Kaydet
a- | +A

Ailenin gözü âvizelerde.. Sallanıyor mu, sallanmıyor mu?

Bu meret avizelerin sarkık uçlarına öyle hassas kristaller takılmış ki, ev içinde dolaşırken, kapılar açılıp kapanırken bile titreşmeye başlıyorlar.. Hele hele hava cereyanlarında kaldıkları vakit sanırsınız ki, twist yapıyorlar..

Ev halkı bu kristaller konusunda öyle uzmanlaştılar ki, titreşimlerin zaman ve mekan boyutlarına bakarak depremlerin şiddetlerini bile tayin edebiliyorlar..

Önceki gün apartmanımızın koridorunda bir gürültü koptu.. Bağrışmalar, çağrışmalar ve arada sırada yüksek tonda bir ses: "Beşin üzerinde", ..Ve onu bastıran başka sesler: "Hayır 6''nın üzerinde."

Bu sırada eşim ve ben hemen avizelere bakıyoruz, çünkü sarsıntının farkına varmamıştık.. Bir de ne görelim salondaki her iki âvizemizin de kristalleri sallanıp duruyor.. Hemen biz de kendimizi dışarı atmak istedik, ama deprem durmuştu..

Şimdi ne zaman sert tonda bir ses duysak, bir kapı çarpması olsa, hemen avizelere bakmak ihtiyacını duyuyoruz.. Sallanıyorlar mı, sallanmıyorlar mı?

İnsanın içine şüphe düştü mü, "sallanıyor" ihtimali ağır basıyor.. Sallanmıyorsak bile kristal uçlar sallanıyormuş gibi geliyor insana.. Deprem olmasa bile içinizden bir deprem yaşıyorsunuz ister istemez..

Bazen de tersi iddialara şahit oluyorum: Kristaller sallansa bile bizim bacanak hiç oralı olmuyor; "kamyon geçti" diyor.. Gerçekten de çoğu zaman kapı veya pencerelerden biri açıksa kamyonlar veya TIR''lar böyle sarsıntılara sebep oluyor.

Günün bir başka saatinde kapı çalıyor: Bu sefer karşı komşumuz "Galiba zelzele oldu, siz de hissettiniz mi" diyor.

Der demez biz hemen salona koşuyor, avizelerimizin o yaramaz minicik kristallerine bakıyoruz.. Kimimiz sallandıklarını, yani sallandığımızı, kimi de sallanmadıklarını iddia ediyor.. Dikkatle bakıyoruz ama aramızdaki ihtilafı çözemiyoruz.. Böylece aile içi bir sürtüşme oluyor.. Kimimiz pimpiriklikle, kimimiz vurdum duymazlıkla suçlanıyoruz..

Aşağıdaki komşumuza gelince: O, iki köpek besliyor.. Köpekler depremleri daha önceden duyabiliyorlarmış.. Nitekim biz 3.5 artçıları duymazken, onlar duyabiliyorlar.. Hemen havlamaya başlıyorlar.. Hatta kapıya koşuyorlarmış, kendilerini ve ev sahibini dışarıya atmak için..

Son zamanlarda o hâle geldik ki, onlar havlar havlamaz avizelere bakıyoruz, kristaller titriyor mu titremiyor mu?

Çoğu zaman köpekler haklı çıkıyor. Bizim bilim adamlarımız da haklı olarak depremin önceden bilinemiyeceğini anlatıyorlar.. Ama komşumun köpekleri eskilerin tabiriyle, "hiss-i kablel vuku" denilen bir ön sezi ile depremleri önceden sezebiliyorlar..

2.5 aydır ekran başından ayrılmaz olduk.. Bilim adamlarımız, deprem ve jeofizik uzmanlarımızla öylesine haşrü neşir olduk ki, artık onları da aileden saymaya başladık. Zaten bütün kanallarda Işıkara Hoca''ya abone olmuşuz, o elde bir.. Ötekilere gelince birbirleriyle kavgalıymış gibi duruyorlar.. Daha doğrusu birbirlerinin boşluğunu arıyorlar izlenimini veriyorlar.

Hemen hemen hepsinin elinde içinden 2 kalın çizgi geçen 15x25 eb''adında bir kroki.. Bu çizgilerin adına meğer "fay" deniliyormuş.. Habire anlatıyorlar..

Ne var ki onlar konuştukça bizim mahalle boşalmaya başladı.. Artık depremden mi kaçıyorlar, bilim adamlarımızdan mı onu henüz anlamış değiliz.. Ama siz mutlaka anlamışsınızdır..

Zemin röntgeni çektirmek 10 milyarmış.. Bilmem bunu da duydunuz mu.