30 Ağustos, yalnızca askerî bir zaferin yıl dönümü değildir; aynı zamanda bir milletin varoluş iradesinin, geleceğe dair iddiasının sembolüdür. Bir asır önce ordularıyla sahada kazanan Türk milleti, bugün gençliğine kazandırdığı vizyon ve bilinçle aynı mücadeleyi farklı cephelerde sürdürmektedir. O gün Afyon’da, Dumlupınar’da verilen mücadelenin hedefi bağımsızlıktı; bugün Mavi Vatan’da, göklerde ve dijital evrende verilen mücadelenin özü de yine bağımsızlıktır.
Bu bağlamda TeknoFest ve NEXT Sosyal, tarihî bir sürekliliğin iki ayrı ama birbirini tamamlayan yüzüdür: Biri denizlerde ve göklerde teknolojik hâkimiyetin ifadesi, diğeri dijital dünyada kültürel ve fikrî bağımsızlığın manifestosudur.
TeknoFest yalnızca bir teknoloji fuarı değildir; gençliğe millî bir vizyon kazandırma seferberliğidir. Donanma gemilerini gezen, insansız hava araçlarını inceleyen bir genç, aslında sadece mühendislik bilgisi edinmez; vatan, millet ve bayrak kavramlarını zihninde somutlaştırır. Bu nedenle TeknoFest, teknolojiyi amaç değil, araç olarak konumlandırır. Esas olan, gençleri bir toplumsal sorumluluk ve millî aidiyet bilinciyle donatmaktır. DENEYAP atölyeleri, yarışmalar ve uygulamalı projeler; bir nesli sadece bilgiyle değil, aynı zamanda ruhi derinlik ve kültürel perspektifle yoğurur. Bu yönüyle TeknoFest, mühendislik sahasından öte, bir medeniyet idealinin köprüsüdür.
Mavi Vatan, TeknoFest’in yalnızca göklerle sınırlı olmayan bir ideal olduğunu da hatırlatır. Bugün denizlerde yürütülen sondaj faaliyetlerinden, millî gemi ve denizaltı projelerine; siber güvenlikten uzay teknolojilerine kadar her adım, aslında bir bütünlük içinde değerlendirilmelidir. TeknoFest gençliği, donanma gemilerini gezerken yalnızca mühendisliğe değil, aynı zamanda denizler üzerindeki bağımsızlık iddiamıza da tanıklık eder. Zira Mavi Vatan, yalnızca mavi sularda bir hak arayışı değildir; Türkiye’nin stratejik zekâsının, gençlerine kazandırdığı öz güvenin ve teknolojiyi millî egemenlik için seferber etme kararlılığının adıdır. Bu bağlamda TeknoFest, bir nesli denizlerin ve göklerin ötesine taşıyarak, bağımsızlığın hem somut hem de sembolik ufuklarını genişletmektedir.
Ancak 21. yüzyılın meydan okuması yalnızca fiziki üretimle sınırlı değildir. Küreselleşme ve dijitalleşme, sınırları görünmez kılarak bireyleri kendi kimliklerinden koparmakta; kültürleri silikleştirmektedir. Tam da bu noktada NEXT Sosyal devreye giriyor. NEXT Sosyal, basit bir dijital platform değil; çağımızın bağımsızlık mücadelesinin dijital alandaki beyannamesidir. Gençleri edilgen kullanıcı olmaktan çıkarır, kendi kültürünü ve değerlerini dijital ortamda temsil eden bilinçli üreticiler hâline getirir.
Bugün sosyal medya, küresel hegemonya araçlarının en görünmez olanıdır. Bir nesli kendi dilinden, kültüründen, hatta düşünme biçiminden uzaklaştırarak sessiz bir kuşatma gerçekleştirir. NEXT Sosyal’in önemi burada belirginleşir: Gençlere dijital bağımsızlık ve millî kimlik kazandırma vizyonu sunar. Küre Ansiklopedisi ile birlikte düşünüldüğünde bu vizyon, yalnızca bilgiye erişim değil; aynı zamanda kültürel hafızanın korunması ve yeniden üretilmesi anlamına gelir. Böylece gençlik, küresel ağlarda kaybolan değil; kendi medeniyetini dijital dünyada yeniden kuran bir özneye dönüşür.
Tarih bize göstermektedir ki, bir milletin gerçek kudreti ne silahlarında ne kasalarında gizlidir; asıl güç, yetiştirdiği nesillerin ruhunda ve zihnindedir. Bugün Baykar Teknoloji’nin insansız hava araçlarıyla çizdiği rota, T3 Vakfının TeknoFest aracılığıyla gençliğe kazandırdığı öz güven ve NEXT Sosyal’in dijital evrende açtığı yol hep aynı hakikatin işaretidir: Medeniyet, önce gençlerin kalbinde ve aklında inşa edilir.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlarken idrak etmemiz gereken budur: Gelecek, tanklarla, uçaklarla ya da platformlarla değil; gençliğe verilen değer, sorumluluk ve kimlik bilinciyle kazanılacaktır. TeknoFest göklere ve denizlere kök salarken; NEXT Sosyal dijital evrende millî bir diriliş alanı açmaktadır.
Asıl zafer, bir nesli yalnızca mühendis değil; aynı zamanda şuur sahibi, kimliğini bilen, medeniyetinin sorumluluğunu taşıyan insanlar olarak yetiştirmektir. İşte bugünün gençlerine yüklenen en büyük emanet budur. Ve bu emanet, yarının zaferlerini hazırlayacak en güçlü teminattır.
Nur Tuğba Aktay'ın önceki yazıları...