Kaydet
a- | +A

 Bülent Ersoy''un babası "-Ben ne demiştim?... Erkek adamın erkek oğlu olur..."  Ahmet Mete Işıkara''nın babası "-Sallama hanım çocuğu..."  Hülya Avşar''ın babası "-Benim kızım büyüyünce doktor olacak... Yok yok artist olacak... Avukat olsa daha mı iyi acaba?... En iyisi sporcu olsun... Üfff... Enerjik olsun yeter..."  Süleyman Demirel''in babası "-Öyle bir oğlum olacak ki, benden bile baba olacak..."  Erkan bebeğin babası "-Doğar doğmaz şımarma lan... Çek elini burnumdan..."  Banu Alkan''ın babası "-Neee?... Hem kız, hem sarışın mı?... Diğer bebeklerle karışma ihtimali yok mu hemşire hanım?..."  Mustafa Denizli''nin babası "-Üçüz mü oldular?... İkisi erkek statüsünde, biri kız statüsünde mi?... İki artı bir yani..."  Sunay Bulut''un babası "-Verin bana oğlumu bir kucaklayayım... Ihhh... Belim... Al hanım al, amma ağır doğmuş kerata..."

TEMEL''İN YERİ Anaokulunun son günü küçük öğrenciler öğretmenlerine hediye verdikleri bir parti düzenler. Çiçekçinin oğlu Dursun öğretmene bir hediye paketi uzatır. Öğretmen paketi yavaşça sallar, eliyle tartar ve "Sanırım bu bir buket çiçek..." "-Doğru... Nerden bildiniz öğretmenim?..." Sıradaki öğrenci, şekercinin kızı Fadime''dir. O da öğretmene bir hediye verir. Öğretmen paketi alır, "Sanırım bu bir kutu çikolata..." "-Aaa, nerden bildiniz öğretmenim?..." Bir sonraki hediye Tekel bayiinin oğlu Temel''den gelir. Öğretmen paketi alır, ama alttan küçük bir sızıntı vardır. Paketi tutarken parmağı ıslanan öğretmen yavaşça parmağını diline sürer, "Bu şarap olabilir mi?..." "-Hayır öğretmenim" diye bağırır Temel heyecanla... Öğretmen tekrar sızan yerden bir damlayı parmağıyla alıp tadına bakar, "-Şampanya öyleyse..." Daha da heyecanlanan Temel, "Hayır öğretmenim..." Öğretmen sızıntının bir daha tadına bakar; "Tamam... Pes ediyorum, bilemeyeceğim. Nedir bu?..." "Bir köpek yavrusu öğretmenim..."

Tarihten bir yaprak... -Tarabya''da bizim uşaklar, Etiler''de yumuşaklar... (Haziran 2000 şarkısı) -Tarabya''da sevdanın yolları, Etiler''de kurşunlar... (Eylül 2000 şarkısı)

Meraklı turistler... Turistlerin rehberlere yönelttiği ilginç sorular... TÜRSAB Dergisi''nde yayınlanmış... Gülün diye; Semazenleri seyreden bir turist; "-Saatteki dönme hızları ne kadar?..." Bir köy yerinden geçerken, "-Koyunlar mı keçiler mi daha önce otlatmaya götürülür?..." Antalya şehir içinde giderken askeri bir servis otobüsünü görünce; "-Bu askerler hangi ülkenin askerleri?... " Kadın turistlerden biri; "-Türkiye''de kadın subay var mı?..." -Evet var... "-Peki çocuğu olduğu zaman ne oluyor?..." -Anne... Yolda yığınlar halinde toplanmış soğanları ayıran işçilerin fotoğrafını çeken turist; "-Bunlar ağaçta mı yetişiyor?..." Yağmurlu bir havada nehir kenarında yemek yiyen turistlerden biri bağırır; "-Aaa.. Nehrin öteki kenarında biri var. Oraya nasıl geçti acaba?..." Turist saksağanı göstererek sorar; "Bu kuşun adı ne?..." Türkçe''sinin turistin işine yaramayacağını düşünen rehber cevaplar, "magpie" Turist çok şaşırır ve; "-Gerçekten mi?... Biz de ona magpie deriz..."

Günün bedduası... "Sen var ya sen; elektriğe kavuştuğun gün enerji darboğazına girile... Işık görmeyesin hiç..."

HAFTANIN HATIRLATMASI "Düşmanlarınızı sevin... Çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir..." (Benjamin Franklin)

Yaşamak... her zirvenin bir uçurumu olduğunu unutmuş yamaçlara, yokuşlara, sarplara akıyorsun... bir düşsüzlük fırtınası sayıyorsun geriye dönüşleri hangi adaya çıksan gemini yakıyorsun... içindeki uçurumlar daha da büyüyor çocuk geçtiğin limanları kan içinde bırakıyorsun... yüreğin bu kadar mı hançer ormanı aşkların bu kadar mı yargısız infazlarda bundan mı kasırgalar içinde severken herşeyi yıkıyorsun çocuk ?... biliyorum sana göre değil durgun sular biliyorum nerede olursan ol yabancı kalacaksın suskunluğun sustası olacak hoyratlığının içindeki su bilmemiş çoraklar... her kentten sürülüşünde isyan harmanlayacak gülüşünde hep gökyüzü yırtılacak çocuk zaman paralanacak, bulutlar aralanacak bakışında hep o sürgün güneş doğacak yalnızca güzelliğin hükmettiği yüreğinde ceylanlar suya inip, göçmen kuşlar havalanacak anlamayacaklar dalgın duruşlarını bir çift pars boğuşacak herkesin kârı değil, anlamayacaklar... ama yaşamak budur işte direnmektir... acıdır... savaşmaktır... coşkudur... yaşamak budur.. (A.D.)

Hagi''nin ajandası... -Yardımcım Lucescu işime çok karışıyor... Uyarılacak... -Saha içinde kimse kaale almıyor. Hata yapan olunca yedek kulübesine gidilip, uyarılacak... -Orta sahada form düşüklüğü var... Kendim uyarılacak... -Yedek Emrah hakemlerle çok dalaşıyor... Uyarılacak...

İbibik -İnternet sınırları kaldırdı... İnsanoğlu CHAT orada, CHAT burada... -Benim dükkana rakip dönerci açacakmış... Ateş olsa DÜRÜMÜ kadar yer yakar... -Bizim işimiz zor... Askere kadar SINAV maratonu... Askerde ŞINAV maratonu... -Temizlikten başını kaldıramıyor... ACE''lerin kadını... (İbrahim Ormancı - 2000)