Kaydet
a- | +A

Cuma gününün verdiği tatlı rehavet beni sarmış vaziyette. Oldum olası haftanın bu son gününü sevmişimdir. Dertlere verilen zorunlu molanın kapıya dayanması hoşuma gider. Bir çokları gibi"hafta sonu ne yapsam" tipi bir sıkıntıda yaşamam. Ne yapılırsa yapılsın, önemli olan insanın içinin huzurlu olmasıdır. Kişinin içinin nasıl, dışının nasıl olduğunu bilemeyeceğimiz Hannover kentindeki Expo 2000 Dünya Fuar''ında bir kez daha kanıtlandı. Monaco pavyonunun resmi açılışına katılan Prens Ernst August''a yapılan suçüstü bütün dünyada hayrete sebep oldu. Koskoca prensin o şekilde davranması şaşılmayacak gibi değil. Yanında duran koruması sayesinde meraklı gözlerden korunabileceğini zanneden prens, herkesin midesini bulandırırken düşündürdü de. Yaptığı hatanın üzerine bir de yalan söylemeyi ekleyen Prens bir defa da bu yüzden rezil oldu. Alman Bild gazetesini kendisine iftira atmakla suçlayan August, iki gün önce yayımlanan fotoğraflar sayesinde iyice köşeye sıkıştı. Bütün bunlara değer miydi diye sormak bile yersiz. İnsan biraz daha kontrollü biraz daha edepli davranabilir kuşkusuz. Hele de prenslik gibi ağır bir unvanı taşıyorsa.

Masallarda adı geçen beyaz atlı prenslerin Prens August modeline uyduğunu sanmıyorum. Bu durumda zarif ve güzel Prenses Caroline''in ne hissettiğini kestirmek güç. Her zaman altını çizmeye çalıştığım gibi dışarıdan görünen farklı olabilir. Zahire aldanmamak lazım. Kimbilir kaç genç kız hayallerinde prenses olma sevdasını yaşatıyordur. Ya da çok zengin ve Caroline kadar güzel olmayı istemeyen var mıdır? Halimize şükredelim işte. Cuma ruhu giderek daha etkili olmaya başladı üzerimde. Gözlerim kapanıyor, ben zorla açık tutuyorum. İçinde prenslerin ya da prenseslerin bulunmadığı rüyalara dalmaya can atıyorum. Bir yandan da bir tanıdığımın geçenlerde bana gönderdiği CD ye bakıyorum. Osman Öztekin isminde genç bir sanatçının ilk çalışması bu. Albümün adı Vefasız. Zirve Müzik tarafından piyasaya sunulan bu yapım zannediyorum kısa süre içinde dikkat çekecektir. Bir gazete de Osman Öztekin''in Mel Gibson''a benzetildiğini okudum. Kapaktaki fotoğrafta bu benzerlik tam görülmüyor ama o kadar yakışıklıysa işi daha da kolay olacaktır elbette. Urfa''lı oluşu ve kendi ifadesiyle "sıra gecelerinde bu işin pirlerini dinleyerek" yetişmesi Öztekin''in avantajları. Ama bana sorarsanız en büyük artı puanı ünlü hoca sayın Emel Şenocak''tan almış olduğu şan dersleri. Biliyorsunuz çok özel bir sese sahip olan İbrahim Tatlıses bile her zaman yeterli eğitimi alamamış olmasından yakınır. Şimdi onun bir hemşehrisi aynı yolu takip ederek müzik piyasasına yelken açıyor ve bu yolda eğitimi arka plana atmıyor. Türkiye''de bu konuda en yetkili ağızlardan birisi olan hocası sayın Emel Şenocak eğer bir ışık görmüş olmasaydı zaten destek vermezdi diye düşünüyorum. Vefasız isimli albümüyle sanat hayatına merhaba diyen bu yetenekli arkadaşımıza iyi şanslar diliyorum. Umarım her şey gönlünce olur ve başarıya kısa sürede ulaşır. Almanya''da bir prensin sebep olduğu karmaşadan İstanbul''a müzik piyasasına geldik. Rahatlıkla anlayabileceğiniz gibi kafamın içinde bir fikir uçuşması var. Uzun sayılabilecek bir süredir oturmuş hayatımın muhasebesini yapıyorum. Kendimi hiç haklı bulmadığım bir çok çekişme yaşadıktan sonra aldığım derslerin tadı acı geliyor. Bu yüzden de aklımı toplayıp başı sonu belli bir yazı yazmakta zorlanıyorum. Ama mübarek Cuma gününün verdiği sükunette belki biraz şifa bulabilirim. Hepinize huzurlu bir hafta sonu diliyorum.

Sözün Özü Kitaplar, zamanın büyük denizinde dikilmiş deniz fenerleridir.

Levha İnsan ne kadar dönerse dönsün arkasını göremez.