Kaydet
a- | +A

Din deyince, tepesi atan bazı aydınlar (!) var bu dünyada.. Bunların bir kısmı kökten inkarcı, bir kesimi de "ateist", yani dine inanmayan fakat kendi içtihatlarına göre bir Tanrının varlığını kabul eden şaşkınlar.. Bunların çoğu demokrat geçinir ama, dindar insanlara saygıları, hatta tahammülleri bile yoktur; cehâletle yargılarlar bu inananları.. Çoğu zaman hoşgörüden de uzaktırlar.. Akıl varken dinî duygulardan sözetmek gerçeğin örtülmesi demektir. Aklı manevî değerlerin üstünde tutan bu anlayış onlar için baştan çıkarcı tanrılardır. Darwin''e inandılar ama tutmadı.. Modası geçmiş Darwin teorisi onların hâlâ övünme vesilesiydi.. Oysa genetik araştırmalar, DNA''nın ortaya koyduğu gerçekler bu teoriyi rafa kaldırmıştı.. Ama onlar iddialarında ısrar ediyorlardı. Oysa bir hayli yıpranmışlardı.. Bunların çoğu daha sonraları Marksizme sarıldılar.. Ne var ki o da gördüğünüz gibi tutmadı. Perişan olmuşlardı. Bu sefer jakoben tavırlarla çevrelerini susturmaya çalıştılar. Sonuç, ne oldu? Bilim dünyası, Darwin''in ve Marks''ın kitaplarını rafa kaldırdı. Ama bu inançsız geçmiş bizim bazı aydınlarımızda tortular bıraktı.. Psikolog Jung''un arketipleri de bu tortularla buluşunca onları sökemediler, sökemeyince de inatlaştılar, inatlaştıkça da bastırıcı, dayatmacı tavırlara geçtiler.. Aslında boşlukta çırpınıyorlardı, tutunacakları dal kalmamıştı, baş vuracakları bir liman görünmüyordu. Bu sefer laiklik sözcüğünü soktular devreye. Kendilerinden menkul bir laiklik.. Bu da

tutmadı.. Çünkü savundukları laiklik, anayasamızda belirtilen ve hukuk dünyasının tanımladığı, laiklikten uzaktı.. Onlar laikliği bir baskı aracı, inançlı aydınların seslerini kesen bir susturucu olarak kullanıyorlardı.. Öylesine bir baskı uygulanıyordu ki gerçek laikçiler gerici sayılıyordu... Türkiye''nin bir anda İran''laşacağı iddia ediliyordu.. Bu iddia ne bir referanduma dayanıyor, ne de çeşitli kuruluşların araştırma sonuçlarına.. Ülke halkı, şehirlisi ve köylüsüyle yüzünü Batı''ya çevirmiş, çağdaşlaşmayı bir hedef olarak seçmişti, ancak kendi inanç dünyasından, kendi kültür ortamından ayrılmadan bir geleceğe yönelmişti.. Bazı çevreler bu gerçeği, bu toplumsal gelişmeyi anlayamadılar veya anlamak istemediler. 60 milyon nüfuslu bir ülkede, şurada, burada sayıları 50-60 kişiyi geçmeyen âyinler, zikirler yapılması veya şeyh geçinen bir şarlatanın kadınlarla meşru olmayan ilişkileri öylesine abartılmış, öylesine takdim edilmiştir ki, irtica hareketinin kapıda olduğu, bu bir avuç insanın Türkiye''yi İran''la#tıracağı komedisine vardırılmıştır.. İşte huzursuzluğumuzun sebebi ve işte ülkenin ilerlemeyişinin sun''î engelleri.. Arzu edilen demokratik ortama, insan haklarına ve adalet anlayışına bir türlü yaklaşamamamızın sebebi: Gerçek laiklik değil, köktendincilik. Sun''î bir Türkiye''de yaşıyoruz.. Asıl Türkiye''nin çok uzağındayız. Ha, az kalsın unutuyordum: Ne oldu ki irtica birdenbire kayboldu ortalıktan.