Kaydet
a- | +A

Fatih Işıkhan... 40 yıllık bir kanser uzmanı... Gönderdiği yazıda diyor ki; "Bu süre içinde bir kanser uzmanı olarak sayısız olayla karşılaştım ve bunları olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış olan bir olayı size nakletmek istiyorum..." * * * Kanser hastanesinde başhekim olarak görev yaparken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurtdışına gitmek istemesine rağmen bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap''ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da Allah''ın izniyle iyileştiğini gördüm. Ancak Serap''ın da bütün diğer kanserliler gibi 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap 4 yıl kadar sonra bir ihale için İzmir''e gitmek istemişti. * * * Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat karda mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser kemik ve akciğerine yayıldı. Serap, bacak kemiklerindeki metasaz dolayısıyla yürüyemez hale gelirken hastalığın akciğerindeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. * * *

Evine gittiğim gün yine güçlükle konuşarak: "-Doktor bey" dedi. "Ben size... dargınım..." "Niçin" diye sordum... "-Siz... dindar... bir... insanmışsınız... niçin... bana... da, Allah''ı... ölümü... ve ahireti... anlatmıyorsunuz?..." Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklif karşısında oldukça şaşırmıştım. Onu üzmemeye çalışarak: "-Doktora ulaşmak kolaydır" dedim. "Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..." Konuşmaya mecali olmadığından "ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. * * * Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve son günlerini yaşayan Serap için bu dersler "hızlandırılmış öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlerini bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala: "-Doktor bey; Ben... ölürken... ne... söylemeliyim" diye sordu... "-Senin durumun çok özel" dedim. Kelime-i şahadet sana uzun gelir. O anı farkedince Muhammed demen sana yeter..." O haliyle tebessüm ederek başını yine salladı. * * * Çok ıstırabı olduğu için Serap''a sürekli morfin yapıyor ve onu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşmde annesi telefon ederek: "-Serap bir haftadır morfin yaptırmıyor" dedi; "Sabahlara kadar inliyor ve çok acı çekiyor"... Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hâlâ unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "-Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste ''Muhammed'' diyemezsem?..." * * * Ve Serap bir veda niteliği taşıyan görüşmemizde son sorusunu sordu: "-Doktor bey... Azrail... bana... nasıl... görü...necek?..." "-Kızım" dedim. "O bir melek değil mi?... Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir"... * * * Salı günü Serap''ın ağırlaştığı haberini alınca hemen evine gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek: "-Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı" dedi ve devam etti: "-Serap bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve yataktan kalkması imkansız denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı. Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i şahadet getirerek vefat etmeden biraz önce de: "-Doktor bey''e söyleyin, Azrail onun söylediğinden de güzelmiş" dedi...

HAFTANIN HATIRLATMASI "Hürriyet; ancak halkın hükümeti kontrol ettiği yerlerde vardır..."

(Woodrow Wilson)

TEMEL''İN YERİ Ameliyathanenin kapısında dört dönen Temel''e hemşire müjdeyi vermiş; -Beyfendi bir oğlunuz oldu... "-Yaşasın... İsmi Dursun olacak... Oğlum benim..." -Ancak Dursun''un bir kolu yok... "-Olsun ben Dursun''um için herşeyi yaparım, onu gösterin bana..." -Ama Dursun''un diğer kolu da yok... Hemşire saymaya devam ederken Temel şaşkın şaşkın dinliyormuş; -Ve Dursun''un bacakları da yok, üstüne üstlük gövdesi de yok... Temel dayanamamış; "-Yeteeer, Dursun''umu gösterin bana" diyerek ameliyathaneye dalmış... Ameliyat masasına geldiğinde bir bakmış Dursun sadece bir gözden ibaret... Şaşkın bir vaziyette, "Dursun''um... Dursun''um" diyebilmiş... Bunun üzerine ameliyatı yapan doktor Temel''e yaklaşmış ve elini omuzuna atmış; "-Beyfendi Dursun sizi göremez... O maalesef kör..."

BİZİMKİLER * Engin Atay yine uçağı kaçırdı. Pilota kızarak gazeteye geldi, "Haber gönderdim bir-iki dakika bekle diye... Sanki ne olur..." * Halid''in fay hattı yorumu, "İnceldiği yerden kopsun boşveeerr..." * DÜZELTME: Geçtiğimiz hafta bu köşede çıkan İsmail İncialan''ın hakikati bulup F.Bahçeli olduğu yolundaki haber tamamen asılsızdır. Düzeltir, özür dileriz... NOT: Bu yazıdan da yazarın haberi yoktur... Haber "kimyazdı"ya gitmiştir...

Bizim beddualar... * Reha Muhtar''a stüdyo konuğu olasın, süre problemi de olmaya... * Hiçbir derdin, sıkıntın olmaya, her işin rast gide ama Fener taraftarı olasın... * Çok sevdiğin biriyle kavga edesin, Savaş Ay bile barıştıramaya... * G.Saray-Bologna maçını Coşkun''la seyredesin... Maç uzatmaya gide... * Arkadaşın, dostun, dert ortağın, bütün sırlarını paylaştığın kişi Atilla Taş ola...

Vergi Atasözleri... -İyi akşamlar Türkiye... Şu an her nerede soyuyor veya soyuluyorsan... -Verdiğin, vereceğin senin olsun... Sen bize kalanları anlat... -Malını söyleme dostuna, o da söyler Vergi Dairesi''ne... -Allaha şükür bir dikili ağacımız olmadı şu hayatta... -Herşeyi devletten beklemeyin... Biraz da kendi kendinizden yontun... -Ben sana bir daha burada top oynama demedim mi?... Topundan vergi kesiim ha, kesiim mi?... -Size uygun bir vergi sistemimiz yok ama siz bize adınızı bırakın... -Hükümetimiz bu konuda gereken soygunu yapacaktır... -Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor... Telefon kapalı ya da vergi gelecek diye sattı... -Devlet seni soyuyo... (İmza: Bir dost)