Kaydet
a- | +A

Sabahları erken kalkma zevkime geri döndüm. Böylece günün o en güzel ve masum saatlerini kaçırmıyorum artık. Güneşin tepeye çıkmak için uygun zamanı beklediği ama o ana kadar da yeryüzünde bulunanları ihmal etmeyerek tatlı tatlı gülümsediği o sabah vakitleri. Gerçi ben geceleri geç yatmayı tercih ederim genellikle. Dünyanın üzerine örtülen lacivert örtünün yumuşaklığı ile maskelenen insan yüzlerini seyrederim. Gece, herkes olduğundan daha güzel görünür. Loş ışıkta detaylar gizlenir. İnce yüz çizgileri yok olur. Böylece gündüzün yıpratıcı gerçekliğinden biraz uzaklaşmak imkanı doğar. Bu alışkanlığım yüzünden neredeyse aylardır ilk sabah saatlerini hep kaçırdım. Şimdiyse aniden beni harekete geçiren bir dürtü ile sabahın altısında uyanıp evden çıkar oldum. İtiraf edeyim insan öğlen vakti geldiğinde epey zorlanıyor ama yine de değer. Yeşilköy sahilinin gediklileri vardır. Her saatin ayrı müptelaları. Spor yapmayı seven, birbirleriyle selamlaşırken bir yere ait olduğunu hissetmenin mutluluğunu tadan kişiler. Yorucu koşturmalara dalmadan önce sahilde yürürler. Bir zamanlar ben de onlardan birisiydim. Şimdi yine aday adayıyım. Bu sabah yürürken kendimdeki değişikliği farkettim. Eskiden bir tarafta alabildiğine uzanan masmavi denizi seyretmezdim. Onun yerine evleri ve apartmanları izlerdim. İçlerinde yaşayanlarla ilgili hikayeler uydurmaya çalışırdım. Aradan geçen zamanda doğanın bütün sıkıntılar için tek ilaç olduğunu öğrenmiş olmalıyım ki şimdi gözümü denizden alamıyorum. İnsan yapısı sınırını dövmekten usanmayan deniz, inanılmaz güzellikte. Bütün kirliliğine rağmen hâlâ duru bir görüntüye sahip. Gücünün farkında. Herkesten önce burada olduğunu ve bizim bilmediğimiz pekçok olaya şahitlik yaptığını hatırlatmak istiyor gibi. Sakinken ayrı sinirliyken ayrı bir havası var ve kapris yapmak onun hakkı sanki. Bu sabah yürürken denizle bir anlaşma yaptım. Ömür boyu şartı koyduk anlaşmamıza. Bir daha onu görmezden gelmeyeceğim. Ne kadar yoğun olursam olayım mutlaka ziyaret edeceğim. Onun mavisinde dertlerimi beyaza boyamaya gayret edeceğim. Sonra dönüp yıllarca denize tercih ettiğim binalara baktım. Bir hastane ki yanlış tercihlerim yüzünden beni bir ara sıklıkla ağırlamıştı, bir Yeşilköy klasiği otel; en yakın dostum sandığım arkadaşımla orada vedalaşmıştım. Artık sadece sinemasına gidiyorum. Yalan olduğunu baştan bildiğim hikayeler dinliyorum. Üstelik buna yine eskisi gibi para ödüyorum. Ama bu sefer şartlar baştan belli. Üzülmek yerine keyif alıyorum. Ve bir başka otel. O heybetli bir bina. Yeşilköy''ün yüzakı. Spor yaptığımız, yemek yediğimiz, dostlarımızı ağırladığımız eski bir alışkanlık. Eskide kalmış bir yanlış tercih simgesi daha. Artık çok iyi biliyorum ki bu üçlünün bana verdiği zararı deniz vermezdi. Deniz, hava patladığında tehlikeli olur. Hatta ölümlere sebebiyet verir. Ama merttir. Ne düşündüğü dalgalarında görülür. Sanki bir an bana gülümsedi. Sanki "bu yaşa kadar aklın neredeydi" dedi. Ben de ona gülümsedim ve "haklısın" dedim sessizce. "Bundan sonra o tuzaklara düşmeyeceğim ve her sabah gelip seninle dertleşeceğim" diye ilave ettim. Pek ikna olmadı ama doğru söylediğimi görecek. Arkamı o üç binaya ve geçmişteki bütün tercihlere sonsuza dek döndüm. Artık önümde masmavi ve tertemiz bir ufuk uzanıyor. * * * Bu sabah yaşadığım, bir semt tasviri ve iç hesaplaşmaya yol açtı. Bu her gün hepimizin yapabileceği bir şey. Her yerin kendisine ait özellikleri, her insanın tercihleri vardır. Bir zamanlar çok kısa bir süre oturduğum İhlas Marmara Evleri''nden şu sırada çok sık haber alıyorum. Orada yaşanan bir seçim skandalı var ve halkı kırgın. Konunun peşini bırakmayan site yetkilileri ise kızgınlar. Önümüzdeki günlerde bu olaya da değineceğim. Çünkü semt demek yaşanmışlık demektir, hatıra demektir ve hiç kimsenin içinde yaşayanları hiçe saymaya hakkı yoktur. Görüyorsunuz ya, keşke herkes benim gibi denizle anlaşma yapsa.

Sözün Özü Gerçek, bir taş kadar sert, bir gonca kadar yumuşaktır.

Levha En tatlı şarkılar en acı duyguları dile getirenlerdir.