Kaydet
a- | +A

Bodrum''dayım. Aklınıza hemen Ramazan Bayramı için burada bulunduğum fikri gelecek, biliyorum. Ama yanılıyorsunuz. Tam tersine bayramın ilk günü burayı terk edeceğim. Çünkü bu tip tatil beldelerine herkesin tatile çıkmayı tercih ettiği zamanlarda hiç gelmem. Özellikle dinî bayramları evimde, ailemle karşılamayı ve adetlerimize uygun olarak yaşamayı tercih ederim. Zamanlama tamamen tesadüf. Bir arkadaşımın ticari bir işine yardımcı olmak için geldim ve gördüm ki benim burada batık bir param var. Bu gibi konularda biraz çılgın Bediş''i andırdığımı biliyorum. Ama itiraf etmek gerekir ki Bodrum''a yolu düşüp de parasını batırmayan pek az akıllı vardır. Her yıl buraya binlerce küçük işletme yatırımcısı büyük umutlarla gelir ve maalesef çoğunlukla sezon sonunu bile göremeden havlu atmak zorunda kalır. Bundan tam on yıl önce bu acı tecrübeyi ben de edinmiştim. O zamanlar evli olduğum Cem Özer''le birlikte Bodrum''da bir kabare açmıştık. Çok kâr edeceğimizi düşünüyorduk. Rızkın onda dokuzunun ticarette olduğu gerçeğinden yola çıkmıştık. Yıllar sonra babamın bir sözünün ne kadar doğru olduğunu öğrenmek zorunda kalacaktım. "İyi bir tüccar en az üç kere iflas eder." Ben iyi bir tüccar olmak üzere ilk adımı Bodrum''da atmıştım. Yirmi yaşın verdiği tuhaf cesaretle atılımlar yapıp sonunda büyük hüsrana uğramış ve bu uğurda hayatımın üç yılını mahkemelerde geçirmek zorunda kalmıştım. O dönemde Bodrum''a çok kızmıştım. Hata bende değil, bu yerdeydi adeta. Aslında hâlâ biraz buna inanırım ya, neyse. Ama şimdi, kaldığım otelin balkonundan şehre baktığımda, buranın kızılamayacak kadar güzel ve büyüleyici olduğunu görüyorum. Taa Bodrum kalesini inşa eden şövalyelerden bu yana milyonlarca insan buraya aşık oldu. Haklıydılar. Burada, ne Marmaris''te ne Fethiye''de ya da benzerlerinde olmayan bir tını var. Adını koymak zor, ama olduğunu, kalbinizde hissediyorsunuz. Gerçekçi açıdan bakılırsa Bodrum, eskisi gibi değil. Burası artık bir büyük şehir olma yolunda. Engellenemez biçimde genişliyor ve kalabalıklaşıyor. Doğru orantılı olarak da dağ taş bina haline dönüştüğü için çirkinleşiyor. Ama yine de güzel. Çok güzel bir kadının yılların bıraktığı ize rağmen hâlâ çekici olması gibi bir şey. Belki artık Bodrum''da denize girilemiyor ya da sokaklarda rahat yürünemiyor ama yine de o farklı. Burayı, bana zararı dokunmuş olmasına rağmen hâlâ seviyorum. Benim huyumdur zaten. Sevdiğimi, beni üzmesine rağmen yine sevmeye devam ederim. Bunu bir cins aptallık olarak nitelendirebilirsiniz. Fakat aksini yapmak elimde değil işte. Her neyse... Batık parama gelince... Bir televizyon şirketinin garantörlüğüne güvenip Yalıkavak beldesinde "inşa edilecek" olan projeye yatırım yapmıştım. Takvimler o zaman 1994''ü gösteriyordu. Ve hesaplara göre bina 1996 yılında teslim edilecekti. Bahçe düzenlemesine kadar bütün giderleri peşin ödedim ve beklemeye başladım. Hâlâ bekliyorum. Anladığım kadarıyla henüz temel bile atılmamış. Yani gazeteciler ya da tanınan insanlar da kandırılabiliyor. "Bir musibet bin nasihata bedeldir" sözündeki gibi ben de dersimi almış bulunuyorum. Bir daha gözümle görmediğim bir şeye para vermeyeceğim. Şimdi ise, eğer varsa, hakkımı aramak için buradayım. Ya da belki kendimi kandırıyorum. Belki sadece Bodrum''u özlediğim için buradayımdır. Kimbilir?

Sözün özü Affedemiyorsanız, gerçekten sevdiğinizi zannetmeyin.

LEVHA Kusursuz güzellik tehlike demektir.