Kaydet
a- | +A

Epey bir zaman önce İstanbul''da Lütfi Kırdar Kongre salonunda Türkiye Kalite Ödülleri için toplanılmıştı.

Ödül kazanan kuruluşlardan birinin işçileri ödüllerini aldıktan sonra kokteyl salonunun duvarlarını firmalarının ismini haykırarak çınlatıyorlardı.

Bendeniz o toplantıdan (bazı kişilerin zannettiği gibi meşhur biri olmadığımı da kanıtlayan) bir anekdotu sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

İşçilerden birine usulca ve biraz da sinsice yaklaştım. Neden bağırdıklarını sordum saf bir ifadeyle. "Ödülü kazandık abicim, sevinçliyiz de ondan" dedi. "Peki şu ilerde çember içine alınmış şahıs kim dedim." "O bizim Genel Müdürümüz, daha doğrusu babamız, liderimiz abi" dedi. "Ne demek yani?" dedim yine sinsice "Ne demesi var mı, istersen şimdi gideyim, herkesin içinde tonton yanaklarından şapur şupur öpeyim, sonra da sarılıp kemiklerini kıracak şekilde kucaklayayım onu, babama yaptığım gibi?" dedi. Ben "Boşver acı adamcağıza gece vakti" dedim ve ekledim "Sana aldığının 2 misli ücret verelim bizim firmaya gelir misin?" dedim. Biraz düşündü "İki misli ücret verirsen düşünürüm belki, ama 1.5 misline kesin gelmem" dedi. "Niye?" dedim. "Abicim bizi bu şirkettte adam yerine koyuyorlar, fikrimizi soruyorlar bu güzellik az paraya değişilir mi?" dedi. "Haklısın abicim, benimkisi öyle bir takılmaktı" dedim ve bu defa usulca ayrıldım oradan.

Şimdi bendeniz iş dünyasının olmazsa olmaz konularından biri olan "Motivasyon"a böylece bir katkıda bulunmuş oldum mu dersiniz?

Adam yerine koyanlarımız ve konulanlarımız bol olsun, iyi haftalar.