Avustralya''ya iner inmez gözüme ilk çarpan şey bir ülkenin olimpiyatlara topyekûn nasıl hazırlandığı oldu. Başarı detaylarda saklıdır. Bunları yaptığınız takdirde gerisi zaten büyük temeller üzerine oturtulmuş klasik organizasyon şemalarıdır. Her ne kadar bilgisayarınız, en üst seviyede teknik donanımınız olsa da insan gücünü ve katkısını elde edemeden hiç bir yere varamazsınız. Sidney''de amatör olarak çalışan binlerce Avustralya vatandaşını gördükten sonra yukarıdaki sözlerimin ne kadar geçerli olduğunu bir kez daha anladım. Evde torunlarına bakan sayısız nineyi özel minibüs ve otobüslerde şoförlük yaparken görmek beni son derece etkiledi. Belki ikinci emekliliklerini alacak yaştaki ak saçlı dedelerin çeşitli görevlerde amatörce hizmet verdikten sonra işlerinin bitiminde kafileler halinde trenlere giderek evlerinin yolunu tutmaları görülecek şeydi. Kısaca olimpiyat ve hazırlığı demek sadece bir devletin ve belediyenin katkısıyla, olimpiyat komitesinin el ele vermesi demek değildi. Vatandaş kültürlü olacak, vatandaş hazırlıklı olacak ve gene vatandaş kendini bu işe adayacaktı. Başarı için bunun tersini düşünemiyorum.
GÜREŞTE HÜSRAN Sidney''e iner inmez uykusuzluktan düşen göz kapaklarımızı açık tutmaya çalışarak önce güreş minderlerini, sonra da ringi ziyaret ettik. Şeref Eroğlu gibi dev bir ismin mağlubiyeti bütün uykumuzu alıp götürdü. Dünya Şampiyonu Nazmi Avluca ise Azeri karşısında 3-0''a çıkardığı maçı kaybettiğinde artık ne uykumuz ne de yorgunluğumuz kalmıştı. Çünkü büyük üzüntümüz zeytinyağı gibi hepsinin üstüne çıkmıştı. Hele ringde Nurhan Süleymanoğlu''nun maçı olmayacak acemilikle vermesi şaşkınlığımızı iyice arttırmıştı. Beyaz Rus rakibi karşısında ilk raundu 0-0 bitiren Nurhan Süleymanoğlu ikinci raundda vur-kaç taktiğiyle tecrübesini konuşturup 5-1''lik üstünlüğe ulaşmıştı. 3. raundda Nurhan aradaki farkı 5 puana kadar çıkarmış, maçı kazanmanın zevkini yaşarken bize hüsran tattırmıştı. Maçı Devlet Bakanı Fikret Ünlü ile seyrederken sevinçten birbirimize sarılmaya hazırlanıyorduk ki; son 10 saniyede Nurhan hayatının taktik hatasını yapıp dövüşe girdi. Girer girmez de puanları kaçırmaya başladı. Hakemler zaten dünden hazırlıklı idi ve Nurhan''dan düşen puanları Beyaz Rus''a yazıverdiler. 8-8''lik beraberlik, fazla yumruk atan Beyaz Rus''a avantaj getirdi ve Nurhan ringe veda etti. Takımımızın en tecrübeli elemanın bu mağlubiyeti beni çok üzdü. Bundan sonra sanıyorum Nurhan eldivenlerini asacak ve boksa veda edecek. Çok özlediği profesyonel ringlerde "Ben Rus''um, ben Kazak''ım" diye kasıla kasıla dolaşabilir, ama sıradan bir profesyonelden öteye geçemez. Bunun biraz ötesi ise kum torbalığından başka bir şey değildir. Mesleğimiz gazetecilik ya, hemen etrafta bir suçlu aramanın alışkanlığıyla spordan sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü''ye biraz da sitemle "Sayın bakan, devletin bazı güçlükleri vardır, acaba bu sporculara gerekli yatırım ve yardımı yapmıyor musunuz?" diye sordum. Ünlü''nün cevabı kısa ve özdü:
"Sen neden bahsediyorsun sevgili Ayhan... Her türlü yoldan yaptığımız yardımları sana burada anlatmaya vaktim yetmez!" Ünlü bu sözleri söyledikten sonra birden görünmez adam oldu. Üzüntüden ben de öyle. Biraz ötede gözüme Boks Federasyonu Başkanı ve dünya amatör boksunun iki numaralı ismi Caner Doğaneli ilişti. O da son derece üzgün ve şaşkındı. Maça getirdiği yorumdan bunu anlamak hiç güç değildi: "Abi zaten Nurhan Beyaz Rus''u geçse bundan sonraki rakibi onu yatırırdı!.."

