Kaydet
a- | +A

Sevgi, pek çok kişinin dilinden düşürmediği bir kelimedir. Gerçek anlamda sevgiyi içinde hissetmeyenlerin sevgiden söz etmeleri aslında bu yüce kavramı, bu manevî duyguyu pek ciddîye almadıkları anlamına gelir. Dil ucuyla sevgi edebiyatı yapmak, sevgiye karşı en büyük vefâsızlık, belki de ihanet sayılmalıdır. Sevgi, insan psikolojisinde çok güçlü yeri olan bir duygudur. İnsanlar, pek çok psiko-sosyal aktivitelerini, şuurlu davranışlarını sevginin yönlendirmesiyle hayata geçirirler. Sevgi insan için çok önemli bir motivasyon kaynağıdır. Sözgelimi insanda çocuk sevgisi olmasa, çocukların her çeşit bakım ve eğitimlerine gösterilen onca özverinin anlamını çözmeye imkân bulunabilir mi? Aynı şekilde Allah ve Peygamber sevgisinden mahrum bir insanın ibadet ve tâat, haramlardan sakınma yolunda nefsanî duygularından fedakârlık ederek çok ciddî bir sabır ve tahammül imtihanına kendi iradesiyle girmesi düşünülebilir mi? Sevgi, yöneldiği adreslerin çeşitliliği açısından olduğu kadar, duygu olarak da çok karmaşık ve anlaşılması güç bir yapıya sahiptir. Zaman gelir birbirine öylesine zıt, öylesine barıştırılamaz ve bağdaştırılamaz sevgi hercümerci içine düşeriz ki gönlümüzü daraltan kaos ve kargaşadan kurtulmanın yolunu bulamayız. İnsan psikolojisinde ulvî, yüce ve kutsal duyguları ve girişimleri besleyen sevgiler olduğu gibi insanı süflîleştiren, onun aşağılık bir yaratık hâline gelmesini kışkırtan birtakım nefsanî tutkular da vardır. Mes''elenin en kritik tarafı pek çok insanın bu aşağılık tutkuların sevgi olduğunu zannetmesidir. Burada böylece içinden çıkılması çok zor bir ikilemle karşı karşıya bulunduğumuzu fark ederiz.

İnsana insanca yaklaşılmalıdır İnsanın psikolojik, biyolojik ve sosyolojik özelliklerini tamamen gözardı ederek onu insanî ve nefsanî duygularından bütünüyle soyutlamaya kalkışmak elbette ki gerçekçi olamaz. İnsanı yüce duygular ve asil davranışlarla donatmaya çalışırken onun yaratılışında taşıdığı eğilimleri de çok akılcı ve ölçülü bir yaklaşımla disiplin altına almanın yollarını aramak icap eder. Sevgiyi adres ve muhataplarına göre sistematik bir sıralandırma içinde ele almak lâzımdır. Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, genel anlamda insan sevgisi, vatan sevgisi ve nihayet diğer yaratıklara duyulan sevgi... İnsan sevgisi kavramını biraz açarsak bunu ana-baba sevgisi, çocuk sevgisi, kardeş sevgisi gibi duygular yanında akraba ve arkadaş sevgisi gibi gönül bağlarını da gündeme getirmek icap eder. Tabîî bu arada önemle ve dikkatle kaydetmek gerekir ki acısıyla tatlısıyla hayatın bütün sıkıntı ve sevinçlerini birlikte paylaştığımız hayat ve gönül arkadaşımız, hanımımıza duyduğumuz sevgi iç âlemimizde çok önemli ve etkili bir yere sahiptir. Bütün bu sözünü ettiğimiz şeylerin temelde birbiriyle çatışması söz konusu değildir. Dînî ve ahlâkî emir, tavsiye ve yaptırımlar bunların korunması ve geliştirilmesi yönünde yol gösterir. Dînî inancı tam, manevî dünyası sağlam insanların sevgiye bakışları ve onu belli bir hiyerarşik düzen içinde sıralandırmalarıyla her şeyi maddî menfaat ve nefsanî haz açısından ele alanların sevgi anlayışları bütünüyle farklıdır. Materyalist, pragmatist, hedonist (hazcı) insanlar, sevgi konusunda egoizmi ve menfaatçiliği ön plana alan bir değer yargısıyla karşımıza çıkarlar. Kısacası inançlı insan ile inançsızın sevgi anlayış ve telakkîlerini barıştırıp bağdaştırabilmek mümkün değildir. Bilindiği gibi sevgide değer ve önem sıralamasında insanların inançları kadar hayat telakkî ve felsefeleri, sosyo-ekonomik şartların insana telkîn ettiği görüş ve eğilimler de etkili olmaktadır. Alınan eğitimin yanında toplumlararası kültürel alışverişlerin de sevgi derecelendirmesindeki etkisini inkâr etmek mümkün müdür? İslâmiyet''e gönül verenlerin Kur''ân-ı Kerîm, Hadîs-i Şerîf ve Kelâm-ı Kibar (büyük şahsiyetlerin değerli sözleri) aydınlığında bir sevgi anlayışının mutlu atmosferini teneffüs etme kaçınılmazlığı vardır. "Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü" özdeyişi müslüman sevgi anlayışının yaratıklara yönelik yüzünü bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.

Sevginin merkezi yüce Rabbimizdir Allah sevgisinden sonraki en önemli ve değerli sevgi Peygamber sevgisidir. Peygamberler bütün üstün vasıfları ve yüce mertebeleriyle Allah sevgisini belgelemenin en şaşmaz ölçü ve örnekleridir. Âl-i İmrân sûresinde Cenâb-ı Hak: "Eğer beni gerçekten seviyorsanız Peygamberinizin yolundan gidin" meâlinde bir uyarıda bulunmuştur. Diğer sevgiler mü''min için bu anlayış ve sistematik içinde değer kazanır. Gerçek iman sahibinin en yüce insanı da kapsayan insan sevgisini hayvan sevgisiyle bir tutmasına, hele hayvan sevgisini insan sevgisinin önüne geçirmesine imkân yoktur. Yüce Allah gönüllerimizi razı olduğu sevgilerin feyiz ve nûruyla aydınlatsın!