Hayatla boğuşup duruyoruz. Bizimkine yaşamak denmez. Daha ziyade mümkün olduğunca çok şikayet etmek, mümkün olduğunca çok istemek yani uzun lafın kısası huzura karşı direnmek denir olsa olsa. Pekiyi neden? Çok nankör olduğumuzdan mı? Ya da mübarek dinimizin emirlerini gözardı etme hatasını işlediğimizden mi? Ya da belki de sadece şımarıklığımızdandır. Belki hepsi, belki hiçbiri... İnsan demek hata demek. Çiğ süt emmiş olmak demek. Bizde mazeret çok. Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ederken kimbilir kaç kişinin benim yerimde olmak istediğini düşündüğünü söyledi. Meseleye hiç bu açıdan bakmamıştım ama doğru. Çok şükür pek çok nimete sahibiz. Fakat şunu da düşünmek gerekir. Dünyada kusursuzluğu yakalamak mümkün müdür? Daha doğrusu dünya bunun için mi yaratılmıştır? Bize öğretilenlere göre dünya imtihan yeridir. Burada nimet gibi görünen her şeyin aslı Cennettedir. Eğer imtihanımızı verebilirsek ve cennete kabul edilirsek işte o zaman gerçek huzuru ve mutluluğu tadabileceğiz. Şunu demek istiyorum. Ne ben, ne Ricky Martin, ne Bill Clinton, kimse ama kimse tam olarak mutlu ya da huzurlu değil. Taş devrinde yaşamış insanları düşünelim. Onların ne gibi
zorunlulukları vardı? En fazla hayatta kalacak kadar gıda sağlamak, soğuktan donmamak için örtünmek ve tehlikelere karşı olabildiğince güvende
hissetmenin dışında ne
isteyebilirlerdi ki? Bu şu demek. Çağdaş olduğunu iddia ettiğimiz hayatımızda kendimizi o kadar çok detayla sınırlandırıyor hatta kilitliyoruz ki sonrasında adım atacak yerimiz kalmıyor ve bunalıyoruz. Ömrümüzü aptal bulaşık makineleri almak, daha yüksek modelli arabalara binebilmek için harcıyoruz ve sonra bir de bakıyoruz ki süremiz dolmuş. Birikimlerimizi ya doktorlara ve hastanelere harcıyoruz ya da akrabalarımızın bırakacağımız mirası kavgasız dövüşsüz paylaşmalarını organize etmeye çalışıyoruz. Acaba her şeyin anlamı gerçekten bu kadarcık mı? Taş devrinde yaşayanlar daha mı şanslıydı? İşte size bir soru listesi. Vaktiniz varsa, niyetiniz varsa, üstelik cevapları biliyorsanız başlayın yanıtlamaya. Ama kendi adıma benim itirazım var. Varlığımın bütün amacının bu kadar olduğuna ikna olmuyorum. Evet, yazılarımla, programlarımla söyleyecek sözlerimi geniş kitlelerle paylaşma şansım var ve bu büyük bir nimet, çok şükür. Benim yerimde olmayı hayal edenlere gelince... Bir daha düşünün derim.
SÖZÜN ÖZÜ Bir kişi söylediğiniz her şeyi hemen onaylıyorsa ya sizi dinlemiyordur ya da umursamıyordur.
LEVHA Aşk, söylenmiş en büyük yalandır ve herkes bu yalana inanmak ister.

