Kaydet
a- | +A

Dünyanın en tatsız şeylerinden birisi, herhangi bir durum karşısında kararsız kalmak. Benim gibi her ihtimalde hızla karar vermeye alışmış pratik insanlar bile zaman zaman açmazda kalabiliyor. Doluya koyuyorsunuz almıyor, boşa koyuyorsunuz dolmuyor. Ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Aklınıza dört bir yandan fikirler ve olasılıklar saldırıyor. Geçmiş tecrübelerinizle gelecekte olabilecek olayları dengelemeye çalışıyorsunuz. Ama yine olmuyor. Elinizi taşın altına koymadan sonuca ulaşmanız imkansız. Bu da risk almak demek. Kazanmak da var kaybetmek de. İnsan kaybetmekten değil de acı çekmekten ürküyor. Maksat, huzur duymakla mutlu olmak arasında sıkışıyor. Tersi iddia edilse bile huzursuz mutlu olmak çok kısa anlar için mümkün. Tabii bunu geniş zamana yaydığınızda tamamen huzurdan vazgeçmek olacak iş değil. Ama tam olarak neyle karşılaşacağınızdan nasıl emin olabilirsiniz? Bir dakika sonra yaşayıp yaşamayacağımızı bilmediğimize göre, bilmem kaç sene sonra hangi duyguları taşıyacağımızı nasıl kestirebiliriz? Buna göre hiçbir hesabın garantisi olamaz. Elbette bazı asgari müşterekler vardır. İki insanın hangi konularda anlaşıp, hangilerinde tamamen zıt düştükleri baştan bellidir. Ama belli olsa bile bence buna da güven olmuyor. Çok iyi anlaşıyor gibi görünen iki insan, ailelerin de katılımıyla evlenip bir hayat kuruyorlar. Bir süre sonra bir de bakıyorsunuz, hiçbir şey yolunda gitmiyor. Halbuki ortada incir çekirdeğini dolduracak bir mesele yok. Bu örnek her zaman karşılaşılabilecek klasik bir örnek. Benim şu anda merak ettiğim, baştan anlaşamayan ve hemen hemen bütün konularda ters düşen iki insanın bir araya gelmesi. Acaba bir önceki örnekteki gibi doğru orantılı mı olur sonuç, yoksa bir sürpriz hasıl olabilir mi? Biraz lüzumsuz bir soru gibi görünse de insan bazen bu tip lüzumsuzlukları yapmak zorunda kalabiliyor işte. Öyle ya da böyle mutlaka cevap vermek mecburiyetinde kaldığınız bir çerçevede saçınızın önünüze düşmesini bekleyemeyebilirsiniz. Hepsi birbirine girdi değil mi? İşte benim birkaç gündür içinde bulunduğum karmaşa bu. Bir müddet sonra başınız çatlayacak gibi ağrımaya, gözleriniz kanlanmaya başlıyor. Nereye yönlenirseniz yönlenin çıkış noktasını bulamıyorsunuz. Belki bulmak bile gerekmiyor.

SÖZÜN ÖZÜ Alışkanlık demirden bir gömlektir.

LEVHA Aç bir adam hür bir adam değildir.