Kaydet
a- | +A

Enver Ören Âbi de, İhsan Doğramacı Âbi de sevdiklerine "âbi" diye hitap ederler... Küçük büyük farketmez onlar için.. Şüphesiz onlar da sizin bizim gibi bütün insanları seviyorlar.. Ama âbice sevmek başka..Âbi derken kardeş sevgisini koyuyorsunuz ortaya.

Âbilik bizim insan sevgimizi anlatır.. Batı''nın hümanizm hareketinden çok önce İslam, inanan insanların kardeş olduğunu ilan etti.. Selçuklu ve Osmanlı tarihimizde "Âbilik" müessesesi, "Âhîlik" olarak benimsenmişti.. Ahî demek Arapça''da kardeş demektir.. Hemen hemen bin yıldır Anadolu''da bu Ahîlik teşkilatının yayıldığını görüyoruz.. 14. Yüzyılın başlarında İbni Battuta "Anadolu''da nereye gitsem bu ''ahîlik'' teşkilatını gördüm" diyor..

Hümanizmaya evet, insan sevgisine binlerce evet, ama bunu yaşamadıkça fantezi bir kavram olarak kalıyor.. Âbilik, yani ahîlik öyle değil.. O sevgiyi o kardeşliği hayatınız boyunca yaşıyorsunuz..

Ahîlik ya da âbilik, bizim Türkmenler''in Anadolu''da kurdukları bir teşkilat... O da insan sevgisine dayanıyor.. Batı hümanizmasından farkı insanı kardeş gibi sevmek, kardeş gibi korumak ve kardeş gibi yaşamak..

Bizim eski âbilerimiz, yani ahîlik teşkilâtı, paylaşmasını seven, alım satım işlerinde birlik, çevreleriyle yardımlaşma, muhtaçları koruma ve kesinkes İslam ahlakıyla ahlaklanma gibi prensipleri olan insanlardı.. Çünkü, "İnnemel mü''minine ihvetün" diyordu bizi yaratan..

Ahîler komşularını âbi evi olarak düşünmüşlerdir.. Anadolu''da âbiliğin esnaf ve işçiler arasında yayılması da dikkate değer bir gelişmedir.. Ve diyebilirim ki, Osmanlı devleti bu ahlak ve sevgi üzerine kurulmuştur.. Kaynağını İslâmdan alan ve ahîliği temellendiren bir devlet kuruluşu.. Ve komşuluk hakkı neredeyse mirası bile içine alacak sınırlara yaklaşmış..

Sevgili Enver Ören, birkaç yıl önce Hacettepe Hastanesi''nde beni ziyarete gelmişti.. Tabii "âbi" diye konuşuyordu.. Gece hemşiresinin dikkatini çekmiş.. "Siz İhlas Holding''in sahibinin ''abisi misiniz" diye sordu. Hayır dedim İhlas Holding''in sahibi benim âbim.. "Nasıl olur" dedi, "O sizden çok genç gösteriyor."

Bir defasında da Ankara Başkent Hastanesi''nde âmeliyata girmiştim.. Bana moral vermek için âmeliyat masasının başına gelerek, "Ömer âbi ben de burdayım" diyen sevgili İhsan Doğramacı''yı nasıl unutabilirim? Doktorlardan biri, "Doğramacı bile bu hastaya âbi dedi, kim bu adam" diye hayret etmişti.

Deprem felâketi 65 milyon insanımızın kalbini bir noktada topladı.. Birlik beraberlik duygularımızı şahlandırdı.. Türkiye çoktandır böyle bir birlik, böyle bir duygu seliyle karşılaşmamıştı..

Millî mücadeleden beri halkın bu derece âbileştiğini ilk defa yaşıyoruz.. Bir anda hepimizin Türkiye sevdalısı kardeşler olduğumuzu hissettik.. Bizi on yıllardır hasret kaldığımız böylesine bir birleşmeye sevkeden depreme neredeyse teşekkür edeceğim..

Kırk beş saniye Türkiye''nin yekvücud olmasını sağladı.. Acımız büyük ama hepimiz birbirimizin kardeşi olduğunu anladık..

Şimdi bize düşen bu birlik ve beraberliği, parti çıkarları, ideoloji kavgaları uğruna feda etmemek.. Kapımıza dayanan ölümün bize ders olmasını, küçük menfaatler uğruna birbirimize düşmememizi, her işimizde, her münasebetimizde birbirimize âbi olarak bakmamızı az da olsa öğrettiğine inanıyorum..

Bakın deprem felâketi Ege''nin iki yakasını bile birleştirdi.. "Türk''ün Türk''ten başka dostu yoktur" sözünü bile bir darbeyle yok etti..

Kırkbeş saniyelik bir darbe bütün dünyanın bize dost olduğunu anlattı..

Şimdi hem içerde hem de dışarda oluşan bu birliği bu yakınlaşmayı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor..

İçerde halkımızın yüzde seksenini gericilikle, geri kalanını da komünistlikle birbiriyle çatıştırır, birbirimizi fişlemeye kalkarsak, deprem sonrası oluşan bu kardeşlik havasını, bu âbilik yakınlaşmasını bir çırpıda hebâ etmiş oluruz.. Buna kimsenin hakkı yok.

Sevgili âbilerim..