Bazı kavramlara fena alıştırılmışız. Bıçak sırtı nüanslarda kaybetmişiz hak ettiklerimizi. Kendimizi sevmek ve saymakla egoizmi ve kibri karıştırmışız. Başkalarından bizi sevmelerini bekliyoruz. Ama biz kendimizi sevmekten kaçınırken neden bir başkası bizi sevsin diye sormuyoruz ruhumuzla sohbetlerimizde. Egoizm ve kibir gerçekten itici, tehlikeli ve günah davranış biçimleri. Ama bunlardan kaçınacağız derken tam tersi istikametteki tuzaklara düşmek de söz konusu. Yani aşağılık kompleksi. Hani meşhur bir söz vardır "fazla tevazu gösterme sonra gerçek zannederler" diye. Sakin davranabilmek, alçak ses tonuyla içi dolu konuşmalar yapabilmek ve kararlı olmak, seçkin bir davranış şekli. Ama bütün bunların kendiliğinden oluşmasını beklemek yanlış. Günümüz insanının karşı karşıya kaldığı çok önemli sorunlardan bir tanesi yalnızlık. Eskisi gibi büyük konaklarda ailenin tüm fertlerinin bir arada bulunduğu bir yaşam tarzımız yok artık. Daha çok çalışıyor, daha çok tüketiyor ve giderek kabuğumuza çekiliyoruz. Yalnızlaştıkça savunmaya geçiyoruz. Çünkü kendimizi korumak istiyoruz. Özellikle kadınlarda bu korkular daha yoğun. Bu yüzden karşımızdakinin bizi çok sevmesini, korumasını, sahiplenmesini arzuluyoruz. Bütün bunlar olmazsa kendimizi çaresiz, itilmiş ve çirkin hissediyoruz. Halbuki bunların hepsi yanlış. Neden mutlu olmak için illaki bir başkasına ihtiyaç duyalım ki? Elbette eğer elimizde böyle bir imkan varsa onu korumak için çabalamak doğru. Ama yoksa ne olacak? Hayattan elimizi eteğimizi çekip mutsuz ve yalnız bir köşeye mi sineceğiz? İnsanın en yakınında, sürekli yanında bulunan birinci dostu yine kendisidir. Düşünmek, ruhun kendi kendisiyle sohbet etmesiyse, dertleşecek birisini bulduk demektir. Koskocaman dünyada herkes işine gücüne ve ihtiraslarına dalmışken, romanlardaki beyaz atlı prensleri beklemek ve tabii ki sonunda hayal kırıklığına uğramak, kendimize zarar vermekten öte ne sağlayabilir ki? Türk toplumunda yerleşmiş tipik özelliklerden birisi, kendimizi zemmetmek. Bir başkasına bol keseden ikram ettiğimiz iltifatları kendimize hiç yapmamak. Kendimizle yeterince iyi geçinmediğimiz için başkalarının bizimle iyi geçinmesini beklemek mecburiyet haline geliyor. Yani başkalarına bağımlı hale geliyoruz. Dostluklar kurmak, sevgileri paylaşmak çok güzel. Ama hayat şartları göz önünde bulundurulursa daha azına razı olmak zorunda olduğumuzu görebiliriz. Bu durumda biz de kendimizi yalnız bırakırsak ruhumuz derdini kime anlatabilir? Tabii insan oğlunun çiğ süt emmişliğinden kaynaklanan sıkıntıları da unutmamak lazım. Kendinize bile itiraf etmekte zorlandığınız sırlarınızı bir zayıflık anında güvendiğiniz bir dostunuza söylediğinizi farz edin. Birkaç gün sonra etrafınızda bulunan herkesin gizli gizli sizi süzüp fısıldaştığını fark ederseniz kendinizi yıkılmış hissetmez misiniz? Rahmetli anneannem "insana dost Allah''tır" derdi. Kayıtsız şartsız güvenebileceğimiz bizi sevdiğinden bir an bile şüphelenemeyeceğimiz isteklerimizi beyan edebileceğimiz tek merci, bence de sadece ama sadece Allahü Teâlâ''dır. Onun dışında günlük sohbetler, dünyaya ait çok da önemli olmayan işler için arkadaşlıklar kurmak ve beslemek gerekli elbette. Ama hiç kimse vazgeçilmez değil. Dünya üzerinde hepimiz müthiş bir şansa sahibiz. Hepimiz eşitiz. Maddi imkanlarımız, yetki ve makamlarımız birbirinden farklı olabilir. Ama şartlar sonuçta hepimiz için eşit ve aynı. Birisi için günah olan bir diğeri için sevap kapsamında değil. Bir şey günah olarak bildirilmişse, bu kadın, erkek, genç, ihtiyar, zengin, fakir ayırımı olmadan herkes için günahtır. Burnumuzun dibindeki hatta içindeki en yakın arkadaşımız yine kendimiziz. Sonuçta bu bedenler ve ruh, bizlere verilmiş birer emanet. Bu emanetleri sevmek, saymak ve ona yarışır biçimde hizmet etmek, bir anlamda zaten gerekli. Millet illaki bizi sevsin diye alışkanlıklarımızın dışına çıkıp kendimizi zora sokmak iş değil. Ortalama toplum ve ahlak kurallarına uyup kimseyi rahatsız etmedikten sonra dünyanın en çok sevilen insanı olmak için çabalamının anlamı yok. Zaten pratikte bu mümkün de değil. Şu sözlere alışmanın zamanı geldi bence. "Ben kendimi seviyorum. Hatalarım var, eksiklerim var ama beni ben yapan biraz da bu hata ve eksikler değil mi. Beni de herkes ve her şey gibi Allah yarattı. Ve ben onun yarattığı beni seviyorum."
SÖZÜN ÖZÜ Herkes düşündüğü kadar anlayabilir.
LEVHA Korku umutsuz, umut da korkusuz olmaz.

