Kaydet
a- | +A

Beden ve ruh yapımız, her türlü korku ve tehlikeye karşı son derece hassas bir tepki ve refleks sistemiyle donatılmıştır. Varlığımızı ve esenliğimizi tehdit eden durum ve şartlarda organlarımızın hareketini idareye yönelik vazife gören sinirlerin beyinden aldıkları ânî uyarılarla akıl almaz bir sür''atle nasıl devreye girdiğine günlük hayatımız içinde defalarca şahit oluruz. Modern tıbbın önem ve ciddiyetle üzerinde durduğu ve bilimsel araştırmaları çok yorucu ve sürekli bir tempo ile yoğunlaştırdığı "immünoloji bilim dalı", insan organizmasındaki bağışıklık ve direnç sisteminin ne muazzam ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koymuştur.

İnsan vücudunun görünmez orduları Yüce Yaratan çeşitli hastalık ve olumsuzluklardan korumak için bünyemizi görülmez bir takım güçler ve bekçilerle kuşatmıştır. Organizmaya musallat olan sayısız bakteri ve virüslere karşı kandaki akyuvarlar, bizlerin âdetâ koruyucu melekleridir. Bunlar, insan için savaş veren fedakâr ve gönüllü askerlerdir. İlâhî lütuf ve merhametin bu hikmetli ve düşündürücü tecellîsi olmasa zavallı insanoğlunun bırakın güç gösterisine kalkışmaya; varlıkta kalabilmeye dahî mecâli kalmazdı. Fakat gelin görün ki şartlar elverişli olur da aksilik ve sıkıntılar yerini kolaylık ve bolluğa terk ederse âciz ve güçsüz hâlinin çaresizliğini bir anda unutan bazı insanlar olanca kibir ve gururlarıyla taşkınlıklara kalkışırlar. Kulunun gerçek kimliğini ortaya çıkarmak için Cenâb-ı Hakk''ın böyle hikmetli imtihan ve cilveleri olduğunu bilenler ise kulluk çizgisinden ayrılmamanın huzur, itidal ve sükûnu içinde kalırlar. Serâpâ (baştan ayağa) korku ve tehditlerle çevrili olduklarını, bitip tükenmek bilmeyen sayısız ihtiyaçlar içinde bulunduklarını unutmayanların azgınlık ve aşırılıklara düşmesi elbette ki düşünülemez. İlâhî rahmete ilticâyı kendileri için en güvenli ve akılcı yol olarak görenlerin istikamet ve istikrarı, hem dünya hem de âhıret hayatı açısından en büyük kurtuluş ve esenlik garantisidir. Issız ve vahşî ormanlarda yırtıcı hayvanlardan, anarşik ve kaotik sosyal ortamlardan, zâlim ve despot vicdansızlardan bunalan insanlar korku ve dehşet kaynağı olan yerlerden kaçmayı hayatlarının vazgeçilmez bir gereği olarak görürler. Felâket ve olumsuzluklardan, darlık, yokluk ve sefaletten kaçış bir kâbus gibi insanın hayatını karartır. Beşerî imkânların iflâsı, dayanma gücünün sıfıra yaklaşması, yeis ve karamsarlığın bütün zulmet ve dehşetiyle üzerimize çöktüğü anda sadece ilâhî ihsan ve inâyete iman ve teslimiyetimiz, bizim için emin ve huzurlu bir melce'' (sığınak) ve ruhumuzu ışıl ışıl aydınlatan güven kaynağı bir ümit ışığı olur.

Huzur ve mutluluk ancak o limandadır Ârızî (gelip geçici) şartlar dolayısıyle en zavallı ve bîçare olandan en güçlü ve dirâyetli görünenlere kadar istisnâsız bütün insanlar, aslında gerçek mutluluk ve huzuru Allah''a ilticâda bulacaklardır. Zâriyât sûresinde "fefirrû ilallah" "Allah''a kaçın" yani Allah''ın gazap ve cezasından Allah''a sığınarak kurtulun, buyrulmaktadır. Kıyamet gününde insanlar, kendilerini kuşatan müthiş tecellîler karşısında Allah''tan başka kaçıp sığınabilecekleri, ilticâ edebilecekleri bir güç bulunmadığını çok açık ve net olarak göreceklerdir. Dünyada mevcut aldatıcı şartlar dolayısıyle bu bedîhî (apaçık) hakikat ancak kıyamet tecellîlerinin en korkunçlarından olan zelzele ânında kendini çok güçlü şekilde hissettirmektedir. Beşerî çaresizlik ve tükenmişliğin bütün çıplaklığıyla yaşandığı deprem olayını Allah''a kaçışın en önemli fırsat ve sebebi olarak görenler musîbet ve belâ içinde rahmet ve ni''mete ermenin mutluluk ve hazzına ererler. Bu, onların hem derûnî dünyaları (iç âlemleri) için gerçek bir güven ve bahtiyarlık, hem de sosyal, ekonomik, psikolojik ve moral hayatları açısından feyizli ve bereketli bir yeniden hayata dönüşün başlangıcı olur. Gafletten kaynaklanan azgınlık ve taşkınlıklara büyük bir ciddiyetle düşünerek son veren insanlar faydalıya dönüşün meyva ve sonuçlarını her iki cihanda toplamaya adaydırlar. Ne mutlu kalbinin bütün ihlâs ve samimiyetiyle Allah''a yönelen, onun imdat ve inâyetini kurtuluşun yegâne sebebi olarak gönlüne sindirebilenlere!