Yok olmuş, tarih olmuş, her devlet, her millet, her müessese hep içeriden yıkılmıştır. Bu yıkım da hep fitne, dedikodu, gıybet ile olmuştur. Bunun için bu tür şeylerden çok kaçınmak gerekir. Kaçınabilmek için de bunların ne olduğunu iyi bilmek gerekir. Gıybet, din kardeşinin işitince üzüleceği bir kusûrunu arkasından söylemektir. Yâni bir kişinin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur.
Bid''atleri, mezhepsizliği yayarak ve âşikare günâh işlemeye devam ederek, Müslümanların doğru yoldan ayrılmalarına sebep olanı, bunun zararından korunmaları için Müslümanlara tanıtmak gıybet olmaz ise de bunu fitneye sebep olmayacak şekilde bildirmelidir. Gıybet kanser gibidir. Girdiği vücud iflâh etmez. Bugün çok kimse gıybet kanserine yakalanmıştır. Bu gıybet âfetinin kadınlar arasında da salgın hâline geldiği herkesçe malumdur.
Allahü teâlâ Kur''ân-ı kerîmin Hucürat sûresi, 12. âyet-i kerîmesinde, sû-i zandan kaçınmayı emir etmekte, birbirini çekiştirmeyi men etmekte, gıybeti ölü kardeşinin etini yemeye benzetmektedir. Bâzı hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: "Gıybetten uzak olunuz, çünkü gıybet zinadan fenadır. Zinanın tövbesi kabûl edilir ama, gıybet edilen helâl etmeyince tövbesi kabûl edilmez." "Mirâc gecesi Cehennemi bana gösterdiler, etleri parça parça edilip, ağızlarına konduğu bir takım insanlar gördüm. Kendilerine bu kokmuş etleri yiyin diyorlardı. Bunların kimler olduğunu suâl ettim. Cehennem meleklerinin reisi Mâlik, bunlar gıybet edenlerdir, gıybet edenler şeytanın dostlarıdır, dedi."
Gıybet etmenin cezaları Bir gıybet edeni, Allahü teâlâ on şeyle cezalandırır: 1- Rahmetinden uzak eder. 2- Meleklerden uzak eder. 3- Taatini, iyiliklerini yok eder. 4- Resûlullahın ruhunu ondan çevirir. 5- Allahü teâlâ ona gadap eder. 6- Ruhunu teslim ederken, onu baş aşağı eder. 7- Kabir azâbını şiddetli eder. 8- Ölüm zamanında amellerini sevâpsız bırakır. 9- Cehenneme yakın eder. 10- Cennetten uzak eder." "Bir kimseyi tiksindirecek bir sözü dinlemek, doğru olsa da o kimseyi gıybet olur." "Gıybet, insanın sevâbını, iyi amellerini, ateşin kuru odunu yaktığı gibi yakar." "Kıyâmet günü, bir kimsenin sevap defteri açılır. Yâ Rabbî! Dünyada iken, şu ibâdetleri yapmıştım. Sahîfede bunlar yazılı değil, der. Onlar, defterinden silindi, gıybet ettiklerinin defterlerine yazıldı, denir." Yanında gıybet yapıldığını işiten kimse, buna hemen mânî olmalıdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: "Din kardeşine, onun haberi olmadan yardım eden kimseye, Allahü teâlâ dünyada ve âhirette yardım eder." "Yanında, din kardeşi gıybet edilince, gücü yettiği hâlde ona yardım etmeyen kimsenin günâhı, dünyada ve âhirette kendisine yetişir." "Bir kimse, dünyada din kardeşinin hakkını korursa, Allahü teâlâ, bir melek göndererek, onu Cehennem azâbından korur." Gıybet yapılırken, orada bulunan kimse, korkmazsa, söz ile, korkunca, kalbi ile reddetmezse, gıybet, günâhına ortak olur. Sözünü kesmesi veyâhut kalkıp gitmesi mümkün ise, bunları yapmalıdır. Eliyle, başıyla, gözüyle men etmesi kâfî gelmez. Açıkça, sus, demesi lâzımdır. İslam büyükleri, (Gıybet edene sus diyene yüz şehid sevâbı verilir.) buyurdu.
İnsanı gıybet etmeye sürükleyen sebepler çoktur. Bazıları şunlardır: Ona karşı düşmanlık, yanında olanların fikirlerine uymak düşüncesi, sevilmeyen bir kimseyi kötülemek, kendisinin o günâhta bulunmadığını bildirmek, kendinin ondan üstün olduğunu bildirmek, hased etmek, yanında bulunanları güldürmek, şakalaşmak, onunla alay etmek, ummadığı kimsenin harâm işlemesine hayretini bildirmek, buna üzüldüğünü, ona acıdığını bildirmek, harâm işlediği için onu sevmediğini bildirmek. Gıybet, insânın sevaplarının azalmasına, başkasının günâhlarının kendine verilmesine sebep olur. Bunları, her zaman düşünmek, insânın gıybet etmesine mânî olur.
Üzülmek gıybetin keffaretidir Gıybet ederken başkasından söz taşınırsa ayrı bir günâha daha girer. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: "Söz taşıyan (nemmam) Cennete giremez." "Sizin en fenanız söz taşıyanlar, aranızı bozanlar ve insanları birbirine düşürenlerdir." Buna fitne çıkarmak denir. Büyük günâhtır. Gıybet insanların aralarının açılmasına, dargınlıklara sebep olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (İki kimse birbirlerine dargın olarak ölürlerse, Cehennem yüzü görmeden Cennete giremezler. Cennete girerlerse bile birbirleriyle karşılaşamazlar.) Gıybet etmenin keffâreti, üzülmek, tövbe etmek ve onunla helâllaşmaktır. Affetmezse, onu övmeli, sevdiğini bildirmeli, yalvarmalı, gönlünü almalıdır. Helâl etmezse hak yine onundur. Pişmân olmadan helâllaşmak, riyâ olur, ayrı bir günâh olur. Ölüyü ve zîmmî olan kâfiri gıybet de harâmdır.

