Merhaba,Yine ifade etmekte zorlandığımız duygular içindeyiz...
S. Ahmed Arvasi''den Ayhan Songar''a, Abdülkadir Karahan''a, onlarca mümtaz şahsiyet... Onların kaybına bütün Türkiye ağladı ama, Türkiye ailesindeki acı çok daha derin oldu. Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın''ın ifade ettiği gibi, "Hangisine yanalım?.. Gazetemiz için yıllarca göz nuru döken bu değerli şahsiyetleri unutmak mümkün mü?"
"Gün Işığı"mız da söndü ''Ailemiz''in en değerli fertlerinden birini daha kaybettik. Yarım asırdır bütün Türkiye''yi aydınlatan "Gün Işığı"; Ahmet Kabaklı hocamızın vefatı ile birlikte, aramızdan ayrılan bütün mensuplarımızın acısı bir defa daha tazelendi. Edebiyatta "Şeyh''ül-Muharririn" zirvesine ulaşmış olan yazarımız merhum Kabaklı, aynı zamanda nezaketi ve seviyeli davranışlarıyla, ''İstanbul Beyefendisi'' diye tarif edilen rütbenin de müşahhas örneğiydi.
Kendisini en iyi tanıyanlardan, Ömer Öztürkmen''in veciz tabiriyle, "Kabaklı Türkiye''ydi". Fuat Bol''un ''Çerçeve''si, "Kabaklı Hoca''nın yeri doldurulamaz" sözünün, bir iltifat klişesi olmadığını çok güzel ortaya koydu. Nezaket abidesiydi Ahmet Kabaklı; Balkanlar''dan Türkistan''a kadar bütün Türk dünyasının, -görüşlerine katılsın veya katılmasın- saygı duyduğu bir şahsiyetti. O, kendisini Türk''e ve Türkiye''ye adamış bir gönül ehliydi. Yazarımız Rahim Er''in isabetli değerlendirmesinde de belirtildiği gibi "Sohbet düşkünüydü". Yunus Emre''nin, "Yaratılanı hoş gör, Yaratan''dan ötürü" altın sözlerini kendisine hayat prensibi edinen Kabaklı, davasından taviz vermez ama kimseyi de incitmezdi. "Geçirdiği evrelerde ''Alp-eren'' hassasiyetini hep korudu" diyen Özcan Ünlü, merhum Kabaklı''nın hayatta en fazla kullandığı hecenin; hemen her cümlesinde yer alan "...nız" ''nezaket eki'' olduğunu alıntılarla anlattı. Sütununda, "Onun; vatanımıza ve milletimize düşman olanlardan başka düşmanı yoktu" diyen Yavuz Bülent Bakiler''e; önceki gün mahşeri bir kalabalığı ağırlayan Fatih Camii şahitlik etti. Arkadaşımız M. Nuri Yardım, "Edebiyat yetim kaldı" paydasında birleşen taziye mesajlarını toplamakta zorlandı.
Yakışmadı... Ne var ki, ömrü boyunca herkese bol bol dağıttığı hoşgörüyü bu mümtaz kişiye bir kerecik olsun gösteremeyenler de vardı. "Türkiye" demek olan Ahmet Kabaklı''nın vefatını, kendisini ''büyük'' zanneden bazı gazeteler yayınlamaya değer bir haber olarak görmedi, bazıları ise ''geçiştirdi''. Her türlü bilgilendirmenin zamanında yapılmasına rağmen, bu kadar ilgisiz davranmanın sebebi ancak ''ideolojik'' olabilir. Yani haberin, toplumu ne kadar ilgilendirdiğine değil de, kendilerini hiç ilgilendirmediğine bakmışlardır. Koskoca bir ömrü, son demine kadar Türk milleti için harcayan değerli bir ''insan''ın, bir Türk''ü ilgilendirmemesi kadar bedbaht bir durum olur mu? Meslektaşlarımızın bu duyarsızlığı bize en az, ''acı kaybımız'' kadar acı vermiştir.
"Peki siz duyarlı mısınız?" sorusunun cevabını almak için son haftaki birinci sayfalarımıza göz atmanız kâfidir. *** Ebediyete uğurladığımız Kabaklı hocamıza Allah''tan bol rahmet diler; ona lâyıkıyla hizmetle şereflenen yeğeni Servet Kabaklı başta olmak üzere bütün yakınlarına ve ailemize taziyelerimizi sunarız. Ayrıca dün kaybettiğimiz Bâb-ı âli''nin duâyeni Nezih Demirkent''in yakınlarına ve bütün meslektaşlarımıza baş sağlığı dileriz. *** Mutlu haftalar dileğiyle...

