Kaydet
a- | +A

Madde ve antimaddenin karşılaştıkları anda birbirlerini yok etme konusunda teorik fizik dünyasının ünlü ismi Stephen Hawking''in çok meşhur olmuş aşağıdaki sözünü şimdi hatırlama zamanıdır: Hawking diyor ki: "Karşı parçacıklardan oluşmuş karşı dünyalar, karşı insanlar olabilir. Ama karşı kendinizle karşılaştığınız zaman sakın el sıkışmayın; çünkü her ikiniz de bir ışık parıltısı içinde yok olursunuz." Kainatın yapı taşı atom parçacıklarında bile birbirine karşıt, hatta birbirini yok edecek kadar özelliklere sahip tılsım var.. İnsanlararası ilişkiler ve toplumsal hayatımızdaki hareketlerde de aynı özelliklere şahit olmuyor muyuz..

İyilik ve kötülük Heraklit''in dediği gibi her şey kendi zıddıyla var olabiliyor.. Kötülük olmasa iyiliğin varlığını nasıl anlayacağız? İyilik de kötülük de birbirlerinin varlık sebebi.. İnsan ve toplum hayatında iyilerle kötüler, tıpkı madde ve anti maddede olduğu gibi biraraya geldikleri zamanlarda birbirlerini yok etmeye çalışıyor ve sonuçta ikisi birden eski hayatiyetlerini kaybediyorlar.. Tabii bu dünyada böyle; öteki dünyada ise yalnız iyiler mükafatlandırılacaktır.. Bunun içindir ki Cenab-ı Hak "Bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş, bir insanı hayata kavuşturan da bütün insanları ihya etmiş sayılır" buyuruyor.. Ama ne yapalım ki kavga da bu dünyanın özelliklerinden biri.. Tıpkı atom parçacıklarında olduğu gibi protonla antiprotonun biraraya geldikleri zaman birbirlerini yok etmeleri gibi.. Tepemizdeki devlet katlarında da birbirine zıt görüşler çarpışıyor.. Birbirini yok eden demiyorum, çünkü iş daha o dereceye varmış değil. Evet birbirine zıt görüşler çarpışıyor. Birileri "Orduda ve bürokraside bazı mürteciler var, hepsini atalım" diyor. Birileri de bunun yargısız infaz olacağını, bu gibileri hukuka riâyet ederek atalım diyor.. Kimi, "Yargı organlarında da mürteciler var" diyor, karşıtları ise "Yargıda mürteci yoktur" diyor.. Bunlar hep devlet katlarında çarpışan zıt görüşler; henüz proton orduları gibi birbirlerini yok etmiş değiller ama, sanki o kıvama gelmek gibi bir arzuları olduğunu sezinliyorum.. Hiç beklenmedik bir zamanda, laikçilerle antilaikçi liberaller de karşı gardlarını almış durumdalar.. Ankara''da bir zıtlaşma var; çok şükür ki, bir çatışma yok.. Sahi, bizim bir de Millet Meclisimiz var.. O ortalıklarda görünmüyor.. Galiba en iyisini o yapıyor.. Kafamız dinç kalsın diye çekip gitmiş.. Akıllı Meclis.. Hakem durumunda kalmak istiyor.. Meclis ombudsmanlık rolüne soyunuyor arkadan arkadan.. Dün Fethullah Hoca''yı tutanlar ve hatta onun elinden ödüller alan bugünkü ombudsman adaylarımız şimdilerde sayın Ecevit hariç hepsi Hoca''nın aleyhindeki rüzgarları arkalarına almış durumdalar.. Artık protonlar mı antiprotonlardan kaçıyor, yoksa antiprotonlar mı protonlardan kaçıyor orası belli değil.. İyi ki kaçıyorlar, çünkü kaçmasalar Stephen Hawking''in kuralı çalışır ve taraflar yok olabilirler.. Madde va anti-madde kuralı..

Ümit ombudsmanlıkta Neyse şimdilerde büyük ümidimiz ombudsmanlarda.. Demirel''i düşünmüyorum.. Çünkü o her kalkışta rüzgarı arkasına alıyor. Tarafsız olamaz.. Sami Selçuk''u, Hikmet Sami Türk''ü, Kamran İnan''ı düşünüyorum.. Bu arada basınımızda da sağlam protonlar var.. Yüce Allah onları antiprotonlardan korusun.. Çünkü bu devirde sağlam durmak, hakkı tutmak, hukukun üstünlüğünü savunmak o kadar zor ki, Allah yardımcıları olsun...

ÖZÜR: Geçen haftaki yazımda kolay kolay affedilmeyecek bir yanlışlık yaptım. Kırım''ın kahraman mücahidi Mustafa Kırımoğlu ismini de rahmetli İsa Yusuf Alptekin ve Ebulfez Elçibey isimlerinin yanında sehven zikretmiş ve affedilmez bir yanlışlık yapmışım.. Kırımoğlu''na uzun ömürler dilerim.

Ö.Ö.