Kaydet
a- | +A

Fransız ediplerinden Andre Malraox, "Hayatın hiçbir değeri olmayabilir, ama hiçbir şeyin de hayat kadar değeri yoktur" diyor..

Bir insanın canına kıymak için o insanın mutlaka bir an için canavarlaşması gerekir.. Yani insanlıktan çıkması gerekir.

Evet bir an için..

Ama o bir an sonrası insanlığın da artık hiçbir değeri yoktur..

Bir cinâyet işlediniz mi, hayatınız boyunca ölünün hayaletini de sırtınızda taşırsınız. Bu yüzden denilebilir ki hiçbir katil tek başına ölmez.. Ömrü boyunca öldürdüğü insanın hamallığını yapar.. Üstelik ölünün hayaleti inceden inceye şuur altından katilin hayatını da yönlendirir..

Hele hele Ahmet Taner Kışlalı gibi masum bir insanı hedef seçip öldürmüş olmanın bu dünyadaki cezası idam olabilir ama ya öteki dünyadaki cezası?

"Bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir" diyor Dinimizin yüce kitabı.. Bunun bir de öteki dünyadaki cezasını düşünün..

Biraz önce sizin gibi can taşıyan bir insanı, biraz sonra cansız hale getiriyorsunuz..sizin gibi düşünen, yiyen, gülen, ağlayan bir insanı bir bombayla bu dünyadan uzaklaştırıyorsunuz, o ölecek siz yaşayacaksınız..

Eğer insan olarak doğmuşsak aklımızın havsalamızın almayacağı şeydir bu..

Ben hiç katillerle yüzyüze gelmedim.. Hep gazetelerde görürüm fotoğraflarını.. Tıpkı benim ve sizin gibi insanlar.. Hatta bazıları benden ve sizden daha masum görünüşlü.. Bu kadar masum yüzlü bir insanın bir başkasını öldürmesi imkanı yok, kimsenin aklına gelmez..

Adam öldüreceksiniz ve ertesi gün kahvaltı yapacaksınız, öğle yemeği, akşam yemeği yiyeceksiniz, havsalam almıyor..

Adam öldürenler, nasıl yürüyebiliyorlar, nasıl konuşabiliyorlar; karılarının çocuklarının ana ve babalarının yüzlerine nasıl bakabiliyorlar.

Acaba diğer insanlarda olduğu gibi bunlarda da kalp, vicdan ve acıma duygusu var mı?

Türkiye karışık ve bunalımlı bir dönemden geçiyor.. Rejimin rehabilitasyona ihtiyacı var.. Bu durumumuzdan faydalanmak isteyen düşmanlarımız var.. Yurt içinde de var, yurt dışında da.. Bazen aklı başında olan aydınlarımızın da bilerek veya bilmeyerek bunların oyunlarına alet olduklarını görüyoruz.. Bu bazen bir partinin yüksek mevkilerindeki aydın, bir bakan, bir savcı veya bir polis de olabiliyor..

Cumhurbaşkanını, başbakanı yuhalayanları ve bir partinin bayrağı altında slogan atanları cenâzenin sahipliğine kalkanları, aynı fotoğrafın içinde görebiliyorsunuz.

Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı''nın ailesinin bile şikâyetçi olduğu bu durumdan beklenirdi ki, savcı Vural da ders alsın.. Ne gezeer..

Aksine savcımız durumdan vazife çıkararak Rejime, Meclis''e verip veriştiriyor.. Ona göre herkes potansiyel rejim düşmanı..

Oysa bizim bütün bunlarla uğraşmak yerine gerekirdi ki, bir aziz müftümüzün torunu olan Ahmet Taner Kışlalı''nın ruhuna fatihalar gönderelim.. Olup bitenlerden ders alalım..

Bütün aileye ve yakın dostumuz ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı''ya başsağlığı diler, hepsine yüce Allah''dan sabr-ı cemil niyaz ederiz.