Kapımıza dayanmış olan zam paketinden hiç hoşlanmadım. Benim gibi düşünen milyonlarca insan olduğunu tahmin ediyorum. Hükümet bütçe açığından söz ediyor. Doğrudur. Bütçede açık vardır. Bu durum Türkiye için bir yenilik sayılmaz. Şimdiye kadar herhangi bir hükümetin bütçe sınırları içinde kaldığını hatırlamıyorum zaten. Ya bütçeyi yaparken fazla iyimser davranıyorlar ve evdeki hesap çarşıya uymuyor ya da bütçede açık olacağını önceden kabul edip bunu bir sistem halinde uyguluyorlar. Açıkçası bütün bunlar benim gibi vatandaşların sorunu değil. Biz milletvekillerini, böyle sıkıntılarla uğraşsınlar diye seçip meclise yolluyoruz. Onları karşı karşıya kaldıkları sorunlar yüzünden uykularımız kaçsın diye değil. Her nimetin bir külfeti vardır. Hem milletvekili olmanın ayrıcalıklarını yaşayıp hem de sıkıntıyı yine millete çektirmenin mantığa paralel bir yanı varsa da ben göremiyorum. Bütçe açığını ifade etmek için katrilyonlardan bahsediliyor.
Korkunç bir tablo sizin anlayacağınız. Bunu kapatmanın tek çıkar yolu, milletin cebinden para almak ve geçimi giderek zorlaştırmak gibi görünüyor yetkililere. Ama bu yanlış! Hem yanlış hem de haksız bir sistem! Bu sorunun tek sebebi enflasyon da değil. Yıllardır insanların beyinlerine bir enflasyon canavarı resmi nakşettiler. Ülkedeki tek suçlu bu sanal yaratıkmış gibi kabul gördü. Daha ziyade Çinlilerin neredeyse kutsal saydıkları ejderhaya benzeyen bu model aslında bir masal. Sorun, kullandığımız paranın değişmekte olan ismi değil. Onun alım gücünün eriyor olması. İsmi ister milyon olsun ister kuruş. Benim için fark etmez. Kuruşken almaya yetip de milyonken yetmiyorsa sorun orada başlıyor. Ayrı bir yanlışlık da uygulanacak olan ek vergi paketlerine koydukları isimler. Artık bu kadarı da olmaz!
Geçici olarak konmuş olan deprem vergisi bu yıl da toplanacakmış. Bana öyle geliyor ki bundan sonra her yıl toplanacak. İşe yarasa toplansın. Ama kim ortaya çıkıp da geçen yıl toplanan deprem vergisiyle depremzedelere yardım yapılmış olduğunu ispat edebilir? İnşaatı tamamlanmış vaziyette herhangi bir kalıcı konut var da biz mi göremiyoruz? Eğer o insanlar hâlâ sokaklarda, çadırların içinde hayatta kalma mücadelesi veriyorlarsa o zaman toplanmış olan paralar nerede? Haydi, itiraf edelim. O paralar depremzedelere gitmedi. O paralarla bütçe açığı kapatıldı. Tıpkı bu yıl yapılacağı gibi. Aynı uygulama sekiz yıllık temel eğitim projesi kapsamında da çıktı karşımıza. Bunca zamandır tekel ürünlerinden, tapu işlemlerine, araba alım satımlarından katma değer vergisine kadar bir çok kalemden pay çıkartıldığı öne sürülen temel eğitim vergisi sayesinde yapılmış olan tek okul binası yok. O zaman bari bu işler için isimler uydurmayalım. Açık sözlü olalım ve milletle hükümet bir kerecik olsun birbirine katıksız gerçekleri söylesin. Yeni bir yapılanmayı ve silkinip bütçeyi ayağa kaldırmayı bu halk istemez mi? Bu uğurda her türlü fedakarlığa katlanmaz mı? Kurtuluş savaşını yapabilmiş bir millet bunu da yapabilir. Ama yeter ki doğrular dile getirilsin. Bir diğer konu da hükümetin lüks tüketim mallarına karşı duyduğu hırs. Bu psikolojiyi çözemedim bir türlü. Sanki parası olan daha fazla sorumluluğu bulunan vatandaş gibi algılanıyor. "Madem lüks otomobil alabiliyorsun o zaman öde bakalım fazladan vergi" gibi bir sistem size mantıklı geliyor mu? Bütün bunlar acı gerçekler. Herkes yaptığına kulp bulmanın peşinde. Denk bütçeye ulaşamadınız mı? Gidin millete ek vergiler koyun. Koyun ki hayat daha da zorlaşsın. İnsanlar zaten burunlarından solurken gerilim iyice artsın. Gelir dağılımındaki dengesizlik arttıkça fakir daha fakir, zengin daha zengin olsun. Bakalım sonuç ne olacak?
SÖZÜN ÖZÜ Dünyada en zor şey insanın kendini bilmesidir.
LEVHA İnsan kendi yanlışlarından çok şey öğrenebilir.

