Kaydet
a- | +A

Bu saatten sonra durup dururken siyasete ilgi duymaya başladığımı söylesem hiçbir yakınım buna inanmaz. Oldum olası politika bana zor ve zorlama gelmiştir. İnsanların düşündüklerini olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi söylemesi mecburiyeti olarak algıladığım bu arena ancak onu sevenleri içinde barındırabilir. Ama yine de sıradan bir vatandaş olarak zaman zaman ülke gündemine takılmak zorunda kalıyorum tabii. Katı eleştirilerden ve anlamadığım konularda ahkam kesmekten hoşlanmadığım için genellikle beni mutlu eden gelişmeleri yazıyorum. Son Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni bunlardan birisi hatta en parlak olanı. Açıkçası yeni Cumhurbaşkanımız A. Necdet Sezer'' i pek tanımıyoruz. İsmi gündeme geldiğinden beri anladığım kadarıyla biraz sert ve dirayetli bir mizaca sahip. Yüz hatları olayların etkisinde kalarak değişmiyor. Hep aynı çizgileri görüyoruz. Fakat gözleri doğru bakıyor. Bende uyandırdığı izlenim dürüst ve çalışkan bir kişi olduğu yönünde. Tahmin ediyorum, yeni Cumhurbaşkanımızın evdeki yaşamıyla ilgili fotoğraf ve röportajları görmemiz zor olacak.

Hani hep yapılır ya, "evde nasıl giyinir ve yaşar, nasıl bir eştir, yemek yapmayı bilir mi, kedi veya köpek besler mi" cinsi soruların cevapları yansıtılır okura. İtiraf edeyim bazen ben de merak ederim

bunları. Ama sayın Sezer'' in bu tip çalışmalara özellikle ilk yıllarda izin vereceğini hiç sanmıyorum. O, medyatik olmanın peşinde değil. Daha ziyade görev adamı kimliği taşıyor. Türk halkı olarak ciddiyete alışacağız galiba. Sayın Demirel'' e gelince... Ne hikmetse hep sevmişimdir kendisini. Gözümü açtığımdan beri o hep sahnedeydi. Kah iktidar oldu, kah yasaklı. Ama hiç ışıkların detay gören parlaklığından uzaklaşmadı. İnanılmaz bir sabır abidesi benim gözümde. Kimi zaman içimize sindirmekte güçlük çektiğimiz cümleler söyledi. Ama o kadar başarılı ki aradan geçen yılların etkisiyle onlara bile alıştık. Hatta sevimli bulduk. Ve her ikisi el ele verip unutulmaz bir tabloya imza attılar. Bu ülke, belki de ilk defa böylesi bir dostluğa şahit oldu. Giden taraf serzenişte bulunmadı, gelen ise kibirden uzaktı. Kendimi bugünlerde şanslı hissediyorum. Artık "bu ülke düzelmez" tip geyikleri duymak zorunda değilim. Ülkeme inanıyorum. Yönetenlere güveniyorum. Bu inanılmaz bir lüks. Hanımlar ise ayrı bir gurur vesilesi. Sayın Nazmiye Demirel hep olduğu gibi yine tam bir protokol uzmanı. Güler yüzüyle karşılamada içten olduğuna tamamen inanıyorum. Sayın Semra Sezer ise kendinden emin ve zarif. Çankaya emin ellerdeydi yine öyle. * * * Bu satırları Çarşamba sabahı yazıyorum doğal olarak. Yazımı gazeteye gönderdikten sonra herkes gibi ben de nefesimi tutup malum maçı bekleyeceğim. Bütün ülke bir kez daha tek yumruk olacak ve aynı hedefe kilitlenecek. Maç ile ilgili bir yazı yazsam, bu sizin elinize ancak Cuma sabahı ulaşabilecek. Köşe yazmanın belki de en bağlayıcı yönü bu. Yine de biliyorum ki ne yazarsam yazayım duygularımız aynı. İnşallah bu gece Cimbom''umuz kupayı alır ve evine gururla döner. Unutmayalım top yuvarlaktır ve böylesine işinin ehli iki takım oynadığında sahneye şans faktörü de çıkar. Sonuç nasıl olursa olsun Galatasaray müthiş bir başarıya zaten sahip. Söylenebilecek bir tek son söz var. Hepimize iyi şanslar.

Sözün Özü Şans, hazırlıkla fırsatın karşılaştığı köşe başıdır.

L E V H A Sevgi ekilen yerde sevinç büyür.