Kaydet
a- | +A

Takvim 16 Haziran tarihini gösterir göstermez soluğu sinemada alacağım belliydi. James Bond tipi filmlere bayılırım çünkü. Bana göre Bond ile Görevimiz Tehlike arasında çok benzerlik var.

Casusların dünyası... Masal gibi geliyor değil mi? Ama unutmamak lazım ki ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Bütün dünya ülkelerinde gizli servislerin bulunduğu gizli olmadığına göre iş başında binlerce casus var demektir. Casuslar nasıl yaşar, neden bu mesleği seçerler ve nasıl eğitilirler merak ederim. Bunun gibi merak ettiğim bir kaç meslek daha vardır. Mesela bir insan neden tutar da haciz memuru olur? Ya da cellat... İlginç işler tabii ve mutlaka birilerinin yapması lazım. Ama yine de casusluk başka bir hikaye. İngilizlerin bu işe çok meraklı olduğunu biliyoruz. James Bond onların mesleğinin biraz abartılmış ve süslenmiş bir modeli sadece. Elbette bütün casusların müthiş yakışıklı ve şık olmaları gerekmiyor. Ve her macerada birbirinden güzel kadınlarla bir arada bulunmaları biraz zordur herhalde. Üstelik İngilizlerin bütün iddiasına rağmen hep olmadık aksaklıklar da onların başına geliyor. Daha geçenlerde bir gizli servis ajanı havaalanında içinde ''çok gizli'' kodu taşıyan yeni bir savaş uçağının çizimlerinin bulunduğu diz üstü bilgisayarını unuttu. Bu trajikomik bir durum. Bir anda bütün dünya dalga geçer oldu MI 6 ile.

Unutulacak şey var unutulmayacak şey... Amerikalıların casusluk anlayışı ise daha farklı. Her konuda olduğu gibi bu konuda da meseleye büyük bakıyorlar ve çok havalı bir sistem benimsiyorlar. Kullandıkları teknolojinin çok ileri olduğunu tahmin etmek için ille de gözle görmek gerekmiyor. Vizyona yeni giren Görevimiz Tehlike filminde kullanıldığını gördüğümüz aletlerin gerçek hayatta denendiğini hissetmek güç değil.

Tom Cruise... Filmdeki adıyla Ethon Hunt... Son filmini izleyene kadar onun yakışıklı olduğunu düşünenlerle hep dalga geçerdim. Ama itiraf etmek gerekir ki o bir yakışıklı. Aynı zamanda filmin iki yapımcısından birisi olan yani patron konumundaki Cruise, bütün tehlikeli sahnelerde kendisi oynamış. Yani dublör kullanmamış. Zaten filmde tehlikeli olmayan sahne yok gibi. Açıkçası gerçek hayattaki karısı Nicole Kidman''ın yerinde olmadığıma memnunum.

Hikaye klasik. Kötüler ve iyiler karşı karşıya geliyor ve savaşıyor. Arada güzel bir kız var. Tahmin ediyorum bir zenci, İspanyol ve Amerikalı karışımı bir kadın. Eşim çok beğendi ben de pek sesimi çıkartmadım. Erkeklerle kadınların güzellik anlayışı çok farklı olabiliyor. Eğer itiraz etseydim tatsız bir kıskançlık tablosu çizmiş olacaktım. Uzun lafın kısası bana çok da güzel gelmedi... Gizli servisin bütün imkanları kullanılıyor ve insan üstü eğitim almış iki ajan karşı karşıya kalıyor. Mermiler havada uçuşuyor, şıklık son haddinde. Eskisi gibi makyaj numaraları da yapılıyor ama suyu çıkartılmadan, tam kıvamında.

Filmin müziğini Hans Zimmer yapmış. Bu ismi bir düşünün. Çok kısa bir süre önce yine karşımıza çıkmıştı. Hatta onun hakkında uzun bir yazı yazmıştım.

Gladyatör''ün müziklerini yapan besteci...

Tabii Görevimiz Tehlike, Gladyatör''le karşılaştırılmaması gereken bir yapım. Bu, elma ile armudu toplamaya çalışmak gibi olur. İki film müziği arasında da çok fark var. Bir kere Mission İmpossible kendi temasına sahip. Onu değiştirmek mümkün değil. Zaten kulaklarda yer etmiş hoş bir melodi. Onun dışında ise tipik bir aksiyon filmi formunda. Zimmer yine de iyi iş çıkartmış diyebiliriz. Sonuç olarak Ethon Hunt''ın aşık olmaktan kaçamayacağı bir hikayede, hoş bir film izleme şansına sahipsiniz, kaçırmayın derim.

Sözün Özü Deli gibi, yürekten sevmeli.

L E V H A Değişmeyen göz, değişmemiş kalbin işaretidir.