İnsanın kusurlarını sayan düşmanlarından edeceği istifade, kendisini öven dostlarından gelecek faydadan büyüktür.
"Şimdi sizden bir kere daha bütün cihana yayılmış şanınızı, şöhretinizi doğrulayacak merdâne hareketler diler. Bugün heybetinizle titreyen şu Bursa, muzaffer olacak şanlı sancağımızın düşman içlerine doğru gitmesini, bundan sonra hiçbir düşman durduramayacaktır! Elde edeceğimiz şanlı bir galebe, bütün dünyada Allah’ın birliğini yaymamıza sebep olacaktır. İnsan ömrü uzun olsa bile, bilmez misiniz ki, ebedî değildir. Ne yaparsak yapalım bir gün biter, hayat nihayet bulur. Baki kalacak olan Yüce Allah’tır. Allah için Cennet’e varmak isteyenlere, işte fırsat. Allah Allah diyerek vazifenizi yapınız ve savlet eyleyiniz!”
Fırsat elde iken çok amel kazan,
Ruh kafesten bir gün uçar elbette!
Cezasını görür zulmedip azan,
Gelen fırsat kalmaz, kaçar elbette!
Nefis ihanetten hiç geri kalmaz,
Bin nasihat etsen bir tane almaz,
Kimsenin ettiği kimseye kalmaz.
Herkes ektiğini biçer elbette!
Yalın ayak, başı açık durulur!
Hesap günü elbet suâl sorulur.
Günahlar tartılır mizan kurulur,
Orda haklı hakkın alır elbette!
Bu ümmete geldi Mevlâ’dan hitap,
Günahkâr olanlar, veremez cevap,
Kimine lûtf olur kimine azap.
Cennet, cehennem Hak, dolar elbette!
Dost olasın Hakk’a yakın olana,
İtikâdı doğru halis kalana,
Olup bitenlerden ibret alana.
Mahşerde şefâat olur elbette
Yanlarında büyüdüğü amcacığını çok iyi tanıyordu. Bu duydukları karşısında ise metanetine, güzel ahlakına, kararlı duruşuna hayranlığı bir kat daha artmıştı. Elbette insanoğlu noksan oğluydu. Bulanık sularda balık avlanmazdı. Her söylenende doğru ve yanlışlar olabilirdi. Zamanında yanlış görünenler tarihin şahitliğiyle temize çıkacak, elbet hak yerini bulacaktı.
Doğan Bey; “Anlatılanlar hakkında yeteri kadar malumat sahibi olmasam da bahsettiği mevzuları sık sık duyuyor, hazırlıklı olmanın ehemmiyetini iyice anlıyorum.” dedi. Amcası sayesinde az çok yaşanılan hadiselere hâkimdi ama işin büyüklüğünü yeni hissetmişti. Dolayısıyla okudukları, dinledikleri içini parçaladı ve devletine, milletine Süleyman Çelebi amcacığına duyduğu muhabbet ve hürmet artarak tazelendi.
“Olanlara lakayt kalmayacağım. Bilhassa dedikoduların aslını öğreneceğim, ismi geçen şahsiyetler hakkında malumat sahibi olacağım…” diyordu Doğan Bey.
Dedesi demiş ki, benim dedeme;
Tuz ekmek bilmeze derdini deme!
Ot topla ye, namert ekmeği yeme,
Gün olur başına kakar demişler!
***
İnsanın kusurlarını sayan düşmanlarından edeceği istifade, kendisini öven dostlarından gelecek faydadan büyüktür.
***
KÖR SIÇAN!..
Herkesin bir hesabı varsa, Allahü teâlânın da bir hesabı var!
Güneş bir ateş topu gibi bakır rengi bulutların arasından süzülüp, mor dağların üzerinden kayarken üzeri kapalı bir araba uçsuz bucaksız ovada tozu dumana katarak yol alıyordu.
DEVAMI YARIN

