Kaydet
a- | +A

76 yıllık Cumhuriyet tarihimizde bu haftaki kadar gündemi böylesine önemli olaylarla tıka basa dolu olan bir başkasına rastlamak mümkün değildir. Başbakan Ecevit zor bir Moskova ziyaretinden yeni döndü. Ziyaretin bir bilançosunu yapmaya, ne getirip ne götürdüğünü hesaplamaya vakit bulamadık. Ben kendi hesabıma bu gecikmiş ziyaretin daha ziyade ertelenmeden yapılmış olmasından memnunum. Rusya bizim dip komşumuz!.. İlişkilerimizin sürekli ve yakın tutulmasında her iki tarafın da faydası vardır diye düşünüyorum. Bu konuya mutlaka avdet etmek gerekecektir. Ankarada IMF heyeti ile müzakereler var..uzadı ama iyi gidiyor. Sanırım önümüzdeki hafta bir stand-by anlaşmazı imzası mümkün olacaktır. Meclis''te bütçe müzakereleri bütün hızı ile devam ediyor. Komisyonlardaki ön tartışmalar tamamlanmak üzeredir. Genel Kuruldaki müzakereler de sanırım kanuni süresi içinde bitirelecek ve ülkenin bütçesi bir hayli dekolte de olsa yürürlüğe girecektir. Kıbrıs konusunda iki tarafın liderleri arasında dolaylı müzakerelere New York''ta 2 aralık''da başlanabilmesi sanırım bu sefer mümkün olabilecektir. Son olarak ortaya çıkan ve bir kavram kargaşası çıkarabilecek anlaşmazlık çok şükür Rauf Denktaş''ın dikkatli davranması sayesinde rayına oturdu. İsmail Cem''in bu konuda AB adaylığı konusunda takındığı net tutum yüreklerimize su serpti. Avrupa Birliği''ne elbette girmek isteriz. Bu bizim 1959''larden beri tutkumuz ve hakkımızdır. Ama bunun için bir taviz vermek, hele hele Kıbrıs gibi milli politikamızın ana prensiplerini oluşturan konularda muhataplarımzı ve yabancı gözlemcileri yanılgıya düşürebilecek tutum ve beyanlardan kaçınmak gereği vardır. Dışişleri Bakanı''nın Parlamento komisyonunda Dışişleri bütçesi görüşülürken yaptığı beyanlar herhangi bir kuşku ve beklentiye yer vermeyecek niteliktedir.

Bütün bunlar olup biterken Türkiye ABD Başkanı Bill Clinton''ı resmi bir devlet ziyareti çerçevesinde ağırlamaktadır. Ziyaretin resmi bölümü fevkalade olumlu ve sıcak bir hava içinde gerçekleşti. Dışişlerini, protokolü, güvenlik teşkilatımızı içtenlikle kutluyorum. Ama sanırım en büyük kutlamayı ve teşekkürü Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''e ayırmamız gerekecektir. Allah razı olsun..ilerlemiş yaşına rağmen fevkalade büyük bir performans gösterdi. Sağlığını hiçe sayarcasına Türkiye adına ev sahipliğini büyük bir Devlete yakışır vakar ve nezaketle yaptı!.. Hatırlarım, vakti ile ikinci dünya savaşı sırasında Sovyetler''in aramızdaki 1925 tarihli dostluk ve iyi komşuluk anlaşmasını fesih etmeleri ile başlayan ve savaş sonrasında Kars ve Ardahan''ı talep etmesi ile devam eden büyük bunalımda ABD Başkanı H. Truman, o zamanlar dünyanın en güçlü gemisi Missouri zırhlısını İstanbul''a göndermiş, o sıralarda vefat eden Türkiye''nin ABD nezdindeki Büyükelçisi rahmetli Münir Ertegün''ün Türk bayrağına sarılı naaşını güvertesinde bir saygı ifadesi olarak, dosta düşmana gözdağı vermek istercesine taşımak görevini vermişti. Truman bu jesti ile hepimizin şükran duygularına hak kazanmıştı. Şimdilerde Clinton''ın Türkiye''de ülkemiz ve milletimiz karşısında sergilediği ve samimi ve sürekli olduğundan hiç kuşku bulunmayan dostluk ve dayanışmanın sağlanmasında Sayın Süleyman Demirel''in payı çok büyük olmuştur. Bu ziyaretin oluşturduğu içten duygular ülkemizin üst üste maruz kaldığı deprem facialarının hazin dekoru ve içeriğinde oluşması, Clinton ve ailesinin deprem alanlarını ziyaret etmeleri, depremzedeleri bizzat kendi yakınları imiş gibi teselli etmeleri, milletimizin maşeri vicdanında bu dostluğu daha da perçinlemiştir. Bu arada Doğukışla depremzede kampüsünde Başkan Clinton''ın kucağına aldığı bebek Erkan ile içten görüntüleri, Erkan''ın yumuk yumuk elleri ile Clinton''ın yüzünü tatlı tatlı mıncıklaması bu dostluğa ayrı ve ailevi bir anlam vermiştir. Bu fotoğraflar Türkiye''de olduğu kadar bütün dünyada da uzun süre hafızalardan çıkmayacaktır. Bu bakımdan küçük Erkan''ı da kutluyorum. O da görevini mükemmel yaptı..Aferin ona!..