Kaydet
a- | +A

Adını anmak güzeldi dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması..

adını anmak..

yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına

sırt çevirip senden söz açmak..

biraz gülünç, biraz sitemkar..

güzeldi...

adının türkçedeki yankısı özeldi...

seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, sülalesi

Kandilli yoğurtçunun mekanında..

Denize amors durup, yüzüne

cepheden bakmak güneşli bir mavilikte...güzeldi..

ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde

yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

Güzeldi''li geçmiş zamanlar düşünüyorum şimdi...

Cümlelerimiz öznesiz... umursayan yok Kanlıca''daki yoğurdu...

Ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın

mührüdür artık....

Bir aşkı paylaşmanın en vahşi ve en acımasız bölümüdür onu geçmişe gömmek. Belki aşk kendi yazgısı için acı çeker. Ama artık onu kimse umursamamaktadır.

Unutulmanın, değerini kaybetmenin mahkumiyeti layık görülmüştür bir kere. Sanki çok kısa bir süre önce gözlerdeki mutluluğun, kalplerdeki deli heyecanın sebebi o değilmişcesine.

Birlikte olunmadığında dünyanın duracağını, hayatın biteceğini sananlar o insanlar değilmiş gibi daha birkaç gün öncesinde.

Böyle bir acımasızlığa aşk ne yapsın?

Böyle bir unutkanlığa hangi ilaç tavsiye edilsin.

Yılmaz Erdoğan''ın Kayıp Kentin Yakışıklısı isimli şiir albümü çıkalı çok oldu. Ama ben direndim. Raflardan bana göz kırpan cd''leri görmezden geldim.

Bu yaşıma kadar fazla içli dışlı olmadığım şiir dünyasıyla böylesine apansız bir birliktelik başlatmak istemedim.

Ama şiir kazandı.

Boş bulunduğum bir anda evime, oradan müzik setime sonrasında kulaklarımdan kalbime doldu bir kere. Başlarda okuduğunuz şiir işte bu albümden. İsmi Başkalaşan Aşk. Bir acı gerçeğe imza atıyor Erdoğan bu şiirle.

Benim anlayamadığım ama ne hikmetse her defasında da çarptırıldığım bir ceza bu. Ama demek ki tek başıma değilmişim. Demek ki hücre arkadaşlarım varmış kürek mahkumiyetimde. Acı çekerken yalnız olmadığımı bilmek, tuhaf, sadistçe bir zevk veriyor. İşte bu da insan olmanın kötü yüzünün ispatı.

Dünya denilen bu sahnede mutluluğun dekor olduğunu öğrendik artık. Uzaktan parlak ve seçkin görünen, yaklaşınca mat ve kalitesiz, üstelik sahte olduğunu fark edeceğiniz bir dekor...

Bütün bunları kötümserliğimden yazmıyorum.

İşimize gelse de gelmese de bir gün bu gerçeklerle karşılaşıyoruz. Önceden hazırlıklı olmak belki sarsıntının vereceği hasarı hafifletir diye düşündüğüm için bunları yazıyorum.

İnsanın bir gözünden diğerine güvenemediği bu sahnede kalbinizin sesini yükseltmeye çalışıyorum, hepsi bu.