Sözün Özü... Kolay düğüm zor çözülür.
Bu ülkeye ve insanlarına bir şeyler oldu. Eskiden kızların kalkıp şakır şakır göbek atması ayıptı. Tabii eskiden "Ayıp" diye bir kavram vardı. Aile büyüklerinin yanında bacak bacak üstüne atmak bile hoş karşılanmazdı. Şimdi hangi kanalı açsam karşıma bir şarkıcı çıkıyor ve o şarkısını söylerken seyircinin arasından fırlayıp kendisini sahneye atan bir genç kız mutlaka bulunuyor. Sahneye kadar gidemezse olduğu yerde ayağa kalkıp değme dansözlere taş çıkartırcasına göbek atıyor. Ve bunların anaları babaları rahatsız olmuyor. Tam tersine kız kıvırdıkça onlar tempo tutuyor. Herhalde akıllarından geçen "Bizim kızın ünlülerden ne eksiği var, bir fırsatını yakalasa o da zengin olur" tipinde düşünceler. İşin acı tarafı da bu zaten. Hakikaten o kızların ünlü olmuşlardan pek bir eksiği yok. Sadece şans faktörü etkili olmuş. Geçenlerde Müjdat Gezen çok doğru bir noktaya parmak bastı. "Eskiden sanatçılar fikir suçundan hapse girerdi, şimdi ise dolandırıcılıktan giriyorlar" dedi. Eh, bu da doğru. Eskiden sanatçıların da diğer insanların da okumak, araştırmak ve değişik konularda fikir sahibi olmak gibi eğilimleri vardı. Şimdi ise tek şifre para! İşte bu cehalet yüzünden ülkeye huzur gelmiyor. Televizyonu açıyorsunuz herkes birbirini yiyor. Birisi cam kafes içinde yargılanıyor, bir diğeri halkın en hassas olduğu konuda aklına geleni sayıp döküyor.
Yani kısacası kimsenin kimseye tahammülü kalmamış.
Aile terbiyesinden siyasi tabloya gelen bu çizgi son derecede somut ve gerçek. Toplumu meydana getiren unsur kişilerdir. Eğer her birey kendinden sorumlu olduğunu bilir, ona göre davranırsa toplumda kaliteyi ve huzuru yakalamak mümkün olabilir. Bu iş, acayip kılıklardaki şarkıcıları dinleyip onlara benzemeye çalışmakla, göbek atmakla ve kısa yoldan köşeyi dönme planları yapmakla olmaz. Aklımızı başımıza alıp kendimizi geliştirmeyi ve dünyada neler olup bittiğini takip etmeyi öğrenmek
zorundayız. Burnumuzun dibindeki ülkelerde bu kadar savaş boşu boşuna çıkmıyor. Onların başına gelen bize asla olmaz zannedersek yanılmış oluruz. Belki bu satırlar pembe değil. Ama gerçekler hiçbir zaman Brezilya dizisi kıvamında olmaz zaten. Gerçekler haberlerde. Ve haberleri dinlerken herhalde içinizden göbek atmak gelmiyordur.
LEVHA... Namusun denemesi yapılmaz.

