''Gözü iyi bakmak'' diye bir söz vardır. Bir zamanlar bu sözü çok sık kullanan bir arkadaşım vardı. İlk kez ondan duymuştum. Önceleri biraz itici bulmama rağmen sonradan bunun çok açıklayıcı bir anlatım olduğunu fark ettim. Bir insanın gözü nasıl iyi bakar? İyi bakmak tam olarak ne demektir? Herhalde burada altı çizilmek istenen gözbebeklerindeki ışıltı olsa gerek. Karşınızda duran kişiden aldığınız o pozitif elektrik, o yapıcı ve pırıltılı etkileşim. Bazen bu kendiliğinden gelişir. Ömrünüzde ilk defa gördüğünüz bir insanı sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissedersiniz kendinizi. Sanki bir süredir görmeyip özlediğiniz bir arkadaşınızı yeniden bulmuşçasına sevinirsiniz. Bazen de tam tersi olur. İlk defa tanıştığınız bir kişiden sebepsiz yere hoşlanmazsınız. Bir an önce uzaklaşmak için yer ararsınız. Sohbet uzasa her an gerginlik olacakmış gibi gelir size ve çekinirsiniz. Burada oluşan elektriğin negatif olduğu kilometrelerce öteden anlaşılabilir.
Bütün bunlar bir anlamda gözün nasıl baktığıyla ilgilidir. Karşımdaki insanın ilk önce gözüne bakarım ben. Eğer bakışlarını kaçırıyorsa rahatsız olurum. İnsanlar genellikle yalan söylerken muhataplarının gözlerinin içine bakamazlar çünkü. Çok profesyonel yalancılar hariç tabii. Buraya kadar anlattıklarım yeni tanışma durumlarıyla ilgiliydi. Bir de çok iyi tanıdığınız insanların gözleri var elbette. Onların nasıl baktığı özel hayatınız açısından daha önemli hiç şüphesiz. Mesela geçen gün annem ziyaretime geldi. Yaklaşık on beş gündür görmemiştik birbirimizi. Kapıda baktım bir tuhaflık var. Bir şey söylemedim. Dikkatim sürekli gözbebeklerinde... Bir müddet sonra dayanamadım ve "anne gözlerin iyi bakmıyor senin, bir terslik mi var" diye sordum.
Hakikaten de işleri iyi gitmiyormuş. Üstüne üstlük taa okul yıllarından beri arkadaşlık yaptığı bir bayana akciğer kanseri teşhisi konmuş. Annem de doğal olarak çok üzülmüş. Ama benim gördüğüm üzüntüden öte bir sıkıntıydı. Dünkü yazımda da ifade etmeye çalıştığım gibi insanlar bazen farkında olmadan depresyona girebilirler. Bu; keyifsizlik, isteksizlik, halsizlik, gerginlik ya da yorgunluk gibi birçok ipucu ile kendisini belli eden bir rahatsızlıktır. İnsan sağlığı açısından riski dozuna göre değişir. Ama her ihtimalde mutlaka bir uzmana görünmekte fayda vardır. Biraz önce bir okurumla telefonda görüştüm. Salı günü çıkan yazımda tam olarak aradığını bulamadığından şikayet ediyordu. Bir bakıma hak verdim kendisine. Benim üzerinde ehemmiyetle durduğum konu ruh sağlığı meselesi. Sonbaharın kışa doğru yüzünü döndüğü bu günlerde artan yağışlar ve loş hava ile birlikte insanlarda depresyon artıyor. Bu benim iddiam değil, uzmanların açıklamaları. Salı günü çok fazla sağlık köşesi yazıyor gibi görünmemek için hafif geçmiş olabilirim konuyu. Ama eleştiri alınca tekrar dönmek zorunda hissettim kendimi.
Sabah sıcacık yatağınızdan kalkıp evdeki karanlığa ve dışarıdaki soğuk havaya bakınca içinizden gelen ilk şey yastığınıza yüzünüzü gömmek ve öğlene kadar uyumak. Önünüzde uzanan koca günü ve onun getireceği mecburiyetleri düşündükçe içiniz ürperiyor. Hayatın ne kadar zor olduğunu ve yaşadığınız pek çok şeyin aslında kendi seçiminiz olmadığını geçiriyorsunuz aklınızdan. Trafik, sıra beklemek, üşümek ve bir türlü denk getiremediğiniz bütçenizi de listeye katınca değil güne başlamak, hayatı sürdürmek bile imkansız gibi görünüyor. Kendinizle yaptığınız uzun pazarlıklardan sonra asık bir suratla ve dokunsalar ağlayacakmış gibi bir ruh durumuyla ayaklarınızı sürüyerek banyoya doğru ilerliyorsunuz. Aynada gördüğünüz yüz sizi sıçratıyor. "Bu ben miyim" diye çığlık atmak geliyor içinizden. Ama kendinizi tutuyorsunuz. Böyle başlayan bir günden ne bekleyebilirsiniz ki? Eğer hayata biraz önce anlattığım şekilde bakıyorsanız, son günlerde bu şekilde uyanışlarınız artmışsa ve sıkıntılıysanız bir kez daha bir uzmana görünmenizi tavsiye ediyorum. Suç yağmurun değil. Yağmur aslında güzeldir ve insanı mutlu da edebilir. Eğer insan mutlu olmak istiyorsa tabii. Mutluysanız gözünüz iyi bakar. Mutluysanız başarılı olursunuz. Kendinize bir iyilik yapın ve kalbinizin sesini dinleyin. Bırakın gözünüz iyi baksın.
Sözün Özü Talih, vermediğini geri alamaz.
Levha Sabırla nezaket birleşince güç doğar.

