Kaydet
a- | +A

Sidney 2000 sona ererken göze çarpan en önemli şey; evsahibinin olsun, katılan ekiplerin olsun birbirlerine olan inanç ve bağlılıkları. Yalnız bu cümlenin içinden cımbızla Türkler''i ayırmak gerekiyor. Her zaman ve her yerde olduğu gibi burada da birbirimize sırtımızı döndük, sevgiden yoksun kişiler olarak hem olaylara sebep olduk hem de güçsüzlüğümüz nedeniyle hiç birşey elde edemedik. Güreşçilerin içimizi karartan "saray entrikaları" bizim gibi eski nesil bir gazeteci için yeni ve sürpriz değil. Kazanlar her zaman para için kaldırılırdı. Bu defa olay başka boyutlarda. Federasyon başkanı Ahmet Ayık''ın başını yemek ve moda deyimle "çete" kurmak... Bu çetenin arkasındaki maşaları anlamak güç değil. Yakında hepsi ortaya çıkacak. 200 yıl önce Kaptan Cook''un İngiltere''den getirdiği bir gemi dolusu İngiliz''le keşfedildiği söylenen Avustralya''da yıllardan beri Aborijin denen yerlilerle dışardan gelenlerin kavgası sürüyor. Fakat olimpiyatlar birbirine ters bu iki kutbu öyle birleştirdi ki; 400 metrede Cathy Freeman isimli bir Aborijin bayan altın madalyayı kazanınca, burada yer yerinden oynadı. Aborijin kızın bu zaferi atletizmde 12 yıl sonra gelen ilk altındı ve gene Avustralya olimpik hayatında 100. altın madalyasına ulaşıyordu. Freeman, televizyonda yaptığı konuşmada ülke adına koştuğu ve zafer kazandığı için mutlu olduğunu belirtince, olay Başbakan''a kadar gitti. John Howard, bunun üzerine televizyonlara çıkıp şu demeci verdi: "Biz bu bayan atleti, içimizden biri olarak görmekten mutluyuz. Kendisini candan kutluyoruz..." Bir anda halk kahramanı olan eski düşman kızı, Avustralya hükümeti tarafından son derece anlamlı bir şekilde ödüllendirildi. Maddi imkanların ve reklam gelirlerinin dışında hükümetin Freeman''a sağladığı en önemli şey; iki bayrak taşımasına müsaade etmesiydi. Hükümetin bu jestiyle altın madalyalı bayan atlet hem Avustralya hem de Aborijin bayrağı taşıyacaktı. Bilmiyorum bu örnekle birşeyler anlatabildim mi? BÜYÜK ŞAMPİYONUN VEDASI

Felix Savon, Küba''nın gelmiş geçmiş en büyük ikinci boksörü... Teofilo Stevenson''un önüne Kübalılar kimseyi geçirmiyorlar. Çünkü o bir ilk "pırlanta"... Küba için ikinci kahraman Savon Felix oldu. Stevenson, 3 olimpiyat, 5 kez de dünya şampiyonu olurken, Savon, biri ''jünior''lerde olmak üzere 6 kez dünya şampiyonluğunu elde etti. 91 kiloda önde gelen tüm rakiplerini farklı şekilde yenen 33 yaşındaki ünlü boksör, 3. olimpiyat madalyasını da kazandıktan sonra kendini Küba boksuna adayacağını ve bundan böyle öğrenci yetiştireceğini söylüyor. Savon''un son maçta Rus rakibini elmecık kemiği yarılmış olarak mağlup etmesi son derece duygusaldı. Kazanmak azmiyle yola çıkan bir sporcunun neler yapabileceğini Kübalı daha önce de bütün rakiplerini out clase yapıp maç bitmeden ringin dışına bırakarak ortaya koymuştu.

Şu anda Küba altyapısını yetiştirmekte olan Teofilo Stevenson''un emrinde tam 25 bin boksör var. Ünlü Küba antrenörü Sagara ise ülkenin son derece sevilen, sayılan bir parlamenteri. Boksa bu derece önem veren bir ülkenin üçer altın alan iki boksörü ile bu konuda dünyanın üçte ikilik bir dilimini elinde bulundurması, hiç de şaşırtıcı değil. "Üçte birlik dilimde hangi ülkenin hangi boksörü var?" diye soracak olursanın derhal cevaplayalım:

Bir zamanlar Cemal Kamacı''yı da çalıştıran Macar Lazslo Papp...