Kaydet
a- | +A

Bu haftaki yazımın başlığını Simitis koydu. Kendisini tanımam. Mesleğim itibarı ile tanımam gerektiği yıllarda o zaten kendi ülkesinde değildi. BM gözetiminde yapılacak "dolaylı" Kıbrıs görüşmelerine giderken Rum lideri Klerides, Atina''ya gitmiş, patronu Simitis''ten talimat almış, sonra da mikrofonun ve kameraların karşısına geçerek ezberlediklerini papağan gibi tekrarlamışlardı. Belli ki, her ikisi de AB kurmaylarından gerekli desteği almışlardı. Yunanistan AB'' ye girerken o zamanın akıllı Avrupalıları şart koşmuşlardı: "Seni AB''ye alırız, ama Türkiye ile anlaşmazlıklarını kapıda, vestiyerde bırakacak, içeriye öyle gireceksin!" demişlerdi. Yunanlılar, bir palikarya pişkinliği ile sadece sırıtmak ile yetinmişlerdi. AB, Tarihteki örneklerinden "Kopyalamak" usulü ile oluşturulmak istenilen bir acaip yaratık görüntüsündedir. Henüz tarih şuuru, yani OMURİLİĞİ oluşabilmiş değildir. Kıbrıs kosunda tümü ile Yunanistan''ın yanında ve arkasında yer alması bundan kaynaklanır.

* * * Simitis''in TV kameraları önünde gözlerini kırpmadan, tarihten ve gerçeklerden sıkılmadan, yaptığı konuşmada KKTC''den ve Türklerden, Kıbrıs''taki "Müslüman azınlık" diye bahsediyor. Onların da AB üyesi olmanın avantajlarından faydalanabileceklerini söylüyordu.. Eskilerin "Tedai" dedikleri bir fikirler ve anılar çağrışımı beni aldı çok eskilere, Lozan''daki kulislere kadar sürükledi, götürdü. Amerikalıya baka baka Yunan''dan çok ona benzeyen "masum" yüzlü Simitis''i, o şeytani bakışlı, mücella kafası, altın çerçeveli gözlüklerinin ardından bakan hali ile Elefterios Venizelos ile yan yana hemen kelimesi kelimesine aynı sözleri söylerken görür gibi oldum. * * * İsmet Paşa-Ecevit ikilisinin tersine Simitis ile Venizelos''un birbirlerini görebilmiş ve tanımış olmalarına hiç olasılık göremiyorum. Ama besbelli ki "maya"ları aynı. Bizimkilerde maya ayrı bile olsa Ecevit''in siyaset hamurunun yoğrulmasında İnönü''nün hâlâ parmak izleri var.. Ne ise, ne bizimkilerin ne komşumuzdakilerin bu özelliklerden şikayetçi olabileceklerini sanmam. * * * Yunanistan Başbakanını önceki gün TV ekranlarında seyreder ve dinler iken kafamın içinde fotoğraf makinelerindeki gibi iki flaş yandığını hisseder gibi oldum. Lozan müzakerelerinin son günlerinde idik. Barış müzakereleri İsmet Paşa''yı İnönü savaşlarından da daha çok yormuştu. Bu yüzden olacak, kimi yakınları Lozan''ı adeta "tabulaştırma" suretiyle İnönü Zaferlerinin de üstüne çıkarmaya çalışır olmuşlardı. Bunu doğru bulmayanlardanız, hatasını sevabını tarih tartacak, tartışacaktır. Biz ailece İsmet Paşa''ya yakın olanlardanız. Paşa Manisa''ya her gelişinde evimize şeref verirmiş. Ben gurbette okuduğum için göremedim. Ama misafir odamızda büyütülmüş ve çerçevelenmiş bir fotoğrafı hep asılı dururdu. Paşa, kucağında rahmetli, yetim doğan yeğenim Yavuz Gökmen ile görünürdü. Annem almış onu Paşanın kucağına oturtuvermiş.. Bu fotoğraf şimdilerde Yavuz''un evinde olmalıdır. * * * Dolaylı Kıbrıs görüşmelerinin arefesinde Simitis''in yaptığı "Kıbrıs Müslümanları" tanımlaması çok eskilerde kalan Lozan müzakerelerine çağrışım yapan iki görüntüyü hatırlattı. Birincisi Fener Patrikhanesi ile ilgilidir. Ehali mübadelesinden sonra artık Patrikhanenin de Türkiye sınırları dışına çıkarılması hususunda bir "Konsensus" oluşmuştur. Lord Curzon, umumi heyette son bir umutsuz deneme daha yapıyor. Her zaman "Ekselans" diye hitap ettiği İsmet Paşaya bu sefer "Muzaffer kumandan.." diye hitap ediyor. Ve Patrikhanenin İstanbul''da mübadele dışı kalacak Rumların münhasıran ibadet ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile İstanbul''da kalmasına müsaade edilmesini rica ediyor.. İsmet Paşa, heyetimiz üyeleri dahil herkesin hayret dolu bakışları altında kürsüye çıkıyor. "Lord Curzon cenaplarının bu sözlerini senet ittihaz ederek Patrikhanenin Türkiye dışına çıkarılması talebinden vazgeçiyorum.." diyor. Spot burada kapanıyor ama tartışmaları bugünlere kadar sürüyor!.. * * * İkinci spot görüntü, İsmet Paşa ile Venizelos''u Lozan''da otelin parkında yan yana dolaşırlarken gösteriyor. Lozan''da sıra "Azınlık hakları"na gelmiş, eğer yanılmıyorsam 36-40''ıncı maddelerinde konu ele alınarak hükme bağlanmıştır. Türkiye''de mübadele dışı kalacak İstanbul''da mukim (Etabli) Rumlar ile Batı Trakya''da kalacak Türklerin sahip olacakları haklar teker teker sayılıyordu. Elefterios Venizelos, bir mangal kedisi sıcaklığı ile İsmet Paşaya sokularak koluna girdi. "Paşam, dedi, bu yabancılar bir gün gidecekler biz yine yalnız baş başa kalacağız, dostluk, komşuluk yapacağız.. Batı Trakya Türkleri deyimi yerine "Müslümanları" deyimini kullanalım. Aynı anlama gelir. Zira orda Türklerden başka Müslüman yok.. Türk dersek orada Bulgarlar da var.. Onlar da ortaya çıkacaklar.. Başımızı ağrıtacaklar.. Gelin bunu böyle yapalım" diyor. İsmet Paşa kendi heyetinden gelen bazı itirazlara rağmen kabul ediyor.. Bugün Yunanlıların "Batı Trakya''da Türk yok.. Müslüman vatandaş var demelerinin hukuki dayanağı budur. Sonuç gözlerimizin önündedir. Simitis ve Klerides''in Kıbrıs''ta şimdilerde en son oynamak istedikleri oyun da budur.. Dikkatli olalım demek isterim.. Umarım öyle davranırız..