Kaydet
a- | +A

Koskocaman dünyamızda milyarlarca insan durmadan birbirini kandırıyor, tehdit ediyor, öldürüyor. Huzur, bir türlü varılamayan bir hedef noktası şeklinde ufukta duruyor. Yaklaştıkça uzaklaşan bir ütopya... Paylaşılamayan nedir, isteklerin hiç mi sonu gelmez gibi soruların cevapları ne yazık ki hep olumsuz. "Tencerem kaynarken, maymunum oynarken." Sözü ile özetleyebiliriz bu sonu gelmez egoizmi. Bencillik, bencil olan için kısa vadede bir avantaj. Herkesi ve her şeyi kendi menfaatine yönelik olarak kullanmak tabii ki tatlı su uyanıklarına yakışır bir yaşama biçimi. Her olayı gerek yağ çekerek gerek aslında hissedilmeyen bir sevgiyi var gibi göstererek kendi lehine çevirdiğinde kişi elbette mutlu oluyor. Bir de bakıyor ki şartlar hep kendisine hizmet ediyor. Ama nereye kadar? Kullanılan silkinip kendisine gelene kadar. Ondan sonra ayrılan yollar tabii ki ters istikametlere doğru olmak zorunda. Fakat bazı temel alışkanlıklar değişmeyecek şekilde. Yani bencil olan yine bencil, saf olansa yine saf kalacak. Bir ihtimal, saf olanın bu durumdan sıkılması ve kendini toparlamaya çalışması olabilir. İyi kalpliliğin, cömertliğin cezaya çarptırıldığı bu garip dünyada merhamet duygusunu biraz törpülemek ve egoistlerden biraz ders almak gerekebilir. Bu da toplumda dünyanın giderek kötüleşmesi anlamına geliyor zaten. Herkes sert olursa, herkes acımasız ve yalancı olursa sonumuzun nasıl olacağını kestirmek zor değil. Ama ne yazık ki bu tehlikeyi bile bile, insan çaresiz kalıyor. Çünkü her defasında kırılan kalp iz bırakıyor. Tökezledikçe ayağa kalkmak giderek güçleşiyor. Kötü olmak kolay, iyi olmak zor iken kişi kötü olmaya mecbur bırakılıyor. Tabii bu durumun tam tersi söz konusu olsaydı, yani herkes birbirine karşı sonuna kadar iyi niyet besleseydi, kendisinden önce karşısındakinin menfaatini kollasaydı, o zaman burası dünya değil cennet olurdu. Böyle bir şey beklemek mümkün değil. Fakat terazinin kefelerini dengede tutmak amacı güdülebilir hiç değilse. Küçük hesaplar yaparak insan kaybetmek yerine daha derin hissetmeye çalışmak, sevgiyi özümsemek neden bu kadar zor geliyor anlamıyorum. Bir zamanlar "Benciller ve senciller" diye bir yazı yazmıştım. Oldukça uzun bir süre önce... Ne yazık ki o günden bu güne benim hayatımdaki bencillerin sayısında inanılmaz bir artış oldu. Demek ki biz istediğimiz kadar yazıp çizelim değişen bir şey olmuyor. İnsanlar işlerine geleni alıp gelmeyeni öylece bırakıyorlar.

Birisini kandırmak nasıl bir zevktir, bunu da anlamakta güçlük çekiyorum. Yalancılık nasıl bir alışkanlık haline gelebilir? Lüzumlu lüzumsuz yalana başvuran insan bundan ne gibi bir kâr sağlayabilir? İşte yine birçok soru işareti üzerime gelmeye başladı. Cevaplar ise kaçışıp köşelerine gizlendi.