Kaydet
a- | +A

Yaklaşık 1.5 yıllık beraberliğimizde her zaman bilgi paylaşılırsa artar dedik durduk. Sizlerden de pek çok mesaj, mektup aldık. Yeni yılda arasıra sizler için de enteresan olacağını umduğumuz bazı mektuplara köşemizde yer vermeye çalışacağız. Aşağıda Manisa, Salihli''de bir şirketin pazarlama bölümünde çalışan bir okuyucumuzun mektubunu bulacaksınız. Biraz bize de iltifat var. Ama biliyorsunuz "marifet iltifata tabidir" demiş eskiler. Şimdi sizleri soyadına uymayan bir karakter ve zihniyete sahip olduğuna inandığımız Sayın Sait Kavgacı''nın mektubu ile başbaşa bırakıyorum. "Efendim yazılarınızı gazeteden takip ederken okuma alışkanlığımız oldu sağolun. Gözümüzü gönlümüzü açtınız. Liderliği, misyonu, vizyonu, strateji, müşteri memnuniyetini, insana yatırımı, bilgi ve sevgi paylaşımını daha neler neleri sizlerden öğrendik ve takip etmeye devam ediyoruz. (Daha önce Manisa''da seminerinizi dinleme şansım oldu yine bekleriz Salihliye.) 33 yıl önceki çocukluk yıllarımdaki bir anımı sizinle paylaşmak isterim. Manisa''nın çiçeği burnunda ilçesi Köprübaşılıyım. Memleketimizde Kemallı köyünden berber Halil vardı (hâlâ sağ). O yıllarda biz enflasyonu bilmez ve duymazdık. Yeni liralar piyasaya çıkınca çok sükse yapar. İlk eline geçen herkesin meraklı bakışları karşısında anlatır ve elden ele dolaştırırdı. Tabii biz işin farkında olmadığımızdan kuruşlar hatta geçmeyen tedavülden kalkan para da bizi mutlu ederdi çünkü çocuktuk. Tedavülden kalkan delikli para, kuruşları bulduk mu, hobi olarak antikacılık da yapan berber Halil abiye götürürdük. O bizlere 10-15 kuruş verirdi karşılığında. Sevincimizden ayaklarımız yere basmazdı. Çünkü bakkallar o paralara bir avuç renkli halka şeker verirdi. Dokunma sevincimize. Bir gün yine eski paraları verip yeni kuruşlarımızı alırken yoldan geçen biri, "Yahu berber geçmeyen paranın karşılığında yeni para veriyorsun. Eskileri satıp değerlendirebiliyor musun?" diye sordu. Son derece temiz giyinen saçları taralı, ayakkabıları boyalı, nazik insan berber Halil abi dedi ki:

Efendim ben antikayla ilgileniyor ve seviyorum. Eğer bu çocukların ve diğer insanların bana getirdiklerine bir değer vermesem bu benim sonum olur. Ama her gelene az da olsa değer verdiğimden, arada öyle şeyler geliyor ki biri bir yıllık masrafımı karşılıyor. Bize gelenlere az da olsa mutlaka değer vermeliyiz ki bir şey bulan kıymetli veya kıymetsiz bana getirmiş olsun. Efendim şirket, firma, ekip, takım içerisinde herkesin fikrine saygı duyulup değer verilirse sinerji sağlanır. Mesuliyet paylaşılır. Ortak alınan kararların uygulanabilirliği ve başarı yüksek olur. (Siz kıyaslamasını bilirsiniz.) Efendim bu kıssadan hisseyi çamsakızı çoban armağını kabul edip gazetede yayınlarsanız seviniriz. Yayınlanmasa da sizlerden zaten istifade ediyoruz. Türkiye sanayicisinin gözünü Özal açtı. 21. yüzyıl liderliğini de sizler öğrettiniz. Sizleri izlemeye devam ediyoruz. Lütfen Salihli bölgesinde seminer için bekleriz. Selam eder işlerinizde başarılar diler şimdiden bayramınızı tebrik ederiz. Sait Kavgacı Salihli" Türkiye''nin en başarılı yöneticilerinden Sn. Akın Öngör ile bir pazarlama elemanı olan Sn. Sait Kavgacı''nın aynı noktada birleştiğini farketmiş olmalısınız. "İnsana değer vermek..."

İş dünyasının geleceği de buna bağlı. Bakınız geçtiğimiz günlerde dinlediğimiz Harvard Üniversitesi İş İdaresi Bölümü Dekanlarından Bayan Rosabeth Moss Kanter ne dedi konferasının sonunda. "20. Asır makine asrı olarak anılacak. Bu asrın işletmecilik açısından en önemli üç unsuru "kuruluş yeri, kuruluş yeri, kuruluş yeri" idi.

21. asır ise bilgi çağı olacak ve bu çağın en önemli üç unsuru ise "İnsan, İnsan, İnsan" olacaktır." Bayan Prof. Kanter de Sn. Öngör ve Sn. Kavgacı ile hemfikir. Siz de bu konuda hemfikir misiniz? İyi yıllar, iyi haftalar, iyi insan ilişkileri dileğiyle....