Kaydet
a- | +A

Geçen hafta Ankara''da yine olay vardı. Zaten bir zamandır olaysız bir günümüz geçmez oldu. Üçüncü Milenyum''un birinci yılını, dilde, siyasette ve üslupta Ecevitçe''yi öğrenmeye, üçlü koalisyona alışmaya çalışarak geçirmekteyiz. Aslında koalisyon ortakları da bu süreyi birbirlerine alışmaya çalışmakla oyalanıyorlar. Şimdiye kadarki süre içinde gün oldu birbirlerinden iyice uzaklaştılar, kah darıldılar kah barıştılar bir ara ilk iki ortak arasında bazı konularda öylesine bir "bilek güreş" denemesi başladı ki "artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!" türünden laflar edildi. Koalisyon dağıldı, dağılacak sanıldı. Hiçbir şey olmadı çeşitli nedenlerle ama daha çok "İrtica" kuşkusu yüzünden kamu hizmetlileri arasında bir ayıklama temizlemeyi öngören bir KHK Çankaya''dan iki defa üst üste geri dönünce Koalisyon ortakları bu sefer eskisinden daha çok birbirlerine yakınlaştılar. Daha bir "Koalisyon" oldular. Üç ortak partiden birinin lideri Hükümetin dışında, "İntizarda" idi. Parlamentoda aklanmalardan sonra o da Hükümete girdi AB''ye giriş istikametindeki çalışmada Dışişleri ile birlikte "eşgüdümlü" bir denemeye başlandı. Umarım başarılı olurlar. Olmaz ise ilk olacak Bürakratlara olacak, kabak onların başında patlayacaktır. Zira dünya alem bilmektedir ki Koalisyonun üçüncü ayağı (MHP) bu istikamette ilk ikisi kadar konuya henüz ısınabilmiş değildir. Ama Hükümet programında "Avrupa Birliği" önemli bir yer tutmakta ve bu parti de yapısı itibarı ile yükümlülüklerinden asla kaçmayacak bir tutum ve karakter sergilemektedir. Aslına bakarsanız, -eğer yeni AB genel sekreterliği, Brüksel temaslarında faydalanmasını bilirse -bu bir bakıma lehimize bile olabilir. Zira herkes biliyor veya görüyor ki, AB şimdiki tutumu ile "Biz yakınlaştıkça o daha uzaklaşan" bir görüntü içindedir. Biz ne kadar ona doğru koşarsak o bizden o kadar kaçmaya çalışıyor. Koşmaktan kovalamaktan yorulup bıkabiliriz!.. Biz olmadan Avrupa da olmaz, olsa da sürekli olmaz!..

***

3 partili koalisyon Hükümeti, şimdiye kadar geçen süre içinde ekonomiden başlayarak, hem iç hem dış politika alanlarında pekçok iş yapmış veya başlatmıştır. Örneğin ilk olarak kamuoyunu yakından ilgilendiren ve bir bakıma föyton romanlarının veya TV dizilerinin başlıklarını özendirecek, imrendirecek çeşitli isimler altında çeşitli operasyonlar gerçekleştirildi, kamuoyunun ilgisi ve heyecanı bilendi, herkes bir süre bunlarla oyalandı. Pek bir şey çıkmayınca ilgi tavsadı. Gündem değiştirildi. Kamuoyu belki başka konulara yönlendirilmek istendi. Şimdilerde ise ortaya hiç yoktan bir IMF ve "Cottarelli" meselesi çıkarıldı. IMF''nin Türkiye Masası şefi, normal periyodik istişareler için Türkiye''ye geldiğinde yazılı, görüntülü "medya"mızın kadınlı erkekli sevimli mensupları bermutad adamın etrafını sardılar hepsi de kendisine göre "sansasyonel" bir beyan peşinde idiler. Adama "Türkiye''de sevgilisi var mı?" diye soracak kadar ileri gittiler. Nihayet muratlarına nail oldular. Adamın dili sürçtü, burada yapılacak normal istişareleri istikrar programında "ince ayar" şeklinde ifade etti. Kıyamet de bundan koptu. Sayın Başbakanımız bunu içişlerimize fuzuli bir müdahale saydı. Başbakanlığın oval merdivenlerinden dikkatli, ürkek ve yavaş adımlarla indi ve artık alıştığımız ünlü "Merdiven altı" konuşmalarından birini daha yaptı. Ortalık birden ve yeniden karıştı. Zaten yükseklerden pek hoşlanmayan Borsa dibe vurdu. Bununla beraber ortada geçerli bir gerek olmadığı düşünülse bile Türkiye''de kararların ancak Türk Hükümeti tarafından alınabileceğini Başbakanın ağzından duymak hoşumuza gitti. Milli hislerimiz kabardı!..

Diplomaside geçen zaman içinde daha ziyade ekonomik konular üzerinde çalışmış bir eski bürokrat olarak açıkça ifade edebilirim ki, insanları tek bir kuşakta Türkiye''dekiler kadar bu kadar iktisadi istikrar programını peşi peşine görmüş geçirmiş, yaşamış bir başka ülke göstermek mümkün değildir. Bu gazetemiz sütunlarında hiç olmazsa haftada bir buluştuğumuz sevgili arkadaşım Kemal Cantürk de eminim yazdıklarımı doğrulayacaktır. Bu programların hepsine iyi niyetlerle başlandı. Pek azı başarılı oldu. Başarılı olanların bir kısmı da yarım kaldı. Sebeplerini lütfen ama lütfen yalnız başkalarında aramayalım. Zira bir çoğunun bizzat içinde bulunduk biliriz. Bazılarını darbe inkıtalarına bağlayabilsek bile sonuç değişmez!.. 4 Ağustos 1958 iktisadi istikrar programı buna örnektir. TL Devalüe edilmiş, birikmiş dış ticari borçlar zaman içinde yayılarak ertelenmiş, alacaklı ülkelerden aynı oranda yeni krediler alınmış, sıra IMF, Dünya Bankası ve diğer uluslararası kuruluşlardan program kredileri temas ve müzakerelerine gelmişti. Bugünkü İtalyan kökenli Cottarelli yerinde o zamanlar Polonya asıllı mız mız bir Başkan yardımcısı vardı. Sonuçlar pek beklediğimiz gibi olmadı, olamadı. Rahmetli Başbakan Menderes''in sabrı tükendi. Haklı idi. IMF''nin müdahalesi şimdi Cottarelli''nin yapmak istediği gibi zarif "Rutin ince ayarlı" telkinler şeklinde değilde adeta bir ültimatom biçiminde ifade ediliyordu. Sonraları Menderes ABD''ye davet edilmişti. O kadar kırgındı ki gitmedi. Bazı tarihçi ve toplum bilimci yazarlar, arasında bu konuda, "eğer gidebilse idi belki de 27 Mayıs 1960 olayı başımıza gelmeyecekti!" diyenler de vardır. Ben aynı düşüncede değilim!.. Sebeplerini ileride bir gün tarih en sağlıklı biçimde yazacaktır.

IMF''nin Türkiye masası şefi Cottarelli gereğinden fazla sempatik, sıcak kanlı bir adam izlenimini veriyor. Ne de olsa Akdenizli, bizden biri sayılır, boylu, poslu yakışıklı üstelik güleç bir adam. Her alanda bizden gördüğü aşırı ilgiden şımarmamış olması için gerçekten büyük gayret sarf etmesi gerekirdi. En büyüğünden en küçüğüne kadar bütün yazılı, sözlü, görüntülü medyamızın bunda hiç mi suçu yoktur? Başbakanımızın ve yardımcılarının -adamla görüşmeyi bile fuzuli sayan Devlet Bahçeli''yi istisna edersek- ilgili Bakanlarımızın ve onlardan daha da güçlü görünmeye pek meraklı üst düzey bazı bürokratlarımızın bunda hiç mi katkıları yoktur!

***

Sonuç olarak söyleyeceğimiz şudur: Başbakan Ecevit''in uyarısı -tribünlere yönelik kısmı dahil- yerindedir. Mesaj alınmış, tüm ilgililer tarafından anlaşılmıştır. Konu burada kapansın, program tamamlansın diye düşünüyoruz.