Bu yaz, sıcaklar son yarım yüzyıl ortalamalarının çok üstünde oldu. Gölgede 40 derecenin üzerinde güzelim ormanlar gibi yandık tutuştuk adeta bunaldık. Ama asıl bunalım geçtiğimiz hafta, siyaset alanında patladı. Cumhurbaşkanı Sezer, Ecevit Hükümetinin hazırlayıp onayına sunduğu bir KHK''yı pek çoklarımızın beklediği gibi geri çevirdi. Selefinin ünlü deyimi ile oturduğu yüce makamın bir "Çankaya Noterliği" olmadığını doğrulamakla yetinmedi, üstelik bu işin doğrusunun nasıl yapılacağını da eski Anayasa Mahkemesi Başkanı ve bir hukukçu olarak gösterdi. Bu olay kamuoyunda bir bunalım başlangıcı etkisi oluşturdu. Zira demokrasi ile yönetilen ülkelerde halk iradesini temsil eden birinci güç Parlamento''nun yetki ve öncelikleri, hukuk dili ile "Prerogatif"leri ilk defa olarak Meclis dışından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı tarafından savunulmak gibi bir durum ortaya çıkmış oluyordu. Bu, "kısmet"in "gerçek"ler ile istihzası gibi bir şeydi. Siyasette pek örneği görülmemişti.
Ecevit''in icadı üçlü koalisyon hükümetinin işleri Cumhurbaşkanı seçimlerine kadar pekala tıkırında gidiyordu. Üç parti lideri zaman zaman toplanıyor, aralarında kararlar alıyor, bunlar bir kararname veya kanun teklifi kılığında Bakanların imzalarına sunuluyor ve işler tamamlanmış oluyordu. Bu sefer memurlar hakkındaki KHK''nın Parlamentonun tatilde Devlet yönetiminin ise "rölanti"ye alındığı bir mevsime rastlamış olması işleri daha da içinden çıkılamaz hale getiriyordu. Halbuki Ecevit yönetimine bayağı alışmış gibi idik. Ekonomide işler hiç de fena sayılmazdı. Biz farkında olmasak bile yabancı uzmanlardan üst üste "aferin"ler geliyordu. KİT''lerin özelleştirilmesi Hazineye bolluk getiriyor, AB''ye giremesek bile ciddi hazırlıklar yapılıyor. Çok başlı, cılız kadrolu bir Genel Sekreterlik yavaş da olsa artık kuruluyor. Çok bilmiş AB azmanlarının karşılarında nihayet yeterli ve yetkili makamlar bulacakları, rastgele oraya buraya taşamayacakları umuluyordu. AB''ye henüz girememiş de olsak Galatasaray Avrupa şampiyonu olmuş, UEFA kupasını yüklenip müzesine koymuştu bile.. Arkasından Beşiktaş''ın Kartalı da AB semalarında uçmaya başlamıştı. AB komiseri Verhungenin Ecevit''i ziyaretinden sonra Kıbrıs konusunda fuzuli müdahale, ve gayretkeşlikten çekinilir gibi olmuştu. İnşallah böyle devam eder, Kıbrıs''taki çirkin iç politika oyunları da bir hal ile bir son bulur diye düşünüyorduk.
Ağustos ayı, zaferler ve askeri promosyonlar ayıdır. "YAŞ" yıllık mutad toplantısını yaptı. Yeni komuta hiyerarşisi belirlendi irtica ve disiplin sebepleri ile ayıklanması gerekenler ayrıldı. İş sivil yönetime gelmişti ki Çankaya bunalımı çıktı. Aslında bu mukadderdi. Şimdi ne olacak? İhtimaller çeşitlidir. Ama en akıllıca olanı tektir!.. Aklın yolu birdir. Konu ait olduğu mercide yani, Meclis''te çözülmelidir. Ancak Türkiye''nin aktif siyasetteki en eski ve en deneyimli politikacısı olan sayın Ecevit''in siyasette çok denenmiş, bilinenin dışındaki Tab''ı Mizacını bizim gibi iyi bilenler, bilmeyenlerden daha fazla endişeli olurlarsa kimse onları kınamamalıdır. Hislerin mantığa galebe çaldığı haller de vardır. Ama şimdi bunun hiç sırası değildir dilerim yanılan bizler olalım..
KHK yetkisi, hemen bütün demokratik ülkelerin Anayasalarında mevcuttur. Ama kullanımı her zaman tartışmalı ve hatalı olagelmiştir. Fransa gibi günümüzün bütün büyük Demokrasilerinde "Kanun Hükmünde Kararnameler" Decrets-Lois dönemi olmuştur. Zamanında mevcut zorluklara bir çare sayılmış olan bu dönemler şimdilerde demokrasilerin alacakaranlık sayfaları olarak anılmaktadır. Sayın Sezer''in bu tutumunun kamuoyunun genelinde olduğu gibi Ecevit Hükümeti tarafından da anlayışla karşılanacağını umut edelim. Zira günümüz, şahsi tutum ve alınganlıkların çok ötesinde önemli ve hayati konularla doludur. Bunları yok farkedemeyiz. Başlamış olan ve olumlu sonuçları alınmaya başlanan bir ekonomik istikrar programını yarıda kesemezsiniz. AB''ye giriş sürecinin ilk defa ciddiyetle başlatıldığı bir olguyu yüzüstü bırakamayız. Kıbrıs konusunda oyunun sonu gelmiş gibidir. Kıbrıs''ı tümü ile -onların anlayışı ile- Rum tarafı ile birlikte AB''ye alıvermeleri, bize telafisi mümkün olamayacak felaketlere, oldu bittilere mal olabilir. Vakti ile bu yol iki Almanya''nın dolaylı birleştirilmesi istikametinde kullanılmak istenilmişti. Almanlar daha erken davrandılar..şimdilerde önümüzdeki 4 ekimde onuncu yıl dönümü kutlanacak olan bu olayı bir tarih dersi gibi biz de hatırlayalım ve gerekirse gereken dersi zamanında alalım. AB''nin genişlemeden sorumlu Komiseri Günter Verhungen''in bir ayağı yine Ankara''da, eski bir diplomat olan bu zatı yakından izlemekte fayda vardır. Genelde tüm AB ülkelerinde, özelde Fransa ve Almanya''da yaz tatiline çıkmak alışkanlıkların ötesinde bir zorunluk sayılır. Ne birinde ne ötekinde bu yaz kimse yerinden kımıldamadı. Fransa''da Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında Elysee savaşı, aynı tarihlerde şeklen bile olsa kurulabileceği var sayılan "Avrupa Devleti Başkanlığı" yarışına dönüşmüştür. Öyle anlaşılıyor ki ne zaman ve nasıl kurulursa kurulsun, AB Başkanı mutlaka Fransız olacaktır. Biz bunu bilerek ve ilerisini düşünerek Cartesien bir mantıkla ve soğukkanlı hareket etmek durumundayız. Bu çağrı A''dan Z''ye kadar herkese hepimize yöneliktir.

