İtiraf ediyorum, ben bir aptalım. Bunu, kendime hakaret etmek için falan söylemiyorum. Ben gerçekten aptalım.
Gerçi henüz altı yaşımı tamamlamadan önce yapılmış zeka testlerinde sonuç hep "üstün zekalı" şeklinde çıkmış. Mesele de burada zaten. Akıl ve zeka birbirinden çok farklı. Bir insan aynı anda hem çok zekî hem de eni konu aptal olabilir.
Bunun nasıl olacağını merak edenlere açıklayayım. Olayları kavramanız diğer insanlara göre daha süratli olabilir. Problemleri daha seri çözebilirsiniz ya da başkalarında pek bulunmayan bazı yeteneklere sahip olabilirsiniz. Bütün bunlar zekanın işaretidir.
Buna karşılık günlük yaşamda pratik olmak, art niyetli kişilerin kandırma girişimlerine karşı tedbirli davranmak, ticarette kazançlı çıkmak vs. hep aklın marifetleri. İstediğiniz kadar zekî olun, karşınıza bir tatlı su uyanığı çıkabilir ve size pabucunuzu ters giydirebilir.
Pekiyi bu durumda ne yapılabilir?
Yazık ki hiçbir şey. Çünkü bu, tamamen yaradılış meselesi ve hayatı algılama biçimiyle alakalı. Eğer siz kişilere hemen inanıyorsanız, karşınızdakine fazla detaya inmeden güveniyorsanız ve insanoğlunun çiğ süt emdiğini unutuyorsanız ne yapılabilir ki?
Her zaman söylüyorum. Bu yaşa geldim, bir çok kişiye göre daha fazla insanla tanıştım ve riskli ortamlarda bulundum. En azından hayata Yeşilçam sokağından başladım ama hâlâ akıllanamadım.
Hâlâ insanları kayıtsız şartsız seviyorum, onların bilerek, isteyerek kötülük yapacaklarını düşünmüyorum. Sevdiğime dört elle sarılıp, kalbimi, evimi ve bütün imkanlarımı açıyorum. Ve ne yazık ki sonuç hiç değişmiyor. Hep yarı yolda kalıyorum, hep kalbim kırılıyor ve hep bir daha kimseye inanmamaya and içiyorum.
Pazartesi sabahı bu itiraf faslının nereden çıktığını merak edeceksiniz. Hafta sonu, yolda eski bir tanıdıkla karşılaştım. Uzun süredir görmediğim bir dost sima.
Geçen yaz ne hastalıklar, ne üzüntüler atlattığımı ve bunlara kimler yüzünden maruz kaldığımı çok iyi bilen birisi. Biraz hoş beşten sonra "Sana zamanında söyleyemedim. Hani o çok sevdiğin eski asistanın ve uğrunda hastalandığın, sevdiğin adam vardı ya" dedi. "Onlar ortak çalışıyorlardı ve seni her konuda, her zaman kandırdılar. Bense hiçbir şey yapamadım."
Baktım ve hiçbir şey yapamadım.

