve prostat kanserlerini önlemesi, kemik erimesini durdurması, menopozun getirdiği sıkıntıları asgariye indirmesi ve kolesterolü düşürmesi bunlardan bazılarıdır... Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, protein açısından son derece zengin olan soya fasulyesi, vücudun üretemediği birçok aminoasitleri içeriyor. Soya ayrıca, kalsiyum, fiber, demir ve diğer minerallerin deposu gibidir. Aynı araştırmalar, kolesterol içermeyen ve doymamış yağ oranı düşük olan soya proteininin, vücutta kolesterol düzeyini düşürdüğünü, kandaki kolesterolün karaciğerden ve damarlardan çabuk temizenmesini sağlayarak damar sertliği ve kalp krizi riskini azalttığını ortaya koyuyor. Yüksek miktarda kalsiyum içeren soya fasulyesi kemiklerin de dostudur. Ayrıca menopoz döneminde sık sık görülen sıcaklık basması ve gece terlemesini önleyen pytoestrojen maddesi soyada bol miktarda bulunmaktadır. Bu madde, hem yukarıda saydığımız sıkıntıları azaltır, hem de kemiklerde meydana gelecek erimenin önüne geçer. Soyanın başka faydaları da vardır. Bunları da şöyel sıralayabiliriz: * Vücudun gelişmesini sağlar. * Sinirleri ve adaleleri güçlendirir. Zihin yorgunluğunu giderir.
Vejetaryenler (et yemeyenler) için... Soya fasulyesinden yapılan tofu, içerdiği yoğun protein dolayısıyla vejetaryen yemeklerinin vazgeçilmez malzemelerinden biridir. Tofu, soya fasulyesinin sütünden yapılır ve peynirimsi bir görüntüsü vardır. Tatsız olmasına rağmen besin değeri çok yüksektir. Türlü karışımlarla, kızartılarak ya da pişirilerek kullanılır. Soya fasulyesinin kolesterolü düşürdüğü bilinmektedir. Kanserle savaşta etkili olan 5 ana madde, soyanın içinde yüksek oranlarda bulunmaktadır. Bu maddelerin en önemlisi olan "isoflovan" en yoğun miktarda soya fasulyesinde bulunur. Ayrıca soyada bulunan pytoestrojen maddesi, göğüs, yumurtalık ve prostat kanserlerinin oluşmasını ve tümörlerin gelişmesini önlüyor.
Soya mamulleri kan yapıcı folat ve demir, kemik sertleştirici kalsiyum ve magnezyum içerir. Ayrıca yapısında yüksek miktarda lif vardır. Laktoz içermeyen soya ürünleri, hazmı zor olan süt ve süt ürünlerine göre daha kolay sindirilir. Vitamin ve mineral deposu olan soya fasulyesi, pişirilerek yendiği gibi filizlendirilip çiğ olarak salatalara da katılabilir. Bir hatırlatma: Bazı kaynaklar guatr olanların soya kullanmaması gerektiğini yazmaktadır.
Yağlı saçların bakımı da zor Saçlarının çok yağlı olduğundan şikayet eden Kütahyalı okuyucumuz Cemile Koru, mektubunda "yıkadıktan sonra 24 saat bile geçmeden saçlarım yeniden yağlanıyor, yapış yapış oluyor. Ne yapacağımı şaşırdım" diyor. Gerçekten de Cemile hanımın şikayetçi olduğu gibi, yağlı saçların bakımı kuru saçlara göre çok zordur. Bu tür saçların her gün mutlaka yıkanması gerekir. Ama kuru saçlar haftada bir defa yıkansa bile yeterli olabilir. Ayrıca vereceğimiz formülleri uygulaması halinde Kütahyalı okuyucumuzun ve aynı türde şikayetleri olan diğer okuyucularımızın sıkıntıları azalacaktır. * 4 bardak (yaklaşık 1 litre) suyun içine 2 çorba kaşığı kekik ve bulunabilirse 1 tutam sedir otu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Bu suyun içine taze sıkılmış 1 su bardağı limonsuyu ilave edilir ve saç dipleri bu suyla ovularak yıkanır. 1-2 saat sonra da saçı ılık suyla durulanır. * Bir litre suya bir avuç kekik konur ve 10 dakika kaynatıldıktan sonra ince bir tülbentten süzülür. Dipleri ovularak saçlar bu suyla iyice yıkanır. 1 saat kadar bekledikten sonra ılık su ve kükürtlü sabunla yıkanır. * Bir litre kadar suyun içine bir avuç ufalanmış dulavrat otu kökü konur. 10-15 dakika kaynatıldıktan sonra yarım saat bekletilir ve bir tülbentten süzülür. Bu suyla saç dipleri ovularak iyi yıkanır. 10-15 dakika bekledikten sonra bol yağmur suyu ile yıkanır. (Bunun için önceden yağmur suyu biriktirilir) Bu formül de haftada 2 defa uygulanabilir.
Hastalıklar ve çareleri: Yılancık, ihmal edilmemeli Halk arasında "yılancık" ve "kızılyürük" olarak adlandırılan "erizipel" derideki yara ve sıyrıklardan giren mikropların sebep olduğu bir deri rahatsızlığıdır. Hastalığın oluştuğu bölgede önce yaygın kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge bir süre sonra şişer. Ayrıca hastada iştahsızlık ve başağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yılancık; ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Ayrıca doktorun tavsiyelerine uyulup, aşağıdaki reçeteler de kullanılır: * 4 bardak suya; 3 tutam ıhlamur konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 1 su bardağı taze sıkılmış portakal suyu ilave edilir. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir. * 2 su bardağı suya; 50 gram badem konur. 10 dakika bekletildikten sonra çıkarılıp, kabukları soyulur. Sonra, iyice ezilir. Üzerine, 1 kahve fincanı dolusu süzme bal ilâve edilir. İyice karıştırıldıktan sonra, 4 bardak suyun içine boşaltılır. 15 dakika kaynatılıp, süzülür. Yılancık olan yere, günde 3 kere sürülür. * 6 bardak suya; 3 tane orta boy patates konur. Haşlanıp, suyu süzülür. Kabukları soyulduktan sonra iyice ezilir. Yılancıklı yere, günde 3 kere sürülür. * 4 bardak suya; 1 avuç taze fasulye konur. Pişirildikten sonra süzülür. Fasulyeleri; bir kaşığın tersi ile ezilip, yılancıklı yere konur. * 6 bardak suya; 1 avuç ebegümeci konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna batırılan gazbezi yılancığın üstüne konur. Kurudukça değiştirilir. * 4 bardak çiğ süte 1 adet yılanyastığı kökü konur. 10 dakika kaynatılıp, süzülür. Suyuna batırılan gazbezi, yılancıklı yere konur. Kurudukça değiştirilir. * Yılancık olan bölgenin yakınına sülük konur. Sülük, buradaki pis kanı emer.

