Kaydet
a- | +A

Eğer son MGK toplantısı olmamış olsa idi artık kamuoyunu günlerdir, haftalardır meşgul eden ve giderek rahatsız etmeye başlayan şu mahut KHK konusuna bir daha değinmeyecektik. Siyaset bir ilim olduğu kadar aynı zamanda bir sanattır da!.. Hünerin yanı sıra deneyim ister, nezaket ister, zarafet ister. Siyasette konuşma vardır, danışma vardır, tartışma vardır ama ateş üstüne gerilmiş ince bir ip üzerinde inatlaşmaya asla yer yoktur.. Eninde sonunda uyuşma yahut uyuşmazlık olacak ve bunun tespiti yapılacaktır. Siyaset, bunların hepsini bir belgede toplar Tarih''in takdirine, tahkimine tevdi eder. Tartışmanın inatlaşmaya dönüşen şekli en zor ve tehlikeli olanıdır. Hele bu inatlaşma Devletin zirvesinde, bir Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında cereyan ediyorsa o zaman biliniz ki bir yerlerde hiç de iyi gitmeyen birşeyler vardır ve tehlike çok büyüktür. Şimdikinde olduğu gibi tartışanlardan biri ülkede siyaseti en iyi bilen, en deneyimli olanıdır. Ama Hukuk''u bilmiyor.. Öbürü ise siyaseti hiç bilmiyor, deneyimi de yok.. Henüz çok yeni ise.. Buna karşılık bütün görev süresi içinde verdiği kararlarda hiç yanılmamış. Mertek gibi doğru beyaz eldivenli bir yargıç ise vaziyet çok daha vahimdir!.. Konuyu gözlerde ve zihinlerde canlandırarak tecessüm ettirebilmek için, izninizle, bir benzetmeye başvuralım: Eskiler "teşbihte hata olmaz!.." derlerdi. Öyle olup olmadığını bir de biz deneyelim. Efendim, birini tasavvur ediniz, evinde yangın çıkmış, söndürmek için su arıyor.. Hemen yanı başında bir su kanalı var, adam, elinde kovalar, kanaldan su almaya çalışıyor. Ama kanalın bir de bekçisi var üstelik yeni seçilmiş, işine henüz yeni başlıyor. Bekçi olmaz diyor, "suyu kanaldan değil ancak kaynağından alabilirsin, kurallar böyle!" diyor. Üstelik kanaldan su almak isteyen bekçiyi de kendi aramış bulmuş.. Tartışma giderek sertleşiyor. İkisi de dikleniyor, "suyu kanaldan alırım, alamazsın" tartışması bir inatlaşmaya dönüşüyor. Bu arada yangın da yayılmaya başlıyor. Bekçinin "kaynak" dediği yer de iki adımlık mesafedeki parlamento binası yani TBMM! Onun da kendiliğinden toplanmasına sadece dört hafta var. Kaynak "Hukuk Kaynağı", her sözü kanun olup çıkıyor. Bütün yetkilere, hatta yetkileri geçici süreler için hükümete aktarmak, ödünç vermek yetkisine bile sahip. (Competenzen Competenez..) Meclis "Hukuk Kaynağı" ise, öbürleri de "Hukuk Yaratığı".. Bence durum budur. Herkes bu inatlaşmanın sonu neye varacak? diye beklerken 23 Ağustos 2000''de MGK toplanıyor. 5 saat sürdüğü bildirilen bu toplantıdan çıkan kararın özeti şu:

"Devletin demokratik ve laik yapısını yıkmayı, ülke bütünlüğünü bozmayı, yıkıcı ve bölücü akımların kamu kurum ve kuruluşlarına sızmasını önleyecek ve bu gibi faaliyetlere karışmış olan kamu görevlilerinin süratle ayıklanmasını sağlayacak her türlü düzenlemenin acilen yapılması konusunda tam bir mutabakata varılmıştır!.." Mesele artık tamamen kapanmış sayılabilir mi? Bundan kuşkuluyum. Ama her hal ve kârda bu tartışmaya şöyle veya böyle taraf olmuş herkesin yerini, yetkilerini ve görevlerini ve gereklerini daha bir açıklıkla görebilmeye yardımcı olacağı muhakkaktır. Geçen hafta Arjantin''de Cumhurbaşkanı seçilen Cardoba eyaletindeki bir kasaba doktorunun frak giymemek için nasıl direndiğini, Alman Cumhurbaşkanı, bir halk adamı, Güstav Heinemann''ın Devlet güvenliği için eski alışkanlıklarından nasıl vazgeçmek durumunda kaldığına değinmiştim. İkisi de kurallara uymak zorunda kaldılar. Zira ne birincisi artık bir kasaba doktoru, ne ikincisi bir eyalet avukatı idi. Artık Devlet Başkanı idiler. Bizde de öyle olacağına inanıyorum. Gazetelerde sayın Ahmet Necdet Sezer''in önümüzdeki 6 Eylül''de Birleşmiş Milletler Örgütü''nde Milenyum zirvesine tarifeli uçakla gideceğini okudum. İnanmadım!. İnşallah bu sefer haklı çıkacak ben olurum!..