Selim bu açık sözlü genç kızdan hoşlanmıştı. Bir sandalye çekerek oturdu Zühal'in yanına: - Madem Berberoğlu Holdingde kendimize bir yer bulabilmek için sizinle aramızı iyi tutmamız lazım, o zaman ben de yakın oturayım bari...
Kahkahalar birbiri ardına patladı. Zühal'in çok hoşuna gitmişti bu davranış:
- İşte budur! Bayılırım espri anlayışı yüksek olan insanlara...
Sakallı genç saatine baktı:
- Ben derse giriyorum beyler... Size iyi oturmalar. Birazdan ders başlayacak.
Diğer genç de kalktı ayağa:
- Gelmiyor musun Selim? Haydi abi...
Selim omuzlarını silkti:
- Dedim ya ben Zühal'e yakın olmaya karar verdim. Onu burada bırakıp bir yere gitmem.
Tekrar gülüştüler. Zühal birden ciddileşti:
- Dersinden geri kalma. Benim arkadaşım birazdan gelecek ve biz gideceğiz. Gerçekten, şaka bir yana sen işini yap. Benim için kalman gerekmez.
Selim omuzlarını kaldırdı:
- Zaten canım istemiyor, hiç ders modunda değilim. Birer çay daha içeriz senin arkadaşın gelene kadar. Olmaz mı? Eğer istemezsen o başka...
Genç kız omuz silkti:
- Madem istiyorsun tamam.
Diğer gençler kitaplarını alıp uzaklaştılar. Zühal ve Selim yalnız kalmıştı. Bir an göz göze geldiler. Genç kız gülümseyerek baktı Selim'e:
- Nişanlıymışsın galiba?
Selim kaşlarını çattı. Bu konudan konuşmak istemediği hemen belli oluyordu.
- Eski bir hikâye. Uzun süre önce söz falan kesildi işte. Daha nişanlanmadık.
Boynunu bükerek baktı Zühal. Gözleri zekice parlıyordu.
- O da burada mı okuyor? Talebe mi o da?
Sıkılmıştı Selim:
- Hayır, Çapa Tıp Fakültesinde. Neden şimdi bu konudan konuşuyoruz?
Bir kahkaha attı Zühal:
- Nedense bütün erkekler sorumluluklarından bahsedilince hep aynı tepkiyi gösteriyorlar. Ne var bunda? Konuşuyoruz işte...
Selim dudaklarını ıslattı diliyle. Bir yudum çay içti:
- Ben seninle ilgili bir şeyler öğrenmeyi tercih ederim ama...
Muzip bir şekilde güldü Zühal. Selim'den hoşlandığı her halinden belli oluyordu...
> DEVAMI YARIN

