Acaba ne zaman sallanacağız diye sorarak geçirdiğimiz ömrümüzün bu dönemi, belki de en kayda değer, en öğretici bölümü. Her an ölmek ihtimali, her zaman vardı. Ölmek ya da hayatta kalmak için hiç kimsenin önceden imzalayabileceği bir anlaşma olmadığına göre, ilk alınan nefesten itibaren son nefese hazırlıklı olmak gerekiyor. Tabii bütün bunları teorik olarak anlamak kolay. Pratikte ise işler biraz değişik. Ölmekten ölmeye de fark var. Yatağınızda mışıl mışıl uyurken öbür dünyaya intikal etmek varken göçük altında can vermek hayli tatsız. Pekiyi ne oldu da biz dünyaya, hayata bu kadar daldık? Ne oldu da kendimizi ölümsüz, başkalarını ölümlü zannettik? Şöyle bir düşünün. Akşam haberlerinde birilerinin öldüğünü duyduğunuzda hiç üzerinize alındığınız oldu mu? "Onun başına gelen benim başıma da gelebilirdi" dediniz mi? Hayır. Taa ki Marmara depremine kadar. O deprem o kadar geniş bir alanı etkiledi ki, özellikle İstanbul''da yaşayıp da kendisini ayrıcalıklı zannedenler sarsıldı. Doğuda insanların ölmesi sıradanmış da İstanbul''da birilerine birşeyler olması tuhafmış gibi algıladık. Çünkü o güne kadar doğuda ölen birilerinin haberini almak bizleri bu denli derinden etkilememişti. Ne zaman ki bizim canımız yandı, o zaman kendimize geldik. Tehlikenin her an tetikte olduğunu, ölümün gölgemiz kadar yakınımızda durduğunu fark ettik. Rahat nefes almaktan korkar olduk. Sanki kendimizi bir an bıraksak bir çeşit suç işlemiş olacaktık ve deprem yine hayatımızı alt üst edecekti. Zaten kendisi yetmezmiş gibi peşinden gelen artçı şoklar da böyle düşünmemiz için yeterli oldu. Hepimizin kafasındaki "yarın ne olacak" sorusu "yarın olacak mı" sorusuna döndü. İşte hayatın gerçek yüzü. Yani ölüm. İster deprem, ister kalp krizi, ister sel olsun değişmeyen son. Sadece şekil itibariyle değişiklik gösteren tatsız ünlem işareti. 17 Ağustos günü hepimiz sandığımızdan çok daha derinlerde bir yerden sarsıldık. Ama acaba kendimize gelebildik mi?
SÖZÜN ÖZÜ Bilginlerin kötüleri beyleri ziyaret edenlerdir. Beylerin iyileri bilginleri ziyaret edenlerdi.
LEVHA Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

