33 yaşında ve 8 aylık hamileyim. Yapılan şeker testi normalden yüksek bulundu, bunun bana ve bebeğime zararı ne olur ? (S.A-Balıkesir) Gebelikte diyabet, gebelerin yaklaşık % 3''ünde görülür. Gebelerin sıkı taranması ve tanısı ile olabilecek problemler önceden önlenebilmektedir. Bu nedenle bütün gebeler diyabet için muhakkak taranmalıdır. Mevcut diyabet tesbit edilmez ve sonucunda tedavi edilmezse, anne ve bebek açısından önemli riskler doğurur. Çünkü annedeki kan şekeri yüksekliği, hafif derecede olsa bile, glikoz hızlı olarak plasentaya geçer ve bebekte kan şekerinin yükselmesine sebep olur.
Diyabetik annelerin çocukları birtakım risklerle karşı karşıyadır. Düşük, doğuştan anomaliler, solunum problemleri, kan şeker ve kalsiyum seviyelerinin düşmesi, bilirubinin yükselmesi ve iri bebek... İri bebekler çoğunlukla güç doğuma veya sezaryene neden olurlar. Diyabetin gebeliğe komplike olduğu vakalarda, kadının en sık karşılaştığı problemler ise; Kan şekerinin ani yükselmesi veya düşmesi, idrar yolu enfeksiyonları, hipertansiyon, amnios suyunun artması, göz dibi değişiklikleri gibi... Glukoz tarama testi, 26-28. haftalar arasında bütün gebelere yapılmalıdır. Ağızdan 50 gr glikoz (şeker) verilir. (Hastanın aç olması gerekmez.) Plazma glikozunun ölçülmesi için 1 saat sonra kan alınır. Normalin limiti 140 mg/dl''dir. Bunun altındaki değerler normaldir. Bunun üzerinde bulunması halinde, glikoz yükleme testinin yapılması gerekir. Diyabet açısından yüksek riskli kadınlar, örneğin anne-babaları veya kardeşleri diyabetik olanlar ilk görüldükleri ayda taranmalıdır. Gebelikte diyabet tanısı konan bütün kadınların kalıcı diyabeti ekarte etmek için, doğumdan 6 hafta sonraki kontrollerinde kan şekeri düzeylerine bakılmalıdır. İmmünolojik nedenler
9 yıllık evliyim, eşimde ASA (Antisperm antikoru) tespit edildi. Uygulanan tüm tedavilere rağmen çocuğumuz olmadı. ASA nedir? Gerekli bilgileri verir misiniz? Ne yapmamızı önerirsiniz? (Gül-Mudanya) Bugün artık infertil çiftlerde % 4-20 arasında immünolojik nedenlerin varlığı kabul edilmektedir. Bu bakımdan çocuk isteği olan ailelerde, gerekli araştırmalar yapılırken immünolojik yönden de tetkiklerin yapılması asla ihmal edilmemelidir. Artık infertilite araştırmaları esnasında, kadın ve erkeğin serumunda antikor araştırmaları rutin araştıma yöntemleri arasına girmiş bulunmaktadır. Çünkü, immünolojik nedenlere bağlı bir infertilitenin ortadan kaldırılabilmesi için kadındaki veya erkeğin serumundaki antikor titrinin düşmesi ve normal sınırlar altında olması gerektiği bilinmektedir. Antisperm antikorları saptanan ve bu nedenle infertil olduklarına karar verilen hastalarda tedavinin amacı, ASA titrinin, saptanmayacak düzeye inmesidir. Araştırmalar, erkekte de kendi spermlerine karşı antikor oluşabileceğini ortaya koymuştur. Erkekte oto immunitenin meydana gelebilmesi için, genital organlarda geçirilmiş bir iltihabi olayın, travmanın ya da bu organlarla ilgili uygulanan cerrahi müdahalenin varlığı yeterlidir. Meydana gelen antikorlar, canlı ve hareketli olan erkek hücresinin (sperm) çok kısa bir zaman içinde hareketsiz olmasına neden olur ve infertilitenin çıkmasında rol oynar. 9 yıl gibi uzun bir süre içinde, anlattığınız gibi size ve eşinize gerekli tetkikler ve operasyonlar yapılmış ve birçok tedavi protokolünün denenmesine rağmen sonuç alınamamış. Artık fazla zaman kaybetmeden size yakın bir Tüp Bebek Merkezine başvurmanız en uygun seçenektir. Menopoz ve kemik erimesi
52 yaşında ve 2 yıldır manopozdayım, kemik erimesine karşı nasıl önlem alabilirim? (İ.K-Samsun) Osteoporoz, kemiğin mekanik yetmezliğe (kırılmaya) yol açan kitle kaybıdır. Genellikle 55-70 yaşları arasındaki kadınları etkiler. Menopoz sonrası kemikteki değişiklikler östrojen eksikliğine bağlıdır. Buna bağlı kemik kırıkları, menopoza girerken var olan kemik kitlesine ve menopoz sonrası kemik kaybının hızına bağlıdır. Kırıkların en sık görüldüğü kemikler bel kemiği, kolların uzun kemikleri ve kalçadır. Östrojen tedavisi osteoporoz sürecini stebilize eder ve oluşmasını önler. İlk 6 yıl içinde kemik kaybı, her yıl başına ortalama % 3-9''dur. Ardından bu oran her yıl başına % 1 olarak devam eder. 80 yaşına gelindiğinde tedavi görmemiş kadınlarda iskelet kitlesinin %30-50''si kaybolmuştur. Bir kadının genetik özellikleri, hayat tarzı, yemek yeme alışkanlıkları, var olan sistemik hastalığı, menopoz yaşı kemik erimesini etkileyen faktörlerdir. Tedavinin düzenlenmesi için, bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmanız, kemik kitlenizin ölçümü ve gereken diğer tetkiklerinizin yapılması lazımdır.

