5 vakit namaz, Cuma namazı, Hac ibâdeti, Bayram namazları ve günleri, birlik-berâberlik ve kardeşlik duygularının pekiştirildiği günlerdir.
Önce bir suâl soralım: Allahü teâlâ, kullarından ne istemektedir? Îmân etmelerini, verdiği ni’metlere şükretmelerini, kendisine kulluk etmelerini, kendi aralarında kardeşçe yaşamalarını, sevişmelerini ve yardımlaşmalarını istemektedir.
Peygamberlerin ana hedefleri nelerdir? İster Ülül-azim Peygamberler, ister Resûller, isterse Nebîler olsun; hepsinin gâyeleri iyi ferd, iyi âile ve iyi cemiyetler teşkîlidir. Yanî bütün insanların dünyâ ve âhiret seâdetine kavuşmalarıdır.
Mukaddes Kitapların [100'ü Suhuf + 4'ü büyük Kitap] ana gâyesi de insân-ı kâmil meydâna getirmektir.
Dünyâda râhat ve huzûr içerisinde yaşayabilmek ve âhırette de ebedî seâdete kavuşabilmek için, Allahü teâlânın ve Peygamberlerinin emir ve yasaklarına riâyet etmek yanî İslâmiyete uymak lâzımdır.
Zâten mukaddes dînimiz İslâmiyet, “silm” kökünden gelmektedir; o da “barış” demektir. Harplerde bile ana gâye barıştır. Bilindiği üzere, İslâm Târihi boyunca, harplerden önce, Müslümânlar tarafından yapılan üç teklîf vardır: Gelin Müslümân olun, dîn kardeşi olalım veya cizye verin, biz de sizlerin cân, mâl ve ırzlarınızı koruyalım; huzûr içerisinde yaşayalım; yâhut da kılıçlar hakem olsun. Görüldüğü gibi, harplerde bile maksat öldürmek değil, yaşatmaktır.
Bütün Peygamberler, emir ve yasaklarında hep 5 şeyin korunmasını gözetmişlerdir: 1- Dînin, 2- Aklın, 3- Nefsin [canın], 4- Neslin [ırzın, nâmûsun] ve 5- Malın korunması.
Kardeşi Hâbil’i öldüren, ilk kan döken ve kâtillerin başı olan, Hazret-i Âdem’in oğlu Kâbil’e her katilden pay ayrılmaktadır. Çünkü kötü bir çığır açmış, büyük bir bid’at çıkarmıştır. İyi çığır açana da büyük sevaplar var. [Bu konuda bir hadîs-i şerîf de mevcut.]
Hazret-i Nûh’un, Hazret-i İbrâhîm’in, Hazret-i Mûsâ’nın, Hazret-i Îsâ’nın ve nihâyet Sevgili Peygamberimizin, hattâ diğer bütü Peygamberlerin insanlardan maddî bir arzûları olmuş mudur? Dünyevî bir maksadları olabilir mi? Şuarâ sûresinde, Peygamberler (5 Peygamber: Hazret-i Nûh, Hazret-i Hûd, Hazret-i Sâlih, Hazret-i Lût, Hazret-i Şuayb)’den her biri, kavimlerine: “Ben, sizden, bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Allahü teâlâ tarafından verilecektir” demişlerdir.
Buna rağmen, Peygamberlere neler yapıldığını, Peygamberler Târihi kitaplarında okuyoruz.
İslâmiyet 2 madde hâlinde özetlenmiştir: “Et-Ta’zîmü li-emrillah ve’ş-Şefekatü li-halkıllah.” Yanî “Allahü teâlânın emirlerine tazîmde bulunmak, mahlûkâta da şefkat etmek.” Medeniyet de: “ta’mîrul-bilâd ve terfîhü’l-ıbâd” şeklinde ta’rîf ediliyor. Bunun manâsı da, “beldeleri imâr etme, kulları refâha kavuşturma” demektir.
Bütün bu anlatılanlara baktığımızda, cemiyetlerde arzûlanan, toplumlarda istenen şeyin, “Barış” ve “Huzûr” olduğunu görüyoruz. İstinâsız bütün insanlar mutlu olmak isterler, [mes’ûd ve bahtiyâr] bir hayât yaşamak isterler.
5 vakit namaz, Cuma namazı, Hac ibâdeti, Bayram namazları ve günleri, birlik-berâberlik ve kardeşlik duygularının pekiştirildiği, dargınların-küskünlerin barıştıkları, yoksulların sevindirildikleri, bütün dirilerin ve ölülerin sevindikleri, günâhların affedildiği günlerdir.
İşte Allahü teâlânın ve Sevgili Resûlünün istedikleri şekilde, insanların barış ve huzûr içerisinde yaşamaları lâzımdır.

