Piyasalarda 2026 yılı pozitif beklentilerle başlarken; Borsa İstanbul’da BİST 100 endeksi de yılın ilk işlem gününde %2,10 gibi yüksek bir primle, 11.498 puandan kapanış yaptı. Bu primin, 24 Ekim işlemlerinden bu yana en hızlı günlük yükseliş olduğunu hatırlatalım. Ve endeks, haftalık bazda en yüksek kapanışını gerçekleştirerek, 11.605 zirvesine de oldukça yaklaştı. Rakamlar olumlu, temelde yaşananlara bakalım…
Türkiye’nin risk primi (CDS) geçen hafta 204’e kadar gerileyerek, son 7 yılın en düşük seviyelerini gördü. Bu oran Brezilya'da 137, G. Afrika'da 134, Meksika'da 90, Hindistan'da 87 ve Endonezya'da 68 civarında bulunuyor. Türkiye, benzer ülkelerin bulunduğu seviyelere doğru yaklaşıyor.
CDS, bir ülkenin temerrüt riskini ölçüyor ve bu riski fiyatlıyor. Risk primindeki düşüş, aynı zamanda o ülkenin “ekonomik sağlığı” ve “finansal istikrarı” için önemli gösterge oluyor. CDS’te gerileme, yabancı sermayenin de o ülkeye yatırım iştahının artmasını destekliyor.
Bu köşede bir önceki yazımızda anlatmıştık. Yabancı yatırımcılar 7 yıl aranın ardından Borsa İstanbul’da, yaklaşık 3 milyar dolarla “net alım” tarafında yer aldı. Geçen hafta bankacılık endeksindeki (XBANK) primin %6,40 ile borsanın performansını aşmasında da CDS’teki düşüşün payının olduğunu söyleyebiliriz.
Diğer taraftan önce yüzde 25,49 olarak açıklanan vergi ve harçlarda 2026 artış oranının yüzde 18,95’e çekilmesi olumlu karşılandı. Yılbaşında yapılan fiyat artışları, özellikle ocak ve şubat enflasyon rakamlarının yüksek gelmesine sebep olabiliyor. Bu artışların, 2026 yılında “beklenen enflasyon” düzeyine çekilmesi, ilk 2 ayda TÜFE’nin daha makul gerçekleşmesini sağlayabilir. Yıllık enflasyonda düşüş trendinin devamı ise Merkez Bankasının faiz indirimlerini sürdürmesi için destekleyici ortamı sunabilir. Piyasalar da 2026’nın başında bu gelişmeleri “baz senaryo” olarak değerlendiriyor.

