Her gün okurlarımdan pek çok faks ve mail alıyorum. Bunların hepsiyle tek tek kendim ilgileniyorum. Tabii her zaman cevap vermek mümkün olmuyor ama yine de sanırım onlar bana ulaştıklarını hissediyorlar. Dün gelen fakslardan bir tanesi çok ilgimi çekti. Sayın Aynur Özdur, daha önce hiç duymadığım bir hikaye göndermiş bana. Hiç adetim olmamasına rağmen, okurumun yolladığı hikayeyi sizinle paylaşmak istedim. * * * Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış. Mutluluk, üzüntü, aşk ve diğerleri. Bir gün, adanın batmakta olduğu duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terketmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en son kalan duygu olmuş. Mümkün olan son ana kadar beklemek istiyormuş. Ada neredeyse batmak üzereyken, aşk yardım istemeye karar vermiş. O sırada zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk: "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?"diye sormuş. "Hayır alamam" demiş. "Teknemde çok fazla altın ve gümüş var. Senin için yer yok." Burulan aşk, yine oradan geçmekte olan kibire seslenmiş: "Kibir, lütfen bana yardım et!" "Sana yardım edemem aşk. Sırılsıklamsın ve yepyeni yelkenlimi kirletirsin" diye cevaplamış kibir. Üzüntü yakınlardaymış. Aşk, ondan da yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim" "Of, aşk, o kadar üzgünüm ki yalnız kalmaya ihtiyacım var" olmuş aldığı cevap. Mutluluk da aşkın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki aşkın çağrısını duymamış bile. O sırada bir ses duyulmuş: "Gel aşk, seni yanıma alacağım." Bu, aşktan daha yaşlı birisiymiş. Aşk, o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki kendisini, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına ulaştıklarında, aşka yardımcı olan yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden aşk, bilgiye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" "O, zamandı" diye cevap vermiş bilgi. "Zaman mı? Neden bana yardım etti peki?" diye sormuş aşk. Bilgi gülümsemiş: "Çünkü aşkın değerini yalnızca zaman anlayabilir." İşte böyle. Kısa ve çok etkileyici bir hikaye. Aynur hanıma, bunu bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten de aşk, ancak zamanın anlayabileceği ve tedavi edebileceği tatlı bir sızı. Acı çekmekle at başı giden bu duygu, bizleri öylesine etkiliyor ki ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Onunla sıkıntı yaşıyoruz, onsuz duygusuz ve heyecansız kalıyoruz. Aşk, hayatımızda olmadığında daha dingin ve huzurlu oluyoruz belki ama hayatın renkleri de eski canlılığını kaybediyor diğer taraftan. Böylesine bir kısır döngünün içerisinde belki de tek yol, yere sağlam basmaktır. Onu da başarabileceklere tavsiye ediyorum.

