Kaydet
a- | +A

Gençliğimde üç tiyatro oyununda rol aldım. 1960 Mayısında sene sonu temsili olarak hazırladığımız Gogol''ün "Müfettiş"i 27 Mayıs''a takıldı ve sahnelenemedi. Oysa senaryoyu çok iyi ezberlemiştik. Sonra Lise 1''de "Göç" piyesinde bir köylü olmuştum, 2 cümle konuşmam vardı, ama sahnede biraz boy gösteriyordum.

Lise son sınıfta ilk defa iki dersten bütünlemeye kalmama sebep olan "Paydos" piyesindeki "Öğretmen Mürteza" rolünde de senaryoyu adeta yutmuştum. Sizin anlayacağınız bizim nesil senaryolara alışkın büyüdük. İş hayatında da hep senaryolara göre hareket etmedik mi? Ne üretirsek satabileceğimiz bir ortamı öngördük hep. Sonra nüfus, gelir artışı tahminlerini, doların 10-15 sene sabit kurda tutulduğu günlerde başarıyla yapardık.

Böylece 5-10 yıl boyunca müşterinin neleri, ne kadar, hangi fiyattan talep edeceğini yakışıklı trend diyagramları ile hesaplar, üretim planımızı büyük bir keyifle tamamlar ve de bu senaryoya göre oynamak üzere tedarik, üretim, pazarlama, satış, aktörlerimizi (pardon elemanlarımızı) sahneye sürer, keyfimize bakardık. Çoğunlukla oyunlar (pardon işler) senaryoya uygun olarak devam eder giderdi.

Şimdi mi? Bu soruya ve iş dünyasındaki son gelişmelerle ilgili birçok soruya cevabı Sn. Hazım Kantarcı ve değerli çalışma arkadaşlarının büyük bir özveriyle düzenledikleri EFQM Forum 2000 toplantısında aldık. Organizasyon kalitesi kadar bilimsel kalitesi de yüksek olan toplantıdan birkaç anekdot sizler için: "Farklılıkları yönetemeyen şirketler başarılı olamaz" Dr. Roosewelt Thomas "Bilmek, gitmek, yapmak ve almak için daha çok hürriyete sahip insanlarla çalışmak zorundayız. Bu oyunun adı her sabah yeniden başlayan ''global çekim oyunu''. En iyi kaynakları (sermaye, teknoloji, insan) çekebilen, bunları ahlakî, estetik ve fonksiyonellik yönünden harmanlayıp ürettiği mal ve hizmetlerle insanları kendine çekebilen şirketler başarılı olacaklar" Dr. Kjell Nordstrom "Artık önce''den hazırlanmış senaryolar işe yaramıyor. Doğaçlama (eskiden tulûat derdik galiba) tiyatro tarzında iş yapmaya alışmaya bakın" Prof. Rosabeth Moss Kanter. ...her sabah yeniden kurulan ve doğaçlama tarzında çok farklı ve daha çok sayıda oyuncunun katıldığı oyunlar.... Gençlerin niçin Yılmaz Erdoğan''ın, Beyaz''ın ve de Cem Yılmaz''ın ("O şimdi asker", nasıl doğaçlama ama) doğaçlama oyunlarına takıldıklarını (!) anlamaya başladım. Çocuklar kendilerini geleceğin iş dünyasına hazırlıyorlarmış meğerse. Harvard''lı Prof. Rosabeth M. Kanter''in konuşmasını dinledikten sonra uyandım. Ve çocuklara hak verdim.

Siz de herhalde doğaçlama egzersizlerine başlarsınız artık. Kolay gelsin. İyi haftalar... "Türkiye''yi milletlerarası platforma başarıyla taşıyan Forum 2000 İstanbul ekibine ve aldıkları ödüllerle o gece de bizi mahzun bırakmayan

ARÇELİK ve ECZACIBAŞI-VİTRA liderlerine ve takımlarına her şey için teşekkürler."