Geçen gece "Siyaset Meydanı" yine bizi güzelim uykulardan etti. Ali Kırca''nın konukları Türkiye''nin üç "Entel Meddah"ı idi. Hepsi''de birbirinden sevimli, hepsi de birbirinden zıpır bu üç komik adamın ciddi bir programdaki hallerini merak etmiştim. "Beyaz" programın hakkını verdi elinden geldiğince, saygılı ve ciddi durmaya çalıştı, ama konuştuğu zaman dopdolu bir insan olduğunu ortaya koydu. "Cem" yine kıpır kıpırdı, ama ettiği lafların ağırlığı bazen programın ağırbaşlı havasını tam yakalıyordu. "Mükremin Abi" gerçekten denge unsuruydu. Onun da kültürümüzün zirvelerini zorlayan fikir ve gönül yapısı doğrusu beni çok etkiledi. Kırca''ya ve konuklarına ve de sorularıyla geceye renk katan gençlere teşekkür ederiz. Üç komik adamın iş dünyasına çok önemli bir mesajı oldu. Malum biz de her duyduğumuz gördüğümüzden köşemize yontmaya çalışıyoruz. Ne de olsa marangozluk baba mesleğimiz.
Mesaj ne miydi? "Başarının temel unsurlarından birinin de insanın kendisiyle alay edebilmesi olduğu" idi. Dengelemesi çok zor olan bu davranış tarzı için sizlere zarif bir örnek arz edeyim müsaadenizle. Birkaç yüzyıl gerilere Muş''a gidelim. Yorgun argın bir adam; aslında büyük bir alim ve müderris (yani profesör) olan, ancak tevazuu sebebiyle kendine Molla (asistan) dedirten Molla Resul hazretlerini ziyarete gelir uzaklardan. Arar sorar evi bulur. Avlu kapısından girer edeple. Karşılaştığı sade kıyafetli ihtiyara sorar usulca. "Molla Resul hazretleri evde midir efendim?" Yaşlı zat "Evdedir ama onunla ne işin var?" der. Genç "Ziyaret edip duasını alacağım, mâlum mübarek ve alim bir zattır" der. Aslında Molla Resul hazretlerinin kendi olan yaşlı zat "Hadi canım sen de o ne mübarek ne de âlimdir, senin benim gibi yarım akıllının biridir" deyiverir. Genç "Efendim lütfen o değerli zat için, hem de onun evinde oturan biri nasıl böyle konuşur. Ben ki ta El-Cezire''den haftalar süren bir yolculuk yaptım onun için" deyince. Molla Resul hazretleri "Evladım ben onu çok yakından tanımasam böyle söyler miyim? O kadar uzak yoldan böyle yarım akıllı biri için gelmene çok üzüldüm." deyince, o mübarek zatı ziyaret için gelen genç birden öfkelenir ve Molla Resul hazretlerini alır altına dövmeye başlar. Gürültüye uyanan talebeler, bahçeye fırlarlar. Ne görsünler bir genç, hocalarını kıyasıya dövmekte. Hep beraber genci tutmaya çalışırlar. Molla Resul gülümseyerek seslenir "Durun, ellemeyin, bırakın onu; O beni, benim için dövüyor" Kendisiyle alay etmekte bu kadar ileriye gidebilmek her babayiğidin harcı değil elbette. Ama birazcık denesek ne çıkar yani. İyi bayramlar efendim.

