Kaydet
a- | +A

Aslında ön yargılarla boğuşuyoruz..Bir ön yargılar ülkesi oldu Türkiye..

Herkes cumhuriyetçi, herkes demokrat, herkes dindar, herkes laik, hatta herkes hukukun üstünlüğüne inanıyor ama, yine de herkesin kendine göre bir Türkiyesi var: Ön yargılar üzerine oturttuğu bir Türkiye..

Bu yüzden herkes kavgalı.. Aslında kavga ve gürültü koparılmasa buna pekâlâ demokrasi de diyebilirdik.. Herhalde bunun adı da ön yargılar demokrasisi olurdu..

Aslında düşünce kalıplarıyla yönetiliyoruz.. Bu yüzden herkes kendi düşüncesinin doğruluğuna inanıyor.. Bir ikinci doğrunun varolabileceğine ihtimal vermiyor.. İhtimalsiz dört duvar arası bir dünyada yaşıyoruz.. Bu yüzden ihtilaflı olmayan bir fert, bir dernek, bir parti, iki bürokrat bulmanız mümkün değil..

Ülke düşünce kalıplarıyla idare ediliyor.. Kelepçelenmiş ön yargılar var kafa tasımızda..

Toplumsal raylar üzerinde yürüyor gibidir..

Biri hukuk devletini savunur, öteki devlet hukukunu.. Oysa önce "devlet olma" gerçeğini düşünen yok..

Ters bir düşünce, değişik bir teklif ön yargılara çarpar, düşünce kalıplarının vidaları daha da sıkılaştırılır..

Bizde düşünce üretilmez, düşünce kalıpları yontulur..

Aynı üniversitenin profesörleri birbirleriyle kavga halindedir.. Kartezyen mantığın, yürürlükte olmadığı üniversiteler ülkesidir burası..

İmam-ı Gazalî''nin, Ebu Hanife''nin mantık derinliğinden, İmam-ı Rabbanî''nin düşünce soyutlamalarından eser kalmamış..

Fuzûlî''yi anlama imkanımız yok.. Yunus''u, Mevlâna''yı ise 700 yıl sonra anlayabildik.. Tabii ki bugünkü toplumumuzdan bahsediyorum..

Bu büyük dehâlara rağmen Barış içinde, yaşamayı öğrenemediğimiz içindir ki, insanlarımız hep kavgalı, hep tartışmalı bir ortamda yaşıyor.. Karşılıklı konuşma âdabı, fikir tartışması, düşüncelere saygı eğilimi kıskanmama asâleti uçup gitmiş, Batılı düşmanlarımızın döşediği raylar üzerinde kaymaya alışmışız..

Hepimiz birbirimizin boşluğunu yakalamaya çalışıyoruz.. Ve yakalar yakalamaz karşımızdakini linç etmek geçiyor içimizden..

Önce tarifler üzerinde anlaşalım diyoruz.. Bir sürü tarifler çıkıyor karşımıza.. Tarifleri tarif edemiyoruz.. Gelin gerçekleri düşünelim diyoruz, bu sefer ön yargıların barikatlarıyla karşılaşıyoruz.. Daha doğrusu fikir üretemiyoruz.. Düşünemiyoruz..

Rahmetli Cemil Meriç''in şu iki kelimelik sözü geliyor aklıma:

"Kolay mı düşünmek"

Elbette değil..

Bu kadar ön yargılı insan yetiştirme kolaylığı varken, düşünmek gibi angarya bir işle neden uğraşalım..

Bu yüzden gerçeği kabullenme yollarımız kapanmış.. Siyahla beyaz arasında tercihe zorlanıyoruz.. Aradaki tonlar güme gidiyor..

"Kolay mı düşünmek"

Kolay mı kafalarımızdaki vidaları sökmek..

Düşünce kalıpları neyimize yetmiyor..

..............

NOT: Arkadaşımız, hocamız, büyük bilim ve fikir adamımız merhum Ayhan Songar ağabeyimizin ikinci ölüm yıldönümü münasebetiyle 2 Temmuz''da Hırka-i Şerif Camii''nde akşam namazı ile yatsı namazı arasında ruhuna mevlid-i şerif okunacaktır.. Sevenlerine dost ve arkadaşlarına duyururum.. Cenab-ı Hak ganî ganî rahmet eylesin.. Ö.Ö.