Kaydet
a- | +A

Merhaba!

Tabiî ki gündem yine deprem... Konu yavaş yavaş unutulmaya başlanmıştı ki, 5.8''lik bir "hatırlatma" endişeleri tazeledi. Yaşadığımız bu faciayı; izleri tamamen silinse dahi unutmamalıyız... "Geceleri kâbuslar görün, sokaklarda sabahlayın" demek istemiyoruz. Ama devlet ve millet olarak bundan sonraki hayatımızı; bu faciadan çıkaracağımız dersle şekillendirmeliyiz. Zaten yaşadığımız dramın boyutları, önceki depremleri, unuttuğumuz için bu kadar büyük olmadı mı?...

14 Eylül 1509: "İstanbul''da ''Küçük kıyamet'' diye adlandırılan büyük deprem" 1939: Erzincan, 1967: Adapazarı, 1970: Gediz, 1975: Varto, Çaldıran, Dinar, Adana...

Bu notlar hep takvim yapraklarında kaldı, ama yine bataklıklara şehirler kurmaya, çürük binalar yapmaya devam ettik. Zira, insanlar depremden değil, yıkılan binalardan dolayı hayatını kaybediyor. PANİĞİN SEBEBİ... Yeni depremlere hazır olalım ama panik yapmayalım. Daha az hasar ve can kaybı için her türlü tedbir alınmalı, deprem sonrası için plânlar hazırlanmalı. Tabiî bütün bunlar devletin işi... Facianın üzerinden bir ay geçti, neredeyse kış gelip çattı ama daha çadır bulamayanlar bile var. Bu ''Çaresiz bekleyiş''in sebebi hazırlıksız yakalanmamız değil mi?.. Başka bir deprem ülkesi olan Japonya''daki durumu yerinde görünce, farkı daha iyi anlıyorsunuz. Onlarda devlet, konuyu ciddiyetle ele alıyor, halk da üzerine düşeni yapıyor. Binalar sağlam yapılıyor, deprem sonrası için plânlar hazırlanıyor ve tatbikatlarla pekiştiriliyor.

Biz ise önce en pahalı tarifeden faturayı ödüyoruz, bir süre sonra da, "bir daha olmaz" mantığıyla her şeyi unutuyor ve aynı acıları tekrar yaşıyoruz. Toplanan yardımları bile ''Mevzuat engeli'' yüzünden mağdurlara ulaştıramıyoruz. Dünyada, kendi kendine çelme takan başka bir ülke var mı acaba?.. YİNE SORUMLU YAYIN Depremin ilk günlerinde medyada görülen olumlu tutum, yerini "felaket tellallığı"na bırakmaya başladı. Medya, isim yapmak isteyen deprem tacirlerine alet oluyor. Ehil olan da olmayan da depremle ilgili açıklamalar yapıyor, milletin kafası karışıyor. Çekilen acılar yetmiyormuş gibi, olmayan depremin telaşı yaşanıyor. ''Bezdiren fısıltılar'', insanları ruh hastası yaptı. Bizler, basın olarak her zamankinden daha hassas davranmalı, aksaklıklar için ilgilileri uyarmalı fakat paniğe sebep olacak yayın yapmaktan kesinlikle sakınmalıyız. Bu "haber kirliliği"nde olumlu yayınlar da, ilgililer tarafından sağlıklı değerlendirilemiyor.

Bir örnek... "Deprem bölgesinde okulların açılışı ertelensin" dedik, sesimizi duyuramadık. Öğretmeniyle, öğrencisiyle ve velisiyle "şehirler arası" bir telaş yaşandı, peşinden de okullar açıldığı gün süresiz kapandı. İlgililer, ''Keşke dinleselerdi'' de böyle kötü bir başlangıç olmasaydı. ORTAASYA''DAYIZ... Bu hafta sizi Anayurt''a götürüyoruz... 70 yıllık bir kayıptan sonra tekrar "öz" değerlerine sarılarak, baş döndürücü bir sür''atle gelişmeye başlayan dost ülke Özbekistan, bağımsızlığının sekizinci yılını kutluyor. Kardeşlerimizi bu mutlu günlerinde yalnız bırakmadık... Arkadaşımız Arslan Tekin gitti, gördü, görüştü ve sizler için yazdı.