Kaydet
a- | +A

Türk alfabesi 29 harf.. Yasa böyle söylüyor ve bunun değiştirilmesi yasak.. Ancaak, yürürlükteki yasaya rağmen alfabemize sinsi bir şekilde 3 harf daha girdi: Q, W, X.. Bilgisayar ve internet dünyası ister istemez bu harfleri kabullenmemize sebep oldu.. Artık sokaktaki kokoreççimiz bile www diyor.. İxir de her günkü misafirimiz.. Aslında bu harfler önce daktilolarımıza girmişti.. Pek yabancımız değildi.. İngilizce yazanlar elbette bu harfleri kullanıyorlardı.. Türkçe yazılarımızda bunlara pek ihtiyaç duymuyorduk.. Ancak aslına sadık kalalım diye yabancı kelimelerde kullanıyorduk.. Neyse, bütün bunları şunun için anlatıyorum.. Lisan öğrenmek güzel bir şey, hatta güzelliğin ötesinde bugünün dünyasında şart olan bir şey.. Ama iş öğrenim lisanına gelince İngilizce, Türkçemizin hasmı, hatta düşmanı haline geliyor.. Eğer Türkçemiz bilimsel öğrenimi karşılayacak bir zenginlikte değil diyorsanız bunu asla kabul etmemeliyiz.. Bu, Türkçeye iftiradır.. Ama siz Öztürkçe fantezisine kapılır, Türkçemizi kuşdiline çevirirseniz bu dille elbette tedrisat yapamazsınız.. Sonra İXİR der, zaten kalın "K" ile İnce ''K'' yı birbirinden ayırmayacak kadar lisan fukaralığına düşürdüğünüz bu dilde "Q" harfi bazı yerlerde size meydan okumaya başlar..

Kuşdiliyle fantezi Sen kalk bin yıllık Türkçemizi bir tarafa bırak, o cânım Türkçeleşmiş kelimeleri "yabancı kökenlidir" diye teker teker ayıkla, ondan sonra da kuşdiliyle fanteziliğe soyun.. Eğer İngilizce, Fransızca ve Almanca dilindeki yabancı kökenli kelimeleri bu dillerden kovarsanız geriye ne İngilizce, ne Fransızca, ne de Almanca kalır.. Tersine onlar dillerindeki bu yabancı kelimelerin kökenine de giderek çocuklarına okullarda Yunanca ve Latince öğretiyorlar.. Yıllardır ısrar ediyoruz: Osmanlı Türkçesi bizim gelişmiş dilimizdir.. Ortaokul ve liselerimizde bunu ders olarak okutalım, gençlerimizin lisanını zenginleştirelim, üniversitelerimizde İngilizce tedrisata son verelim; yabancı dil öğretiminin âkıbeti bizi hüsrana uğratır deyip durduk.. Kulak asmadılar.. Ama görüyoruz ki, çok satan gazetelerimizin köşelerine yerleşmiş yazarlarımız istemedikleri halde Osmanlı Türkçemizin kelimelerine iltica etmek zorunda kalıyorlar.. Tabii Osmanlı Türkçesini doğru dürüst bilmedikleri için de "eşkâle" eşgal, "tehâcüme" "tahaccüm", (hal'') kelimesini (hal), "mazuru" mahzur", "mahzuru" da "mahsur" olarak yazar ve Türkçesini zenginleştirmiş (!) olur? "Mesele"yi "sorun" yaptık.. "sorun" la da tatmin olmayan entellerimiz, başımıza bir de "problem" açtılar..

Dili fakirleştirmeyelim Zülfü Livaneli bir yazısında "Bu yaştan sonra Osmanlıca''yı öğrenmek ihtiyacını duyuyorum" demişti.. Bir başka yazar ise bugünkü Türkçemiz Osmanlı mirasını taşıyacak güçte değil diyordu.. Hadi Osmanlı mirasını bir tarafa bırakalım, gençlere bilim mirasını nasıl anlatacağız.. Dünyada hiçbir ülke kendi dilini bu derece fakirleştirmeye, bu çapta gülünçleştirmeye kalkmamıştır... Hal böyle olunca eloğlu da hiç tereddüt etmeden İngilizce tedrisat konusunu bir zaruret olarak ortaya atar ve uygulamaya kalkar.. Ne acı değil mi..